HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ‘örgüt yöneticiliği’ suçlamasıyla tutuklu yargılandığı davada, 460 gün sonra savunmasını yapıyor.

Savunmasında, “Bizler Türkiye’nin yurttaşlarıyız. Kendimizi özgür eşit yurttaş hissetmesek de, biz bu vatanın evlatlarıyız. Bu toprakların evlatlarıyız. Türkiye’nin parçasıyız” diyen Demirtaş, dokunulmazlıkların, milletvekillerinin ‘kürsü dokunulmazlığı ve sorumsuzluk’ haklarının hiçe sayılarak siyasi saiklerle kaldırıldığını bu nedenle mahkemenin durma ve düşme kararı vermesini talep etti. Mahkeme heyeti ise Demirtaş’ın tüm taleplerini reddetti.

Demirtaş, savunmasında ayrıca, “Öcalan’ın el yazısıyla bir bakan aracılığıyla İmralı’dan yazı getirdiler. Referandumda ‘evet’ oyu vermemiz için yapıldı bu. İnkar edilirse burada tanık dinletiriz.” dedi ve 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde ‘İmralı üzerinden adaylığının geri çektirilmeye çalışıldığını’ söyledi.

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ‘örgüt yöneticiliği’ suçlamasıyla yargılandığı ana davanın ikinci duruşmasında, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı. Sincan Cezaevi Yerleşkesindeki salonunda görülen duruşma öncesi polis çevrede yoğun güvenlik önlemi aldı. Duruşmaya HDP’nin yeni eş genel Başkanları Sezai Temelli ve Pervin Buldan’ın yanı sıra 30’a yakın milletvekili ve parti yöneticileri katıldı. Duruşmayı izlemek için gelen Alman Büyükelçisi Martin Erdmann ve bazı yabancı heyetler, gerekli izinleri almadıkları için duruşmaya alınmadı. Sarı basın kartı bulunmayan yerli ve yabancı basın mensupları da duruşmaya alınmadı. Demirtaş’ı savunmak üzere yüze yakın avukat da duruşma salonundaki yerini aldı.

DURUŞMA USÜL TARTIŞMASIYLA BAŞLADI

Mahkeme Başkanı Murat İlhan, taraflar salondaki yerini aldıktan sonra iddianamenin özetinin okunacağını söyledi. Bunun üzerine Demirtaş, “Sayın başkan iddianame okunmadan önce iddianamenin okunamayacağına dair Anayasanın 83/1 ve 2. maddesi uyarınca itirazlar ve taleplerimiz var” diye araya girdi. Kimlik tespitinin ardından söz alan Demirtaş,

İddianamenin Anayasaya aykırı bir şekilde siyasi saiklerle hazırlanan bir iddianame olduğunu, yargılamanın siyasi faaliyetlerden ve parlamentoda yaptığı konuşmaları içerdiğini belirtti. Mutlak dokunulmazlık denen kavramın bir vekilin değil halkın, parlamentonun iradesini temsil ettiğini söyleyen Demirtaş, dokunulmazlıkların kaldırılmasının siyasi olduğunu verdiği örneklerle anlattı.

MAHKEME BAŞKANI İLE DEMİRTAŞ ARASINDA TARTIŞMA

Demirtaş’ın usul yönünden itirazlarını belirtmesini isteyen Mahkeme Başkanı, “Selahattin Demirtaş usule itiraz için söz aldın. Usulü ilgili itirazların var ise alalım yoksa karara bağlayalım” dedi.

Demirtaş ise, “Dokunulmazlıklar bu kadar önemli bir konu. Bunu dinlemeyecekseniz burada keselim. Hiç bir şekilde savunma yapmam” ifadelerini kullandı. Bu sözler üzerine Mahkeme başkanı, “Bakın bizi onunla tehdit etmeyin” dedi. Demirtaş ise, “Tehdit etmiyorum. Savunmamın en önemli kısmıdır. Bunları anlatamayacaksam hiç bir şey anlatamam. Dokunulmazlığımızı kaldırtan siyasi iktidarsa bunun geçmiş alt yapısını anlatmak zorundayım” dedi. Başkanın “Devam edin” sözlerine Demirtaş, “Devam edeceğim tabi” diye karşılık verdi. Yaşanan tartışmanın ardından Demirtaş dokunulmazlığın kaldırılması sürecini anlatmaya devam etti.

‘DEMİRTAŞ UZAYLI DİYE YAZSALAR UZAYLI OLDUĞUMA İNANILIRDI’

Dokunulmazlık kaldırılmadan önce Cumhurbaşkanının kendileri ile ilgili sözleri sonrası atılan gazete manşetlerini okuyan Demirtaş, “Bu manşetlerde ‘Demirtaş uzaylıdır’ diye yazsalardı uzaylı olduğuma inanılırdı. Terörist olduğumuz söylendi ve böyle bir algı yaratıldı, insanlar buna inandı. Bir el çabukluğuyla, medya manipülasyonu ile ‘bunlar terörist’ denildi ve derhal dokunulmazlıkların kaldırılması istendi”

‘BU ÜLKEDE CEZAEVİNDE YATMAMIŞ GENEL BAŞKAN YOK’

Dokunulmazlıklar kaldırılmadan önce medya aracılığıyla başlatıldığını ileri sürdüğü kampanyaya, gazete manşetleri ve siyasilerin haklarında yaptıkları açıklamalardan örnekler veren Demirtaş, “Ben bir gün adaletin tecelli edeceğini düşünüyorum. Ve bu suçları işlemiş olan siyasetçiler, yargı mensupları, medya mensupları adaletin önünde hesap verecekler. Çünkü bu ülkede bu şekilde politik nedenlerle dokunulmazlıkları kaldırılarak idam edilen Başbakanlar var. Bu ülkede cezaevinde yatmamış genel başkan yok. Rahmetli Türkeş’ten, Erbakan’a, Ecevit’ten Demirel’e, sağdan soldan genel başkanlar cezaevine girdiler. Hepsi bu tür siyasi saiklerle hareket edilen dönemlerde, politik mahkemelerde yargılandılar. Bu mahkemeler kesinlikle bağımsız hareket edemediler. Hatta bağımsız hareket etmesin diye iktidara yakın kişiler mahkemelere atandı. Şimdi de olağanüstü hal koşullarında bir başka partinin vekilleri olarak biz yargılanıyoruz” dedi.

‘HİÇ DEĞİLSE BUGÜNE KADAR YAPILAN HUKUK REZALETİNE BİR SON VEREBİLİRDİNİZ’

Savunmasında meclis kararı olmadıkça kürsü dokunulmazlığının kaldırılamayacağını belirten Demirtaş, “Türkiye’nin en azından demokrasi açısında önümüzdeki yıllarına yön verecek yargı dışında kimse yoktur. Siz hiç değilse bugüne kadar yapılan hukuk rezaletine bir son verebilirdiniz. ‘Bu kadar usulsüzlük var. Böyle bir dosya ile bir milletvekilini biz nasıl yargılayabiliriz’ diyebilirdiniz. ‘Böyle uyduruk bir iddianameyi biz sanığın yüzüne nasıl okuyacağız’ diyebilirdiniz. Ama ne yaptınız. İddianamede eksik gördüğünüz yerleri emniyet müdürlüklerine yazı yazarak tamamlamaya çalıştınız. Öncelikle beni dinlemeniz lazımdı. İtirazları mı dikkate almanız lazımdı. Bizler Türkiye’nin yurttaşlarıyız. Kendimizi özgür eşit yurttaş hissetmesek de, biz bu vatanın evlatlarıyız. Bu toprakların evlatlarıyız. Türkiye’nin parçasıyız. Kimse bize parya muamelesi yapamaz. Düşüncelerimizden, görüşlerimizden dolayı kimse bize bu ülkenin düşmanlarıdır diyemez. Adalet mülkün temelidir. Adalet olmazsa mülk sarsılır. Şu an sarsılıyor” dedi.

MAHKEMEYE TALEPLERİNİ ANLATTI

Şu ana kadar adil yargılandıkları yönünde bir izlenim edinmediklerini belirten Demirtaş, mahkemeden talepleri olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: “Öncelikle bu aşamada durma kararı verilsin ve Anayasa Mahkemesine, Anayasa’nın 20. ek maddesini, her ne kadar Anayasa değişikliği olsa da, bir meclis kararı olması gözetilerek, somut denetimin yapılabilmesi için başvurulmasını istiyorum. İkinci talebim; sizler dokunulmazlığın kaldırılmasıyla ilgili iddiaları ciddi görüyorsanız, Anayasa Mahkemesine götürmeyip, dosyayı parlamentoya iade ederek dokunulmazlığın usulüne uygun bir şekilde kaldırılarak, tarafınıza iadesini isteyip durma kararı verebilirsiniz. Üçüncü talebim de yargılamanın bu şekilde yapılamayacağına karar verip düşme kararı alabilirsiniz. ‘Ben bu iddianameyle bu yargılamayı yapamam. Çünkü dokunulmazlık denetimi yapılmamış. Bir milletvekilinin parlamentoda yaptığı konuşmaya yönelik ben bir soru soramam. Ben bu iddianameyi sanığın yüzüne okuyup suçlayamam’ diyorsanız ki öyle demeniz lazım. Düşme kararı verip bütün fezlekeleri ilgili savcılıklara iade edip, ‘sen bunu bir de sorumsuzluk açısından incele, dokunulmazlıklar nisbi dokunulmazlığa mı, mutlak dokunulmazlığa mı giriyor bu yönde soruşturmayı derinleştir’ diyerek iddianameyi parçalara ayırarak düşme kararı verebilirsiniz. Son talebim de sizler bizzat sorumsuzluğu tespit edebilirsiniz. Savcılara bırakmadan Ağır Ceza heyeti olarak durma kararı verip, parlamentodan isteyeceğiniz belgelerle 31 fezlekeden sorumsuzluk kapsamına girenleri çıkarıp, diğerleriyle ilgili yargılamaya durduğu yerden devam edebilirsiniz” diye konuştu.

İTİRAZLAR REDDEDİLDİ

Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre, duruşmanın öğleden sonraki oturumu Demirtaş’ın itirazlarına dönük kararıyla açıldı. Mahkeme heyeti, yargılamanın durması, dosyanın Meclis’e iade edilmesi gibi itirazların hepsini reddederek duruşmaya devam edildi.

‘SEN’, ‘SİZ’ TARTIŞMASI

Bu sırada mahkeme başkanının Demirtaş’a “Fezleke fezleke mi savunma yapacaksın?” diye sormasına avukatlar “siz” “siz” diye seslenerek karşı çıktı. Söz alan bir avukat da “sen” diye seslenmenin yargılamanın tarafsızlığına gölge düşüreceğini ifade etti. Mahkeme başkanı, “Tamam, benden kaynaklandı” diyerek itirazı kabul etti. Dosya kapsamında yargılama yaklaşık 500 sayfalık iddianamenin 20 sayfalık özetinin okunmasıyla başlandı.

‘İDDİANAME DEĞİL İFTİRANAME’

Daha sonra tekrar söz alan ve iddianame için “iftiraname” diyen Demirtaş savunmasında, “Benim suçlu olduğuma benim söylediklerime bakarak karar vermeyeceksiniz. Benim hakkımda söylenenlere bakarak karar vereceksiniz. Bu nedenle ben benimle ilgili söylenenler hakkında konuşacağım” dedi.

‘ERDOĞAN ‘VEKİL TUTUKLU YARGILANMAZ’ DESE İÇERİDE VEKİL KALMAZ’

“Ailelerin, çocukları için avukatlara değil AKP başkanlıklarına gittiği” bir dönem yaşandığını söyleyen Demirtaş şöyle devam etti, “Halkın iradesine inanmayan liderin kalıcılığı yoktur ama onlar kendi dönemlerinin majesteleridir bu da gerçektir. Örneğin Recep Tayyip Erdoğan, ‘milletin vekili tutuklu yargılanamaz bu milletin iradesine aykırıdır’ desin içeride milletvekili kalmaz. Böyle tahliye olacaksam hiç olmayayım. Benim dosyam üzerimde yargılamaya kim boyun eğer bilmiyorum ama ben boyun eğmeyeceğim. Bu bir kumpas davasıdır. Zorba iktidarların rüyası halkın kabusudur. Her imparatorun rüyasının arkasından koşulmaz.”

‘BAKAN ELİYLE ÖCALAN TALİMATI GETİRDİLER’

“Ben neden tutukluyum. Kaçtım mı? Delilleri karartma durumum mu vardı. Hayır, referandum vardı” diyen Demirtaş 2010 referandumuyla ilgili şunları söyledi, “Şahsımla ilgili özel hassasiyetleri var hazretlerinin. 2010 referandumunda boykot kararı aldık. Ama ‘Evet’ denilmesi için baskı yapıldı. Oslo çözüm süreci olarak bilinen partimin içinde olmadığı, PKK ile devletin yaptığı görüşmeler vardı. Biz ‘referanduma sunulan anayasa değişikliğinde dil-kültür ile bir düzenleme olmalı. HSYK, Yüksek Yargı düzenlemesi tehlikeli, olmaz’ dedik. Boykot kararı aldık. Bunun ‘Kandil’den talimat alıyor’ diyenler, Öcalan’ın el yazısıyla bir bakan aracılığıyla İmralı’dan yazı getirdiler. Referandumda ‘evet’ oyu vermemiz için yapıldı bu. İnkar edilirse burada tanık dinletiriz. Yazıda ne vardı? Yazıda, ‘Partiniz kararı verir. Bu değişiklik yeni bir çözüm süreci önünü açar mı?’ yazısıydı. ‘Öcalan’ın talimatı’ diye bunu getirdiler. Ama biz son dakikaya kadar boykot tavrını sürdürdük. Majesteleri kabul etmedi, ‘hani Öcalan’dan talimat alıyordu bunlar’ demiş. Sen misin Oslo da çözüm süreci yürütülürken anayasa değişikliğini desteklemeyen.”

‘İMRALI ÜZERİNDEN CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞIM ÇEKİLMEYE ÇALIŞILDI’

Demirtaş, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde de “İmralı üzerinden adaylığının geri çektirilmeye çalışıldığını” söyledi. Demirtaş, “hem çözüm süreci hem de aday mı oluyor? diyor. Benim yanıtım ‘kendisinin kölesi miyim’ oldu. Bir aracı ile ‘Beyefendi rahatsız. Çözüm sürecini hiç mi düşünmüyor’ haberi geldi. Biz kendisinin kölesi olmadığımızı söyledik. Bunun tanığını da dinletebilirim” dedi.

‘ADAYLIĞIMDAN RAHATSIZ OLDU!’

Bu sözlerinin devamında “Niye bu iddianameler siyasi saiklerle hazırlandı, niye benimle husumeti var anlatıyorum. Tanıklarını da dinleteceğim” diyen Demirtaş, devamında şunları söyledi:

“2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi. 2014’te de İmralı çözüm süreci vardı. Hiçbir şekilde Cumhurbaşkanı adayı olma talebim yoktu. Ama partim beni aday gösterme kararı aldı. Onur duydum. Ne yaptı, İmralı üzerinde adaylığımı geri çekme baskısı yaptı. Tanıkları var. Devlet adına görüşmeyi yürüten heyet, ‘Beyefendi (Erdoğan) çok rahatsız oldu adaylığınızdan, hem çözüm süreci yürütüyor hem niye aday oldunuz’ dedi. Biz kendisinin kölesi miyiz? Cevabım buydu. Biz demokratik siyaseti güçlendirmek için çözüm süreci yürütüyoruz. Biz PKK’ye silah bıraktırmak için uğraşıyoruz da HDP’ye siyaseti bıraktırmak hedefler arasında değil. Biz demokratik siyasette güçleneceğiz deyince niye rahatsız oluyor? Çözüm sürecinin ruhuna bu aykırıdır.

Kampanyasının ortasında, gene tanık dinletebilirim, şu anda yüksek bürokraside görevli birisi geldi ve ‘beyefendi çok rahatsız’ dedi. ‘İkinci tura kalmamım kendisi açısından ne yararı var, çözüm sürecini hiç mi düşünmüyor.’ Çünkü anketler yüzde 10’un üzerinde gösteriyor beni, diğer aday Ekmelettin İhsanoğlu beklenen oyu alsaydı, ikinci tura kalıyordum. Cevabım aynen şu oldu: Kendisine söyleyin demokratik siyasete inanıyoruz. Demokratik bir şekilde de çalışmamızı yürütüyoruz. Bunun çözüm sürecine nasıl aykırı olduğunu iddia edebilir. Ben aday oldum son güne kadar da kampanyayı en güçlü şekilde yürüteceğim.

İnanamıyorum, niye uğraşsın ki koskoca cumhurbaşkanı bir siyasetçiyle niye uğraşsın. Uğraşır, uğraşacak çok şey bulur. 7 Haziran seçiminde parti olarak seçime girmeyelim diye İmralı üzerinden bize baskı yapmaya kalkıştılar. Devlet İmralı Heyeti; ‘Çözüm sürecine aykırıdır’ dedi. ‘20-25 milletvekili neyinize yetmiyor, bağımsız girersiniz’ dedi.

Niye, AKP’ye 400 milletvekili lazım. Tek başına Anayasa değiştirecek. Bir gün sonra HDP, PM kararı olmamasına rağmen parti olarak seçime gireceğini açıkladı. Partim 7 Haziran’da parti olarak seçime girmeliydi. Doğru yaptı. PM de hemen ardından oy birliği ile bu kararı aldı. Çünkü kendisi engellemeye çalışıyor. Kandil’in, İmralı’nın talimatlarıyla Demirtaş şunu yaptı diyenler, bana bunları yaptırmaya çalıştılar.”

***