Sözcü Gazetesi’nden Saygı Öztürk, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun gazetecilerle yaptığı görüşmeyi aktardı. Öztürk’ün aktardığına göre Davutoğlu, Gelecek Partisi’nin cumhurbaşkanı adayını kendilerinin belirleyeceğini yazdı.

Öztürk, Davutoğlu’nun siyasi ittifaklar hakkında şu yorumu yaptığını belirtti:

“İttifaklar son derece tehlikelidir. Her partinin dengesini bozar. Cumhur İttifakı’nın yapısı, AK Parti’nin doğasını bozmuştur; MHP’nin de bozmuştur. Türkiye’de bundan sonra kutuplaştırıcı değil; kapsayıcı-kuşatıcı, kurumsallığı olan, Türkiye’yi dünyaya açan bir siyaset anlayışı olacak. Fay kırıkları olmayacak. Gelecek Partisi, parlamentonun çoğunluğuna, Cumhurbaşkanlığı makamına taliptir. Şartlar gerektirir, siyasi konjonktür uygun olursa her partiyle görüşürüz. Gelecek Partisi’nin kendi cumhurbaşkanı adayı olacak. Dışarıdan biri de dahil, birini cumhurbaşkanı yapmak için partiyi kurmadık.”

Saygı Öztürk’ün Sözcü’deki yazısından ilgili kısım şöyle:

Yeni siyasi partiler kuruldukça Ankara Mustafa Kemal Mahallesi’nin de önemi artıyor. Önce İYİ Parti, hemen karşısındaki sokakta DEVA Partisi, yakınındaki caddede de Gelecek Partisi’nin (GP) genel merkezi açıldı. Dün, GP Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Ahmet Davutoğlu’nun gazete ve TV temsilcileriyle buluşma günüydü. Yardımcıları Selçuk Özdağ, Sefer Üstün ve diğer yöneticiler de gazetecilerin arasında oturdu. Davutoğlu’nun söyleyecek çok sözü vardı.

SİYASİ ETİK

Her siyasi parti “İktidar olmak” için kurulur. Davutoğlu da aynı görüşte. İktidar olması durumunda yapacağı ilk işin ne olacağını sorduğumuzda şu karşılığı verdi:

“İlk iş, ‘Siyasi Etik Yasası’nı çıkarmak olurdu. Çünkü, yolsuzlukların olduğu yerde başka şey konuşulmaz. AK Parti’den ayrılmadan önce, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yanlış olduğuna, adalet sisteminde sıkıntılar olduğuna ilişkin raporlar sundum. Bugün ne söylüyorsak, partide olduğum dönemde de fikirlerimi paylaştım. Sonuçta partiden ihracım gündeme gelince ayrıldım.

CHP’li Muharrem İnce, partisine dönük eleştirilerde bulundu, yeni bir hareket başlattı. Buna rağmen partisinden ihraç edilmedi. Ecevit, ayrı bir siyasi parti kurmasına rağmen, fotoğrafı hep CHP’de asılı kaldı. AK Parti’de böyle bir şey yok. Zaten, AKP’nin düzeleceğine inansaydık ayrılmazdık.”

DIŞ POLİTİKADA YALNIZIZ

Davutoğlu’na, bürokrasi içinden de haberler geliyor. Oluşturduğu “Gölge kabine” hemen her sabah gelişmeler konusunda Davutoğlu’na bilgi aktarıyor. Şu aralar Covid-19 koşulları içinde yapılan yardımlar üzerinde çalışılıyor. Paraların nereye harcandığının şeffaf bir biçimde ortaya konulmasının gerekliliğini belirten Davutoğlu, “İnsanlara kredi değil, hibe olarak destek olun. Bunu da bütçe içine koyun ki denetimi olsun” diyor.

GP Genel Başkanı, dış politikanın bir bütün olduğunu, küresel güçler ile iç denge kurulamazsa bir şey elde edilemeyeceğini belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

“Türkiye, hiçbir zaman bu kadar yalnız kalmadı. Ancak hiç olmadığı kadar hamaset var. Yunanistan’la tatbikat, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile anlaşma yapıldığında ABD büyükelçisini çağırıp niye sorulmadığını anlamış değilim. Ankara, Brüksel ve NATO’da aynı anda büyükelçiler çağrılıp sorulmalıydı bu konu. Trump’ın Cumhurbaşkanına yazdığı mektup… Kimse, Cumhurbaşkanı’na öyle bir mektup yazamaz. Ben o mektubu getiren büyükelçiyi görevden alırdım.”

SERT GÜÇ- İNCE GÜÇ

“Önce Türkiye ile Mısır arasında Münhasır Ekonomik Bölge anlaşması yapmak gerekirdi. Doğu Akdeniz’de çıkarları birbirine en yakın iki ülke Türkiye ile Mısır’dır. Türkiye dış politikada perspektifini, vizyonunu, üslubunu gözden geçirmeli. Sert güç ile ince güç arasındaki uyumsuzluk göze çarpıyor. Şimdi Cumhurbaşkanı için, ‘sert dilden anlayan korkunç lider’ tanımlaması yapılıyor. Erdoğan aynı Erdoğan ama fark, kurumsallığı yok. Yanında ehil ve milli kadrolar yok. Türkiye’nin diplomatik çabaları, haklı davasında yetersiz kalmıştır. Türkiye, baskıyla karar alan bir ülke durumuna düşürülemez.”

İTTİFAKLAR TEHLİKELİDİR

Davutoğlu, şimdiden ittifak tartışmalarına girmeyi doğru bulmadığını belirtiyor ve bu konuda şunları söylüyor:

“İttifaklar son derece tehlikelidir. Her partinin dengesini bozar. Cumhur İttifakı’nın yapısı, AK Parti’nin doğasını bozmuştur; MHP’nin de bozmuştur. Türkiye’de bundan sonra kutuplaştırıcı değil; kapsayıcı-kuşatıcı, kurumsallığı olan, Türkiye’yi dünyaya açan bir siyaset anlayışı olacak. Fay kırıkları olmayacak. Gelecek Partisi, parlamentonun çoğunluğuna, Cumhurbaşkanlığı makamına taliptir. Şartlar gerektirir, siyasi konjonktür uygun olursa her partiyle görüşürüz. Gelecek Partisi’nin kendi cumhurbaşkanı adayı olacak. Dışarıdan biri de dahil, birini cumhurbaşkanı yapmak için partiyi kurmadık.”