Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Halk TV’de yayınlanan Liderlerle Bayram Sohbetleri adlı programda gazeteci Özlem Gürses’in sorularını yanıtladı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Halk TV’de gazeteci Özlem Gürses’in gündeme ilişkin sorularını yanıtlıyor.

Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Aslında dünyanın genelinde bu sıkıntı var. Kitaptan kopmak organik hayattan kopmak gibidir. Bir evde kitap yoksa o ev nasipsizdir.

“ÜNİVERSİTELER ESNAF LOCALARINI İKAME EDER HALE GELDİ”

Hiçbir şey kitabın yerini alamaz. Duruş diye bir kitap yazdım gençlere. Biraz da bu FETÖ terör örgütü gibi örgütlerin gençleri kandırmaması için gençlerle sohbet ettiğim bir kitap.

Üniversiteler esnaf loncalarını ikame eder hale geldi. Eğitimin temel amacı zihni bir formasyondur.

“27 MAYIS ANAYASASINA HAYIR DEDİM”

12 Eylül gibi değişik dönemleri yaşadık biz. 12 Mart olduğunda ortaokul öğrencisiydim. 28 Şubat’ta profesörlüğün eğişindeydim.

27 Mayıs anayasasına kabine girmeden ‘hayır’ oyu verip çıktım. Benim siyasete yeniden dönmem ile ilgili. Demokrasi görünümü altında toplumda otoriter bir eğilim hakim olursa, ben bunu Irak’ta Suriye’de gözlemledim. Her yere sirayet etmeye başladığında daha da tedirgin edici bir görüntü ortaya çıkıyor.

“TÜRKİYE’DE OTOKRATİK YAPININ KALACAĞI DÜŞÜNCESİNDE DEĞİLİM”

Görüyorum ki bir otoriter eğilin daha önce makul görünen insanları bile etkisine almış. Ve bu kültür halini almış. Otokrasi evrensel bir hastalıktır. 1930’lu yılları düşünün. Türkiye’yi bu tablonun dışında görürsek, simgeleşti o dönem. Dünyadaki şu anki otokratik eğilimlerde ABD’de Trump bunun bir simgesi. Buralarda köklü demokrasi kültürünün olduğu yerlerde dahi sarsılma görüldü. Türkiye’de ben bu otokratik yapının kalacağı düşüncesinde değilim.

“BAŞBAKANLIĞI BIRAKTIĞIM GÜN KENDİMİ ÖZGÜR HİSSETTİM”

Başbakanlığı bıraktığımda birçok kişi şaşırdı. Bursa’da Cuma namazından çıktık müthiş kalabalık. Birisi kalabalığı yardı önüme geldi. “Bir şey soracağım sana” dedi. “Ben muhtarım kaç yılda bırakamadım siz bir haftada Başbakanlığı nasıl bıraktınız” dedi. Özgürlük bizim içimizde var olan, Allah’ın lütfettiği bir şeyidir. Başbakanlığı bıraktığım gün kendimi daha özgür hissettim.

Geçen gece çocuklarla yürüyerek sohbet ettik. O zaman sordular bu güç konusunu. En güçlü kişi vicdanı ile barışık olandır. Özgürlük ve güç makamla olsaydı nice insanlar geldi geçti hiçbiri özgür olamadı.

Cumhurbaşkanı destekledi, teveccühü gösterdi. Onun tercihleri idi. O kongrede biz emanetçi başbakan istemiyoruz denildi. Beni kukla başbakan haline getirmek istediler o 20 aylık süreçte.

“AK PARTİ İÇERİSİNDE ŞU ANDA GİDİŞATTAN MEMNUN OLAN SAYISI ÇOK AZ”

Başbakanlığı bırakmadan önceki MKYK’da bir il başkanı atarken bile “Biz karar vereceğiz” dediler. Eğer MKYK’da talimatla hareket etmeyecek vicdana ait 10 arkadaşım olsa ben mücadeleye devam ederdim. Daha sonra geldi hepsi özür diledi. “Talimatla hareket ettik” diye. İnsan neden talimatla hareket eder ki. Daha sonra çoğu ile görüşmedim bile.

AK Parti içinde şu anda gidişattan memnun olan insan sayısının çok az olduğunu biliyorum. Benim AKP üyesi iken yayınladığım manifestonun ardından çok sayıda AK Parti’li arayıp tebrik etti.

Bize yapılan muamelenin doğru bir muamele olmadığını herkes biliyor. Yasakların her türlüsü var. AK Parti’de olanlar artık beni ilgilendirmiyor. Benim amacım Gelecek Partisi’nin bir yere gelmesi. AK Parti’de iken önümde hizaya girenler, şimdi selam vermez oldu.

Bir değişim süreci yaşanıyor bunu görüyorum. Doğru şeyleri söylemek konusunda hiç tereddüt etmedim.

Bizim ilişkimiz herhangi bir ilişki değildi. Ben siyasete bir mevki ve makam için girmedim. Daha önce çok teklif geldi, hepsini reddettim. Sayın Abdullah Gül ile Erdoğan kurucu olarak geldiğinde 5 saatlik bir istişare yaptık.

Bunu şunun için söylüyorum; Siyasete bir hırsla girmiş değilim. Ben ilim adamıyım. Ama başbakanlık koltuğunu almış, bir seçim kazanmışsam, bu koltuğun hakkını vermek benim görevim.

“ABD, ALMAN AJANI DEĞİLİM”

İki seçim 3 kongre yaptım. Terörle mücadele var. Her hafta sonunu illerde ilçelerde geçirdim. Van’da Şanlıurfa’da. Teröristlerin devletle halkın arasına sokmak istediği arayı kapatmaya çalıştım. “Ben buradayım, Türkiye Cumhuriyeti burada” mesajı vermek istedim. Bu yoğunlukta benim yurt dışı temasım olmadı. ABD, Alman ajanı olduğum gibi iddiaların hepsi var. Ben 4 yıldır başbakan değilim, hiçbir yere bir aidiyetim yok. Bir tek kişi çıksın benim herhangi bir irtibatımı bulsun…

“1 MART TEZKERESİNE KARŞIYDIM”

İşin ilginç tarafın 1 Mart tezkeresi öncesi benim tutumum belliydi. Ben o zaman bunu doğru görmedim. 1 Mart tezkeresi geçmeyince doğrudan beni hedef alanlar oldu.

O zaman bir gazetenin baş yazarıydı. Gül Başbakandı. Ben o zaman başdanışmandım. O dönem Suriye’ye gittim, Esad’la görüme yaptım. Ben Dışişleri Bakanı olarak Clinton ile görüşeceğim zaman Wikiliks belgeleri ortaya çıktı. İlk ortaya çıkan raporlarda Orta Doğu’nun en tehlikeli adamı olarak benim adım yazıyordu.

Bu olay görüşmemizden bir gün önce yaşandı.

“BENİ İLGİLENDİREN BİR TEK ŞEY VAR: BU ÜLKENİN İTİBARI”

Almanya’ya Erdoğan gider, dünya lideri olur, ben gidince FETÖ’cü derler. Beni bilen bilir, ben babamın projesiyim. Babam okuyamamış maddi imkansızlık nedeniyle. Onur abidesi bir insandı. Bu ülkeye sadakat ondan geldi bana. FETÖ bana yaklaşamaz. Bu konuda da tek bir şey bulamazlar.

Beni ilgilendiren bir tek şey var bu ülkenin itibarı. Baskılar yapıldı. Ben ABD, Almanya karşıtı da değilim ama ben Türkiye yanlısıyım.

Sayın Cumhurbaşkanı ile daha sonra çok defa görüştüm. Görüşlerimi dile getirdim ama tek bir olumlu adım atılmadı. Ve sonuç olarak bir manifesto yayınladım. Özgürlükler konusunda büyük sorunlar var. Aynı zamanda adalet sorunu var.

“TRUMP’IN MEKTUBU İADE EDİLMELİYDİ”

Organize çetelerinin çıktığı, düşünce suçu işlediği için içeride kalan gazeteciler var. Üç, yoksulluk arttı. Ben başbakanken enflasyon 7, şimdi çift hanelerde. Şimdi asgari ücretin geldiği yer yoksulluk sınırının ok gerisinde. Ben Cumhurbaşkanının ABD’li Başkan’dan “Aptal olma” diye bir mektup alacağını hayal dahi edemezdim.

Biz böyle bir ülke değiliz. Benim en karşı olduğum biri de olsa bir Cumhurbaşkanı… Cumhurbaşkanı Pence’yi kabul etmesin diye yalvardık, daha aşağı biri kabul etsin. İki lider gibi oturdular. Protokol kuralları göz ardı edilerek o mektup sindirildi.

“GELECEK VADEDEN BİR ÜLKE AK PARTİ İLE MÜMKÜN DEĞİL”

Benim Gelecek Partisi’ni kurmamdaki ana fikir burada. Gelecek vadeden bir ülke inşa etmenin AK Parti ile mümkün olmayacağını gördük.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilen sistem demokratik kriterler konusunda noksan bir sistemdi. Eski sistem de noksandı. Cumhurbaşkanına verilen yetkiler nedeniyle benim elim kolum bağlandı.

Bugünkü sistem her an otokrasiyi getirecek bir sistem. Meclisin gittikçe azalan rolü, Cumhurbaşkanı’nın bir parti ile başa geldiği seçim sistemi.

“YÜZDE 50’DEN OY ALIRSINIZ AMA YÜZDE 100’E HİTAP ETMEK ZORUNDASINIZ”

Seçilmiş bir Başbakan ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanı ile iki başlı yönetim olabilir mi? Tabandan gelen her bir milletvekilinin kendi gücünü koruyabildiği bir sistem olabilir. Mesela ABD’deki sistem gibi. Cumhurbaşkanı yüzde 50’yi terörist ilan edebiliyor ve ayrılık da burada başlıyor. Bizim 1876’dan beri bir parlamento düzenimiz var.

Olması gereken çoğulcu bir meclis yapısı ve onun içinden çıkan bir hükümet. Çıkıp Perinçek, “Bu ülkeyi Erdoğan yönetiyorum diyor ama ben yönetiyorum” diyebiliyor.

Hakimler, hocalar, hekimler, devlet adımları insana eşit bakmak zorundadır. Yüzde 50’den oy alırsınız ama yüzde 100’e hitap etmek zorundasınız.

Güvenliği ihmal ederek de özgürlük veremezsiniz. Silopi’de, Cizre’de terör örgütlerine barikatlar kurduramazsın. Biz Gelecek Partisi olarak şunu diyoruz; biz sizin güvenliğinizi riske atamadan özgürlük tanıyacağız.

Adalet yakınlarınıza sağladığınız bir imkan olduğu zaman adalet olmaktan çıkar. Düşmanınız dahi sizin adaletinizden eminse, adalet olur.

“AK PARTİ İÇERİSİNDE BİRBİRİNE GÜVEN YOK”

Emin olma hali Türkiye’de yok. Sayın Cumhurbaşkanı ile son görüşmemde… Şu an genel merkezde insanlar birbirine olan güveni bıraktı. Neden biz konuşurken cep telefonlarımızı kapının dışında bırakıyoruz.

Sıradan bir aile toplantısı ya da genel merkezde neden bırakıyorsun? Bir güven yok kim kimi dinliyor. Daha önce FETÖ dinliyordu, peki şimdi kim dinliyor.

Bunu AKP’li arkadaşlarımla hep görüştüm. Başaramayınca kamuoyuna açtım bu konuyu. Ama bu konuda ümidimi kaybedince bağlarımı kopardım partiden.

“KAPI KAPILAR ARDINDA YOLSUZLUKLAR YAPILIYOR”

Gelecek Partisi’nin en temel ilkelerinden biri de şeffaflık. Benim başbakanken yapamadığın üzüldüğüm konulardan biri de siyasi şeffaflık yasasını geçiremeden görevi bıraktım.

Şeffaflık yasasının sihirli bir dokunuş olduğunu fark ettim. Yolsuzluk kapalı kapılar arkasında yapılıyor. Ben çok kişiyi bu sebeple görevden aldım. Bu nedenle AKP içinde bize karı cephe oldu. Ben şeffaflık yasasına ilişkin konuştuğumda Sayın Cumhurbaşkanı ilçe başkanı bulamazsın kendine dedi.

Çok olumsuzluklar gördüm devlet hayatında. Şu anda yaşanan bütün aksaklıkları avucumun içi gibi biliyorum. Dokunacağımız zaman neyi düzeltmemiz gerektiğini biliyorum.

“PELİKAN ÇETESİ SİYASETİ TİYATRO ZANNEDİYOR”

7 Haziran’da biz çoğunluğu alamadığımızda büyük birçok yaşandı. Karamsar bir balkon konuşması yaptım. Bir gün bile bu ülkeyi hükümetsiz bırakmayacağız dedim.

HDP ile koalisyon düşünmedim. MHP vardı CHP vardı. Önce CHP’yi denedik. Ben o zaman sayın Kılıçdaroğlu’nu daha yakın tanıdım. Bu Pelikan çetesi siyaseti tiyatro zannediyor. Sayın Cumhurbaşkanı Bana bir görev vermiş. Ben AKP MKYK’yı topladım. Büyük çoğunluk CHP’ye bir kısım da MHP’ye yakındı. Taban MHP’ye biraz daha yakındı.

Sayın Bahçeli muhalefetin kapısını en baştan kapatmıştı. Sayın Cumhurbaşkanı ile istişare içinde olduğumuz halde, o dönem Erdoğan’a karşı CHP ile yol yürümeye çalıştığımı söylemeye başladılar.

MHP ile de aynı şekilde. O zaman bunları yazan şu an trol olarak gördüğüm bir yazar.

CHP ile güçlü bir ekip de kurmuştuk ama son aşamaya gelindiğinde, yaşanan bazı gelişmeler neticesinde bunun sağlıklı işlemeyeceği kanaati ortaya çıktı. Bu konuda CHP’yi de suçlamak istemem. Bir taraftan da başbakanım o zaman tabanımın taleplerini de dinlemek zorundayım.

“BAHÇELİ FETÖ’YÜ GÜÇLÜ GÖSTERİYOR”

Sayın Bahçeli o dönem bütün teklifleri reddetti. Mübarek bayram günü bir şey söylemek istemiyorum ama Bahçeli geçen ne diyor Gelecek Partisi’nin adını Pensilvanya koymuş. Biz arkadaşlarımızla istişare içinde seçtik bunu. Aslında Bahçeli, FETÖ’ye en büyük yardımı yapıyor burada. Benim gibi birini FETÖ kontrol edecek öyle mi? Sayın Meral Akşener’i 28 Şubatın zorlu günlerindeki İçişleri Bakanını FETÖ kontrol edecek öyle mi? FETÖ minnettardır Bahçeli’ye FETÖ şu durumdayken, Bahçeli, FETÖ’nün elini güçlü gösteriyor.