Cumartesi, Haziran 25, 2022

Dalgalı denizde güvenli seyir: Almanya’da koalisyon gücünü koruyor

Emrah Aslan
1986'da Berlin'de doğdu. 2009'da İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler programından lisans derecesini aldı. Lisans yıllarında Erasmus programı kapsamında 1 yıl süreyle Hamburg Üniversitesi İşletme, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde değişim öğrencisi olarak bulundu. 2014 yılında Akdeniz ve Hamburg Üniversitesi'nin ortak programı olan Ortak Avrupa Çalışmaları'nda DAAD bursiyeri olarak yüksek lisansını tamamladı. Lisans yıllarından beri çeşitli ulusal gazetelerde ve dergilerde yazıları yayımlanan Emrah Aslan, bağımsız araştırmacı olarak çalışmalarına devam etmektedir. Aslan'ın akademik ilgi alanları yakın dönem Türkiye siyasi tarihi, Türkiye'de siyasi partiler, sosyal demokrasi, Osmanlı-Türk modernleşmesi ve Türkiye dış politikasıdır.

Son genel seçimde koalisyonu oluşturan üç partinin toplam oy oranının %52 olduğunu düşünürsek, ağırlaşan ekonomik ve siyasi kriz ikliminde hükümetin görev onayını %47 civarında tutabilmesini önemli bir başarı olarak kabul etmeliyiz.

Almanya’da yeni hükümet göreve geleli birkaç ay olmasına rağmen, abartısız şekilde, bir tam görev süresine (4 yıl) denk düzeyde yoğun ve kaotik bir gündemle karşı karşıya kaldı. Pandemiden çıkış sinyallerinin arttığı ve buna bağlı olarak ekonomik verilerin kayda değer şekilde iyileşmesinin beklendiği bir süreçte Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması, siyasal paradigmaları ve ekonomik dengeleri derinden sarstı ve dönüştürmeye devam ediyor. Bununla birlikte eldeki güncel anketler ve kamuoyu yoklamaları, her şeye rağmen çiçeği burnunda koalisyon hükümetinin halk desteğini güçlü şekilde koruduğunu gösteriyor.

Nisan ayında gerçekleştirilen son kamuoyu yoklamalarına göre Almanya’da federal hükümetin çalışmalarından çok memnun ya da memnun olduğunu ifade edenlerin oranı %47’yi bulurken, halkın yaklaşık %18’i hükümetten hiç memnun olmadığını belirtiyor. Hükümetin performansını “idare eder” olarak değerlendiren seçmen yüzdesiyse %33 civarında.

Son genel seçimde koalisyonu oluşturan üç partinin toplam oy oranının %52 olduğunu düşünürsek, ağırlaşan ekonomik ve siyasi kriz ikliminde hükümetin görev onayını %47 civarında tutabilmesini önemli bir başarı olarak kabul etmek gerekiyor. Scholz hükümetinin ilk günden itibaren ekonomik gidişatın seyri konusunda topluma karşı açık ve şeffaf bir tavır içerisinde olması, alım gücünün azalmasına karşı yurttaşları koruyacak ekonomik tedbirlerin hızlı şekilde açıklanması ve olası yoksullaşmaya karşı toplumun yalnız bırakılmayacağını gösteren siyasi söylemler, hükümetin hanesine büyük bir artı olarak yazıldı. Haziran ayında her yurttaşa 300 Euro enerji desteği verilmesi ve Haziran’dan itibaren aylık ulaşım kartlarının üç aylığına 9 Euro olarak sabitlenmesi (sözgelimi normalde Berlin’de aylık 81 Euro’dur) akla gelen ilk somut ekonomik destek adımları. Scholz, geçtiğimiz yıl gerçekleşen sel felaketi sırasında kriz yönetimindeki başarısını kanıtlamış bir siyasetçi olarak soğukkanlı kalmayı ve doğru müdahalelerde bulunmayı becerebiliyor.

Scholz hükümetinin yurttaşları koruyacak ekonomik tedbirleri hızlı şekilde açıklaması ve yoksullaşmaya karşı toplumun yalnız bırakılmayacağını gösteren siyasi söylemleri, hükümetin hanesine büyük bir artı olarak yazıldı.

Öte yandan, salt koalisyon temelinde değil, siyasi figürler üzerinden baktığımızda da koalisyon ortaklarının kamuoyu desteğinin sürdüğünü görmek mümkün. En başarılı bulunan siyasi figür ise, %54 ile Ekonomi Bakanı Robert Habeck olurken, onu %53’le Dışişleri Bakanı Baerbock ve %51’le Başbakan Olaf Scholz izliyor. En popüler ilk iki siyasetçinin Yeşiller’den olması, anketlerde Yeşiller’in oylarının da ivme kazanmasıyla paralel seyrediyor. Koalisyonun küçük ortağı liberal FDP içinse haberler pek iyi değil. Maliye Bakanı ve FDP lideri Lindner’in popülaritesi %39’da kalırken, bu durum halk nezdindeki görev onayı %50’nin altında kalan tek koalisyon ortağı olarak Lindner’i öne çıkarıyor. Popülarite sıralamasında dikkat çeken en önemli husus ise, şüphesiz ana muhalefet partisi CDU’nun çiçeği burnunda lideri Friedrich Merz’in sadece %36 civarında bir popülariteye sahip olması. Merz, henüz yeni seçilmesine rağmen Scholz hükümetine karşı toplumda bir heyecan yaratamamışa benziyor. Hristiyan Demokratlar’ın eski kuşağını ve geleneksel kanadını temsil eden Merz, daha çok geçmişten konuşan bir isim olarak CDU’nun 60 yaş üzeri geleneksel tabanından ötesinde bir etki yaratamamış halde.

Son günlerdeki anketlerde her ne kadar CDU/CSU %26-28 aralığına yükselmiş ve SPD güç kaybediyor gözükse de bütüne bakıldığında koalisyon hükümetinin gücünü koruduğunu söylemek mümkün.

Son günlerdeki anketlerde her ne kadar CDU/CSU %26-28 aralığına yükselmiş ve SPD güç kaybediyor gözükse de bütüne bakıldığında koalisyon hükümetinin gücünü koruduğunu söylemek mümkün. Haziran başı itibariyle SPD’nin oy oranı %20-22 bandında seyrederken, Yeşiller %21-23, FDP ise %8-9 civarında seyrediyor. Bununla birlikte FDP’de de hafif bir gerileme olduğu konusunda parantez açmak gerekiyor, bunun koalisyonun geleceğine nasıl etki edeceğini ise önümüzdeki aylarda daha net görebileceğiz. Maliye Bakanı olarak 100 milyar Euro’luk acil savunma harcamasına ve ekonomik daralmaya karşı yurttaşlara ekonomik destek vermeye dönük harcamalara yeşil ışık yakan ve liberal ekonomik reformlar iddiasında zayıf kalan Lindner, önümüzdeki süreçte liberal reformları geçirmeye çalışarak tabanına ve partisine güçlü bir sinyal göndermek isteyebilir.

Trafik lambası koalisyonu, sadece birkaç aylık dönemde esasen birkaç yıla denk bir kaos ve yoğun gündemle karşı karşıya kaldı. Scholz ve ortakları, şimdiye kadar yerinde ve doğru müdahalelerle iş bilir ve öngörü sahibi, net bir intiba verdi. Önümüzdeki aylarda ekonomik ve siyasi krizler derinleştikçe, hükümetin krizleri yönetebilirlik sınırlarını görmüş olacağız. Scholz ve Habeck’in sıkça olası daha kötü günler için mesajlar vermesi, hükümetin yakın ve orta vadeli geleceğe dönük hazırlığı olarak okunmalı.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Emrah Aslan
1986'da Berlin'de doğdu. 2009'da İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler programından lisans derecesini aldı. Lisans yıllarında Erasmus programı kapsamında 1 yıl süreyle Hamburg Üniversitesi İşletme, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde değişim öğrencisi olarak bulundu. 2014 yılında Akdeniz ve Hamburg Üniversitesi'nin ortak programı olan Ortak Avrupa Çalışmaları'nda DAAD bursiyeri olarak yüksek lisansını tamamladı. Lisans yıllarından beri çeşitli ulusal gazetelerde ve dergilerde yazıları yayımlanan Emrah Aslan, bağımsız araştırmacı olarak çalışmalarına devam etmektedir. Aslan'ın akademik ilgi alanları yakın dönem Türkiye siyasi tarihi, Türkiye'de siyasi partiler, sosyal demokrasi, Osmanlı-Türk modernleşmesi ve Türkiye dış politikasıdır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
47,835TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI