Bir türlü aşılamayan “uzun durgunluk”, serbest ticareti sorgulayan yorumların Wall Street JournalFinancial Times, hatta The Economist gibi medya platformlarında görülmeye başlaması, küreselleşmenin en “iyimser” deyimle duraklaması, Panama Belgeleri ile yeniden gündeme gelen yolsuzluklar, Batı merkezli küresel kapitalizmin,çürüme, çözülme sürecini sergiliyor.

Daha da durgunlaşırken… 

Dünya ekonomisi 2009’daki çöküşten bu yana durgunluktan çıkamıyor. 2015 yılının ikinci yarısından bu yana veriler, merkez ülkelerin cansız büyüme oranlarının hız kaybetmeye başladığını gösteriyor. “Yükselen Piyasaların” durumu daha da vahim. Dünyanın yedinci büyük ekonomisi, bu yıl yüzde 3.5 daralması beklenen Brezilyaiçin CNN “çöküş” kavramını kullanıyor, Goldman Sachs ise “depresyon”. Venezüella’yı yüzde 500 enflasyon, siyasi kaos sarsıyor. Dünyanın sekizinci büyük ekonomisi İtalya’da banka sistemi 360 milyar Avro’luk batık kredi yükü altında çatırdıyor. Avusturya hükümeti, batık bankalarını kurtarmakla meşgul (Snyder, Economic Collapse, 11/04/2016). Business Insider, CNBC ekonomistleri, ABD’de ekonomik büyüme hızı beklentisinin, bu yılın ilk çeyreği için sıfır noktasına gittiğini aktarıyorlar. 

Snyder, sürekli çöküş olasılığını vurgulayan bir araştırmacı, aynı şeyi, BrookingsInstitute, Financial Times, OECD ve IMF için söylemek olanaklı değil. Brookings-Financial Times’ın ve OECD’nin “öncü göstergeler” indeksleri, IMF raporu dünya ekonomisinin yeniden yavaşlamaya başladığını (Financial Times, 10-11-12/2016) gösteriyor. 

Faizler sıfır düzeyinde, geriye ekonomiyi (talebi, yatırımları) canlandırmak, istihdamı korumak için devlet harcamalarından, yatırımlarından başka bir enstrüman kalmıyor. Bu da bizi neo-liberalizmden başka bir yere, Keynesgil ekonomi modeline getiriyor. 

Talebi, yatırımları, devlet eliyle canlandırabilmek için de, ekonomiye enjekte edilecek kaynakların ülke ekonomisi içinde kalması gerekiyor. Bu bağlamda, mal ve sermaye hareketlerindeki serbestlik ciddi bir sorun yaratıyor; iki kanaldan sorgulanıyor (L. SummersFinancial Times 10/04/16; G. Ip, Wall Street Journal, 11/04/16).

Serbest ticaret sorgulanıyor 

(1) Ülke ekonomisine enjekte edilecek kaynakların, ithalat, sermaye hareketleri yoluyla ülke dışına kaçarak rakip ekonomileri destekleme riski var. (2) Özellikle Çin gibi ülkelerin, düşük ücretle, çevre koruma kurallarından büyük ölçüde muaf, devlet desteğinden yararlanarak üretilen mallarının, ABD, AB ülkelerinde yerli üretimi imha ederek işsizlik, vergi kaybı yoluyla ekonomiye, siyasi dengelere zarar verme riski giderek artıyor. 

Bu iklimde vatandaşların büyük kısmı, küreselleşmeden, serbest ticaretten esas olarak seçkinlerin yararlandığını düşünüyor, siyasetin hâlâ neo-liberalizme sadık merkezinden uzaklaşarak, korumacılıktan yana, küreselleşmeye, AB’ye karşı tutum alan partilere yöneliyorlar. Bu nedenle de örneğin ABD’de bile yalnızca Trump değil,Clinton, Sanders, Ted Cruz, serbest ticaretin yararlarını sorguluyor (Summers). 

Bu ortam da, Panama Belgeleri “yüzde 99’un”, “yüzde 1”e ve temsilcilerine ilişkin kuşkularını doğruladı. Neo-liberal dönem boyunca devletler sermayeye kaynak aktarmak, mali piyasaların istediği istikrarı sağlamak için bütçe disiplini adına, kamu işletmelerini tasfiye ettiler; sağlık, eğitim, işsizlik destekleri, emekli maaşları alanlarında harcamalarını kıstılar. Bu sırada, gerçek kaynak sahibi “yüzde 1” (büyük sermaye) vergi vermemek için içeride her türlü yasal kolaylıktan yararlanırken parasının bir kısmını da Luxemburg, Panama gibi merkezlerde gizliyordu. 

Serbest piyasa, mali serbestlik, adeta sermayeye her şey serbest havasında devam ederken, Panama Belgeleri, Libor faizleri manipülasyonu, uyuşturucu kartellerinin, mafyanın paralarının banka sisteminde aklanması, siyasilerin rüşvet-komisyon yoluyla hırsızlıkları, FIFA yolsuzluğu gibi skandalların üzerine geldi. Yalnızca bir ekonomik model değil, kapitalizm çözülüyor ve çürüyor.