Pazar, Haziran 26, 2022

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru-2  

Gülgün Erdoğan Tosun
1966 yılında Aydın’da doğdu. İlkokul, ortaokul ve liseyi Aydın’da bitirdikten sonra girdiği Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden 1988 yılında mezun oldu. Doçentliğini Siyasal Hayat ve Kurumları alanında almıştır. Sivil toplum, devlet-sivil toplum ilişkisi, siyasal partiler, siyasal iletişim ve gazetecilik konularında yayımlanmış çalışmaları bulunmaktadır. YÖK bursuyla kısa bir süre Amerika Birleşik Devletleri’nde Washington DC’de Middle East Institute bünyesindeki Turkish Studies Center’da kıdemli araştırmacı olarak bulunmuştur. Prof.Dr. Tosun 1990- 2021 yılları arasında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde öğretim üyeliği yapmıştır.

Millet İttifakı tarafından belirlenecek cumhurbaşkanı adayından iki önemli beklenti vardır; öncelikle seçimi kazanması, kazandıktan sonra da Türkiye’nin demokratikleşme sürecine geri dönüşünü sağlaması.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidilen süreçte Millet İttifakı bileşenleri iktidar bloğu tarafından bir an önce adayını açıklaması yönünde sıkıştırılmaktadır. Mevcut durumu gözden geçirdiğimizde Cumhur İttifakının aceleyle TBMM’den geçirdiği ve bir önceki yazımızda ele aldığımız karışıklıkları içeren seçim yasasında değişiklik yapan kanundan başka bir şey bulunmamaktadır. Seçimlerin 2023’de mi yoksa erken veya baskın seçim şeklinde 2022 yılı sonunda mı yapılacağı bile belirsizdir. Demokrasilerin ayırt edici özelliklerinden en önemlisi kuralları önceden belirlenmiş, düzenli aralıklarla yapılan seçimlerdir. Düzenli aralık ilkesine uyulmaması ve erken/baskın seçim beklentisi demokratik görünüme zarar vermektedir.

Uygulamadaki sistemin ismi Türkiye tipi Cumhurbaşkanlığı rejimi olmakla birlikte, dayandırıldığı başkanlık sisteminin tanımlayıcı özelliklerinden ayrılan yönleri bu belirsizlikleri beslemektedir. Başkanlık sisteminde yasama ve yürütmenin görev süreleri sabittir, aynı kişi hem yasamada hem de yürütmede görev alamaz, başkan yasama organının çalışmasına katılamaz ve başkan yasama organını feshedemez.

Türkiye’de yürürlükteki sistemi belirsizleştiren asli unsur “Partili Cumhurbaşkanı” uygulamasıdır. Partili cumhurbaşkanı uygulaması Cumhurbaşkanına doğrudan (Cumhurbaşkanlığı kararnameleri) veya dolaylı (partisinin yani milletvekillerinin de başkanı) olarak yasama sürecinin temel belirleyicisi olma yetkisi verdiği için yasama ve yürütmenin tek bir kişinin şahsında toplanması sonucuna yol açmıştır. Yasama ve yürütme arasındaki sert kuvvetler ayrılığı ilkesini işlevsiz hale getirmekte ve sistemi demokratik olmaktan uzaklaştırmaktadır.

Bu temel tespiti yaptıktan sonra iktidar ve muhalefetin Cumhurbaşkanı adaylarına ilişkin değerlendirmelere geçebiliriz. Millet İttifakının etrafında birleştiği Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem (GPS) önerisi asli olarak yukarıda saydığımız olumsuzlukları giderme ve Türkiye’yi demokratik ilkelere geri döndürme iddiası taşımaktadır.

Ancak GPS önerisinin hayata geçirilmesinin önünde aşılması gereken bazı engeller bulunmaktadır. Öncelikle seçmenlerin (özellikle genç seçmenlerin) yürürlükte olan uygulamanın aksine partisiz cumhurbaşkanı fikrine alıştırılmasının zaman alacağı akılda tutulmalıdır. Türkiye’deki siyasal partilerin oligarşik yapıları ve değişime nispeten kapalı, statükoyu sürdürmekten yana kadroları nedeniyle bu süreç muhalefet parti liderlerinin parti içi denge politikalarıyla yakından ilişkili olacaktır. Seçmenler dışında parti kadrolarının ve parti içi dengelerin de bu fikirle imtihanı söz konusudur. Bunların dışında iktidar bloğunun beslendiği, ama muhalefet bloğunun başa çıkmak zorunda olduğu “popülizm” ve popülist retoriğinin içeriğinin yeniden üretilmesi meselesi bulunmaktadır.

Belirlenecek aday söz konusu geçiş sürecinin koordinasyonunu yürütecek bir potansiyele sahip olmalı, elde edeceği hiper-başkanlık güçlerinden yeri geldiğinde vazgeçmeyi bilmesi beklenmektedir.

Normal koşullarda 2023 yılında yapılması muhtemel milletvekili genel seçimlerine ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine daha 1 yıldan biraz fazla zaman vardır. Cumhur İttifakı bloğunun MHP kanadı tarafından “Bizim cumhurbaşkanı adayımız nettir, o da sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır”[1] açıklaması yapılmış, AKP kanadından AKP genel başkan yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Ali Hasan Yavuz partililerle yapılan bir toplantıda “Cumhurbaşkanımızın ilk dönemi, bu dönem. Daha önceki dönem, parlamenter sistem döneminde başka bir sistemde seçilmişti. O yüzden sil baştan başladı. İkinci dönemi 2023 olacak. Seçim 2023’ün Haziranı’nın 18’inde yapılacak. Seçimde Cumhurbaşkanımız, ‘Cumhur İttifakı’nın adayıdır ve önünde de hiçbir engel yok”[2] açıklaması yapmıştır.

Cumhur İttifakı’nın hem MHP hem de AKP kanadı ısrarla seçimlerin 2023 Haziran ayında yapılacağını vurgularken Millet İttifakı adayının açıklanması için henüz erken olduğu söylenebilir. Özellikle medya gücünü elinde tutan iktidar bloğu erken bir adaylık açıklaması sonrasında muhalefet açısından zorlu bir dezenformasyon süreci başlatabilir.

Esasen kamuoyundaki tartışmalara bakıldığında 2021’den beri İyi Parti genel başkanı Meral Akşener’in “güçlendirilmiş parlamenter sistemin ilk başbakanı olmaya talibim”[3] açıklaması dikkat çekicidir. Bu açıklama İyi Parti’nin stratejik bir manevrası olarak oldukça başarılıdır.

Millet İttifakı’nın diğer ortaklarından CHP ise kamuoyundaki tartışmalara göre içinde üç potansiyel aday barındıran bir partidir. Partinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın isimleri potansiyel cumhurbaşkanı adayları olarak gündemdedir. Alternatif adaylar arasından seçim yapılırken, bir önceki dönemde partinin genel başkanı olmayan bir adayın cumhurbaşkanlığı yarışında karşılaştığı zorluklardan ve her muhalefet partisinin ilk turda kendi adayını çıkarması nedeniyle uğranılan yenilgiden ders çıkarma vakti olduğu açıktır.

Muhalefet bloğunun popüler bir isimden ziyade, HDP seçmeninin de benimseyeceği kapsayıcı, çözüm odaklı, ekonomiden sağlığa, adaletten eğitime alternatif politikalarıyla seçmeni ikna edebilecek bir kadroya ihtiyacı var.

 Millet İttifakı tarafından belirlenecek cumhurbaşkanı adayından iki önemli beklenti vardır; öncelikle seçimi kazanması, kazandıktan sonra da Türkiye’nin demokratikleşme sürecine geri dönüşünü sağlaması. Belirlenecek aday söz konusu geçiş sürecinin koordinasyonunu yürütecek bir potansiyele sahip olmalı, elde edeceği hiper-başkanlık güçlerinden yeri geldiğinde vazgeçmeyi bilmesi beklenmektedir.

Muhalefet bloğunu oluşturan tüm partilerin (Millet İttifakına içinde yer almayan partiler dahil) bir bütün olarak seçim sürecinde seçmenlerin nabzını kontrol edebilmesinin yolu kapsayıcılık ve çözüm odaklı olmaktan geçmektedir. Mevcut ekonomik sıkıntıların ve enflasyonist baskının altında ezilen işçi, memur, emekli ve işsizlerin, gençlerin içinde bulunduğu umutsuzluk hissinin yerine popülist söylemden uzak gerçekçi çözüm önerileri sunabilmelidir.

Tanju Tosun’un da belirttiği üzere, “Erdoğan gibi seçmenle kurduğu özdeşlik ilişkisi güçlü, karizmatik, popülist bir aday karşısında rakibin kim olacağı son derece önemli. Muhalefetin adayı tüm muhalif seçmen kitlesinin beklentilerini temsil edebilmeli, mobilize edebilmelidir”[4]. Bu mobilizasyonun can alıcı noktası, “birlikte nasıl daha iyi bir yaşam kurulabilir” sorusuna verilecek yanıttır. Tek adam rejiminin alternatifi olarak, cumhurbaşkanı adayının “tek adamlık” yerine birlikte çalışacağı takımla birlikte “uzlaştırıcılık” özelliği öne çıkan bir ekip lideri olarak seçmenlerin yaşadığı ortak sorunları (ekonomik, toplumsal, kültürel, siyasal) çözebilecek kapasiteye sahip olduğuna seçmeni inandırması gerekir. Bu nedenle muhalefet bloğunun popüler bir isimden ziyade, HDP seçmeninin de benimseyeceği kapsayıcı, çözüm odaklı, ekonomiden sağlığa, adaletten eğitime alternatif politikalarıyla seçmeni ikna edebilecek bir kadroya ihtiyacı var.

Belirlenecek aday ve kadrosu muhalefet bloğunu oluşturan tüm partilerin liderlerinin, parti elitlerinin, parti kadrolarının, partilerin seçmen ve üyelerinin onayından geçerse toplumsal kabulü daha kolay olacaktır.

GPS önerisinin oluşturulduğu sürece damgasını vuran 6’lı masa mutabakatının genişletilerek sürdürülmesi önemlidir. Aday belirleme sürecinde katılımcılığın ve kapsayıcılığın sağlanması için ön seçimden farklı şirketlere yaptırılacak alan araştırmalarına kadar farklı yöntemlerin uygulanması ve kazanabilecek adayın ortaya çıkarılması gerekir. Bunun yanı sıra tek tur-tek aday stratejisiyle tüm muhalefet partilerinin ortak hareket etmesi muhalefeti cumhurbaşkanlığı seçiminde zafere taşıyabilir. Katılımcılık ve birlik stratejilerinin yanına seçim güvenliğini de eklemek gerekir.

[1] Bahçeli: Bizim Adayımız Sayın Erdoğan’dır; Tekrar Aday Olamayacağı İddiasının Hiçbir Temeli Yoktur, T24 Haber, Erişim adresi: https://t24.com.tr/haber/bahceli-cumhurbaskani-erdogan-in-tekrar-aday-olmasinin-onunde-herhangi-bir-engel-bulunmamaktadir,1013181 Erişim tarihi: 14 Nisan 2022

[2] AKP’den Cumhurbaşkanlığı Adayı Açıklaması, Cumhuriyet, 3 Mart 2022, Erişim adresi: https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/akpden-cumhurbaskanligi-adayi-aciklamasi-1912656 Erişim tarihi: 14 Nisan 2022

[3] Akşener: Güçlendirilmiş parlamenter sistemin ilk başbakanı olmaya talibim, Birgün Gazetesi, Erişim adresi: https://www.birgun.net/haber/aksener-guclendirilmis-parlamenter-sistemin-ilk-basbakani-olmaya-talibim-361119 Erişim tarihi: 14 Nisan 2022

[4] Tanju Tosun, “Etkili Aday Olmazsa Muhalefet Kaybeder”, Karar Gazetesi, 11 Nisan 2022, Erişim adresi: https://www.karar.com/guncel-haberler/etkili-aday-olmazsa-muhalefet-kaybeder-1660323 Erişim tarihi: 11 Nisan 2022

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Gülgün Erdoğan Tosun
1966 yılında Aydın’da doğdu. İlkokul, ortaokul ve liseyi Aydın’da bitirdikten sonra girdiği Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden 1988 yılında mezun oldu. Doçentliğini Siyasal Hayat ve Kurumları alanında almıştır. Sivil toplum, devlet-sivil toplum ilişkisi, siyasal partiler, siyasal iletişim ve gazetecilik konularında yayımlanmış çalışmaları bulunmaktadır. YÖK bursuyla kısa bir süre Amerika Birleşik Devletleri’nde Washington DC’de Middle East Institute bünyesindeki Turkish Studies Center’da kıdemli araştırmacı olarak bulunmuştur. Prof.Dr. Tosun 1990- 2021 yılları arasında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde öğretim üyeliği yapmıştır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
47,835TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI