Cumhurbaşkanı Erdoğan Marmara Üniversitesi’nde konuşuyor.

Konuşmasından satır başları:

Şahsımın mezuniyetinden bir yıl sonra bugünkü adını alan Marmara Üniversitesimiz 84 binin üzerindeki öğrenci ve 3277 öğretim üyesi ile ülkemizin önde gelen yüksek öğretim kurumları arasında mümtaz bir yere sahiptir.

Pek çok milli sporcumuzun yetiştiği spor bilimleri fakültesi de başlı başına bir markadır. Üniversitemizin önünde çok büyük hedefler bulunduğunu biliyorum. Bir mezunu ve Cumhurbaşkanı olarak üniversitemize her konuda destek verdim, veriyorum. Maltepe ve Göztepe’deki külliyelerimizle ilgili çalışmaları yakından takip ediyorum. Maltepe, 2300 dönüm civarında bir arazi üzerinde, inşallah şu anda projenin son halini de kendilerinden göreceğim, son haline de bakacağız ve Maltepe’deki yer bittiği zaman Marmara Denizi’ne nazır ve külliye olarak bütün birimlerini bir araya toplayan bir üniversite olması bakımından efradını cami ağyarını mani olacak.

Bir mezunu ve Cumhurbaşkanı olarak üniversitemize her zaman destek verdim, veriyorum. Üniversitemizin hedeflerine ulaşmak için çok daha gayret göstermeliyiz. Türkiye’nin dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına onlarca kurumla girmek zorundadır.

Biz hükümete geldiğimizde milyonlarca gencimizin girmek için kapıda beklediği ama çok azının bunu başarabildiği bir sistem vardı. Arz talep böyle dengesiz olunca dershaneler gibi fırsatçı yapılar ortaya çıkmıştı. FETÖ de en parlak öğrencileri devşirebileceği bu yapıyı kullandılar. FETÖ bu ülkenin çocuklarına yaptığı kötülükle geleceğimizi çalmıştır. Göreve geldiğimizde üniversite sayımız 77’ydi şimdi çok şükür 185’e çıktı.

Doçentlik açıklaması

Yardımcı doçenlik unvanıyla ilgili çeşitli şikayetler vardı. Birçok arkadaşım, ahbabım var. Dinlediğimde ben de tatmin olmazdım. Bunun bir aldatmaca olduğunu da bilirdim. Yardımcı doçentliğin bir siyasi karar olduğunu bilirdim.Dedik bir öyle bir adım atalım ki, ara unvanı ortadan kaldırıp doktoradan doğrudan doçentliğe geçilmesini temin edecek çalışma yapalım. Büyük ihtimalle önümüzdeki hafta parlamentoya gönderilecek. Doktoradan sonra bir de yardımcı doçentlik olmayacak. Doktoradan sonra kazanan doçentliğe gidecek.

Her iş gibi akademi de adanmışlık gerektirir. Ben hocalarımızda artık bu azmi ve kararlılığı görüyorum. Türkiye’de imkan, para, kaynak sorunu yoktur. Bunların hepsine artık sahibiz. Çünkü israf ekonomisini bir kenara koyan iktidar var.

Bilimin gelişmesiyle en yakından ilgilenen şahsımdır

YÖK, kalite kurulu, misyon farklılaşması programları ile bu konularda ilk adımları atmıştır. Üniversitelerimizden de benzer anlayışla kendi projelerini hayata geçirmelerini planlıyoruz. Türkiye her alanda milletimizin değerlerinden, halka rağmen halk için anlayışı ile hareket eden, söylemi sosyalist, zihniyeti faşist kadroların tasallutu altında kalmıştır. Üniversitemiz de bu alanda kalmıştır. Beni oyumla çobanın oyu bir olabilir mi diyen bir zihniyetin olduğu yerde demokrasiden söz edilemez. Hezeyanlar saçan bir zihniyetin olduğu yerde millilikten söz edilemez.

Pensilvanya’nın emrine her yanı ile cehalet kokan bir adamın emrine her şeyinizi teslim etmişseniz profesör de olsan hiçsin, çok farklı reklamın da olsa bir hiçsin. Kapınızdaki tabelada öyle yazıyor olmasının bir önemi yoktur. Ben demiyorum ki bütün bilim insanları bizim için düşünecek. Ben aklımı bu tür adamların emrine kiraya verenler için söylüyorum. Bizim isteğimiz objektiflikten uzaklaşılmadan hareket edilmesidir. Cumhuriyet tarihinde bilimle, bilimsel çalışmalarla, araştırmayla, gelişmeyle en yakından ilgilenen Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın ben şahsım olduğunu iddia ediyorum. Olmaya da devam