Cumartesi Anneleri/İnsanları Galatasaray Meydanı’ndaki 634. buluşmalarında 23 yıl önce Hakkari’de gözaltına alınan, daha sonra cansız bedenleri bulunan Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ın dosyasındaki cezasızlığın son bulmasını istedi, yaşamını yitiren Hediye Anne’yi unutmadı.

Cumartesi Anneleri, 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası’nda 634. buluşmasında Enter Özdemir ve Bapir Çıtak için adalet istedi. Galatasaray Meydanı’nda “Failler belli kayıplar nerede?” pankartıyla bir araya gelen kayıp yakınları, karanfiller ve gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıdı.

“BURADAN GEÇENLER BİZİM HİKAYEMİZİ EZBERLEDİ”

Buluşma, 1995 yılında oğlu Abddurrahman’ı gözaltına kaybeden ve akıbetini öğrenemeden yaşamını yitiren Cumartesi Annesi Hediye Doğan’ın anılmasıyla başladı. İlk sözü alan Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, “Sana güle güle demeyeceğiz anneciğim. Sen bizimlesin. Bizim acımız yüreklerimizi, ciğerlerimizi yaktı. Bizim acımız, isyanımız dağları deldi, gözyaşımız dereleri taşırdı. Sesimizi bir duyan olmadı” dedi.

Gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun da Hediye Anne’nin evlat acısı çekerden hayatını kaybettiğini söyledi ve Coşkun’un mücadelesini şöyle anlattı:

“O anne Galatasaray’a gelmek için neler yaşıyordu. Otobüse binemiyordu. Midesi bulanıyordu. Sirkeci’ye geliyor, oradan yürüyerek Galatasaray geliyordu. Yaşlı bir anneydi. Evlat acısı çekiyordu. Biz onu kaybettik. Artık buradan geçenler bizim hikayemiz ezberledi. Artık yeter. Daha kaç anne gözü yaşlı, gözü açık aramızdan ayrılacak. Bu ülkede demokrasiden ve hukuktan bahsedilmektedir. Galatasaray bakın artık. Anaların eli sizin yakanızda olacak. Ta ki katillerden hesap sorulana kadar. Kayıplarımızı unutmayacağız, unutturmayacağız.”

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da hayatını kaybeden annelerin yerine yeni anneler geldiğini, yeni acıların yaşandığını vurguladı, “Acılarımız maalesef azalmıyor, artarak daha da çoğalıyor” dedi. Tanrıkulu, “Türkiye’nin başka başka yerlerinde kayıplar hala devam ediyor. Bu meydan oldukça biz hesap sormaya devam edeceğiz” diye konuştu.

HAKİKAT VE ADALETTE ISRAR

634. oturumun basın açıklamasını okuyan Aylin Hacaloğlu, üstü örtülen, yok sayılan ve sorumluluğu üstlenilmeyen gözaltında kaybetme suçuna karşı hakikatte ve adalette ısrar ettiklerinin altını çizdi.

46 yaşındaki iki çocuk babası Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ın Hakkari’nin Çukurca ilçesi Tiyar (Kazan) köyünde yaşadığını, 5 Mayıs 1994’te köyü kuşatan asker ve korucular tarafından evde yapılan arama yapıldığını, arama sonrası köyün saatlerce ateş altında tutulduğunu ve açılan ateş sonucu Akar ailesinin 10 yaşındaki çocuklarının öldürüldüğünü hatırlattı.

Askerlerin gece geç saatlerde Özdemir ve Çıtak’ın evine gelerek yol gösterme bahanesiyle iki ismi aldığını belirten Hacaloğlu, “Özdemir ve Çıtak eve dönmeyince aileleri askeri birliğe giderek yakınları hakkında bilgi almak istedi. Askeri yetkililer onlara yakınlarının kendileri tarafından alınmadığını söyledi” dedi.

ÖZDEMİR VE ÇITAK’IN PARÇALANMIŞ BEDENLERİ DERE KENARINDA BULUNDU

Hacaloğlu’nun aktarımına göre; aileler üç gün sonra kayıplarını aramak için köylerine döndü. Arama sonucunda Çıtak ve Özdemir’in cansız bedenleri elleri ve ayakları bağlı olarak bir dere kenarına atılmış halde bulundu. Yapılan incelemede ikilinin panzerin arkasına bağlanarak sürüklendikleri ve sonrasında da ateş açılarak öldürüldükleri anlaşıldı. Olay yerine çağrılan savcı, “Güvenlik nedeniyle biz gelemeyiz. Siz cenazeleri Çukurca’ya getirin” dedi. Bunun üzerine köylüler cenazeleri alarak Çukurca’ya doğru hareket etti ancak önleri Bolu Tugayı’na bağlı komandolarca kesildi. Askerler savcı talimatı üzerine Çukurca’ya gittiklerini söyleyen köylülere “Gidin köyde gömün, yoksa hepinizi öldürürüz” karşılığı verdi. Bunun üzerine Özdemir ve Çıtak boşaltılan köyde defnedildi.

O tarihten sonra ailelerin yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığının altını çizen Hacaloğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Onları gözaltına alanlar ve vahşice katledenler bugüne kadar yargılanmadı. Ailelerin hukuki girişimleri yeterli resmi belge-bilgi olmadığı iddiasıyla reddedildi. Gözaltında kaybetme uluslararası düzeyde bir suç olmasına ve yürürlükteki uluslararası hukukun yaptırımlarına tabi olmasına rağmen devlet diğer kayıp dosyalarında olduğu gibi Enter Özdemir ve Bapir Çıtak dosyalarında da zorla kaybetme suçunu uygun araçlarla cezalandırma zorunluluğunu yerine getirmedi.”

Gülmen, Özakça Ve Gün’ün Direnişine Selam

Kayıp yakınları, OHAL kararnamesi ile ihraç edilen ve “İşimi geri istiyorum” talebiyle 73 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın direnişini ile oğlunun kemiklerini almak için açlık grevine devam eden Kemal Gün’ü selamladı.

Sokağa çıkma yasakları nedeniyle Cizre ve Yüksekova’da eylemlerini gerçekleştiremeyen kayıp yakınlarının seslerine ses olduklarını ifade eden Cumartesi Anneleri, Sur’da katledilen Diyarbakır Eski Baro Başkanı Tahir Elçi için de adalet isteyeceklerini, Hediye Coşkun içinse Kanarya Mahallesi’nde iki günlük taziye çadırı açacaklarını duyurdu.