Cumhuriyet Halk Partisi Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu, bu seçim döneminde en çok yaşadıkları sıkıntının “yığma seçmen ve kaydırılan seçmen” olarak adlandırdıkları seçmen hareketleri olduğunu söyledi.

Amerika’nın Sesi’nden Mehmet Toroğlu ve Tezcan Taşkıran ‘ın haberine göre, Yakupoğlu bunun yanında, yasadaki değişiklikten kaynaklanan bir düzenlemeyle terör iddiasıyla il seçim kurullarının ya da valilerin talebiyle YSK’nın belirtilen yerdeki sandıkların taşınmasına ya da birleştirilmesine karar verdiğini söyledi.

 

Ayrıca, çok fazla oy pusulalarının basıldığı iddialarının gündeme geldiğine dikkati çeken Yakupoğlu, yeterli matbaa altyapısının olmaması nedeniyle bunun sorun yarattığını ve itirazlar üzerine YSK’nın önceki kararını zorunlu olarak değiştirdiğini belirtti.

“Sandığın başından ayrılmayın”

Yakupoğlu, sandık güvenliği açısından en fazla dikkat edilmesi gereken unsurunsa, sandık kurullarındaki tüm işlemlerin, sabah oy verme işleminin öncesinden başlayarak en son sandık sonuç tutanaklarının imzalanıp ilçe seçim kuruluna teslim edilmesine kadar takip edilmesi olduğunu vurguladı.

Sandık başında siyasi partili üyeler, müşahitler, seçmenler ve sandık kurulunun gözetim ve denetimi altında yapılan işlemlerin seçim güvenliğinin ‘en yumuşak karnını’ oluşturduğunu ifade eden CHP temsilcisi, “Çünkü her şey burada olabilir” dedi ve şu önemli noktalara dikkat çekti:

“Şimdi siz sandığın başında yoksanız o sandık sonuç tutanağına ne yazarsanız ilçe seçim kuruluna o gidecek. Dolayısıyla bunu denetleme şansınız yok. Neyle denetleyebilirsiniz? Siz sandığın başında olacaksınız oy verme işlemi sırasında veya tasnif işlemi sırasında, varsa şikayetinizi bunu dile getireceksiniz, şikayetiniz kabul edilirse sorun yok ama kabul edilmezse mutlaka sandık tutanak defterine neden kabul edilmediğinin, neden reddedildiğinin karar altına alınmasını isteyeceksiniz. Çünkü bu karar ileride yapılacak itirazlar için tek delildir. Yasa gereği mutlaka delilinizi, itirazınızı eklemeniz, eğer deliliniz yoksa delilinizin nerede olduğunu belirtmeniz gerekir aksi takdirde haklı dahi olsanız itirazınız dinlenmez. İşte sandık tutanak defteri de bu işin tek delilidir.”

Yakupoğlu, tutanaklar alınıp seçim kuruluna getirildiği andan itibaren sürecin elektronik kısmının başladığını, sonuçların SEÇSİS adı verilen sisteme yüklendiğini belirtti. CHP olarak kendi içlerinde de benzer bir sistemin olduğunu anlatan Yakupoğlu, “İlçe başkanlıklarımızdan gelen o sandıkla ilgili rakamsal veriler ve ıslak imzalı tutanağın fotoğrafı da bizim sistemimize giriyor ve YSK’nın sistemine giren verilerle bizim kendi sistemimize yüklediğimiz verileri özel bir yazılımımız karşılaştırıyor. Karşılaştırdığı anda uyum varsa sorun yok ama uyumsuzluk varsa sistem anında alarm veriyor” diye konuştu.

Yakupoğlu şöyle devam etti:

“Bizim görevimiz siyasi partiler olarak sisteme girilen o verilerin doğru olup olmadığını düzenli kontrol edebilmektir. İşte bunun başlangıcı sandık başında olmanız ve ıslak imzalı tutanağı almanızdır. Yoksa bizim sistemimiz ne kadar mükemmel olursa olsun buraya insan unsuruyla bir veri akışı sağlamadığımız sürece YSK’nın sistemini denetleyemeyiz. İşte o yüzden sandığın başında olmak, bütün işlemleri kontrol etmek, gerekli şikayetleri ve itirazları anında yapmak ve bunun sonucundaki tutanakları almak ve bu tutanakları partiye götürüp partinin de YSK’nın sistemine ilçe seçim kurulları tarafından girilen verileri denetlemesine imkan sağlamaktır.’’

“Tek çare 31 Mart’ta sandığa gitmek”

Siyasi partilerin medyada eşit temsil edilmemesi konusundaki şikayet ve kaygılara ilişkin de Yakupoğlu, iktidarca seçim kanunlarında yapılan değişiklikler sonucu bu konudaki itiraz haklarının ellerinden alındığını, şikayet edebilecekleri bir mekanizmanın kalmadığını söyledi.

Yakupoğlu, “Cumhurbaşkanını denetleyemiyorsunuz, yayın kuruluşlarını denetleyemiyorsunuz, bunları şikayet edeceğiniz bir mercii de yok o zaman geriye bir tek şey kalıyor sandık. Dolayısıyla bunu söylemekten biz yorulduk, anlatmaktan yorulduk, bir yerde de çareniz de yok tek çare 31 Mart’ta sandığa gitmek. bunun başka bir yolu yok bizim açımızdan” diye konuştu.

”Çok fazla asker ve polis yığması oldu”

Bir diğer kaygı duydukları hususun da özellikle doğu ve güneydoğuda çok fazla asker ve polis yığması olması olduğunu kaydeden Yakupoğlu, “Mesela Foça, orada komando okulu var, küçük bir nüfus, belediyesi CHP’de. 3 bin 600 küsur astsubay kursiyer oy kullanacaklar, hatta 632’si de kursunu bitirmiş Türkiye’nin değişik yerlerinde göreve gitmişler onlar da gelip Foça’da oy kullanacaklar. Şimdi düşünün Foça’nın seçmeni kaç kişi zaten? Yaklaşık 4 bin asker orada kursiyer olarak oy kullanacak” dedi.

Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın silahlı kuvvetler bünyesinden çıkarılıp İçişleri Bakanlığı’na bağlandığına değinen Yakupoğlu, kanuna göre askerlerin oy kullanamadığına dikkati çekerek, “Mesela Harbiye’deki bir öğrenci oy kullanamıyor ama jandarma okulundaki bir öğrenci oy kullanabiliyor. Dolayısıyla askerin ve polisin etkili olabileceği pek çok seçim çevresi de çıkacak, bunun sonuçlarını da göreceksiniz” diye konuştu.