Bugün Çağlayan Adliyesinde  ülkenin aydınlarını, ilericilerini, demokratlarını, insan hakları savunucularını, kısacası toplumun tamamını ilgilendiren iki duruşması gerçekleştirildi. Bunlardan ilki yargılamaları devam eden Can Dündar ve Erdem Gül’ün duruşmalarıydı. İkinci duruşma ise “Barış Bildirisi”ne imza attıkları gerekçesiyle tutuklanan akademisyenlerin davasıydı. 

Yüzlerce Barış ve özgürlük sevdalısı, bugün Çağlayan Adliyesini adeta Adalet Şöleni alanına çevirdiler. 

Can Dündar ve Erdem Gül davası 

MİT tırlarıyla Suriye’de iç savaşı kışkırtan iktidarın suçlarının ortaya çıkmasının yarattığı korkuyla Can Dündar ve Erdem Gül’ü tutuklamış olması basına ve ifade özgürlüğüne yönelik darbedir. Anayasa mahkemesinin ders gibi kararı sonrası tahliye edilen Can Dündar ve Erdem Gül bu karar doğrultusunda beraat ettirilmesi gerekirken haklarındaki dava halen sürmektedir. Davanın sürmekte olması Cumhurbaşkanının hukuk tanımazlığının bir sonucudur. 

Savcının dosyayı başka davalarla birleştirme çabasının mahkeme heyetince reddedilmesi olumlu bir gelişmedir. 

Ancak bu davada bizleri sevindirecek tek karar, davanın bir an önce beraatla sonuçlandırılması olacaktır. 

 İktidar baskı politikalarıyla tüm ülkeyi açık bir cezaevine dönüştürmektedir 

Ülkenin bir bölümünde yürütülen savaşı sorgulayarak, itiraz eden ülkemizin yüz akı akademisyenler barış ortamının sağlanması talebiyle bir bildiri kaleme aldılar. Savaş ve çatışma ortamının arka planı ve yaratacağı tahribatı görmenin duyarlılığıyla “Bu suça ortak olmayacağız“ başlığıyla kaleme alınan bildiri kısa sürede iktidarın ve sarayın hışmına uğramı. Ve dört akademisyen ve aydın kısa sürede tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 

Karanlığın hüküm sürdüğü baskı koşullarında, yılmadan ülke için “Barış” talebinde bulunan, ülkeyi kirli bir savaş ortamına sokmaya çalışanların suçlarına ortak olmayacaklarını kararlılıkla haykıran, akademisyen dostlarımıza destek olmak, barışa olan desteğimizin yanı sıra, insan olma gereğimizin de bir parçasıdır. Bu nedenle “Adalet Şöleni” için Çağlayan Adliyesinde idik. 

Tutuklu akademisyenler Muzaffer Kaya, Meral Camcı, Kıvanç Ersoy ve Esra Mungan duruşma salonunda savunmalarıyla yargılanan değil yargılayan oldular. 

Mahkeme, tüm çabasına rağmen, bugün “Barış talebi”nden  suç üretemedi. Savcı önce tutuklama talep etse de, kısa bir aradan sonra bu tutumundan vaz geçerek tahliye talebinde bulundu, heyet te talebi uygun bularak tüm sanıkların tahliyesine kararı verdi. 

Tahliye kararına sevindik. Ancak, adalete ve hukuka uygun kararın, beraat ve davanın kapatılması kararı olduğuna inanıyorum. 

Barışa sahip çıkmanın onuru bizim, ülkesini cezaevine çevirip, bölgesinde savaşın kışkırtıcılığı yapmanın utancı da iktidarındır.