Haftanın dosyasının ikinci konuğu CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak. Toprak, Türkiye-İran ilişkilerini PolitikYol için değerlendirdi. CHP’li milletvekili, Türkiye-İran arasında sıklaşan üst düzey ziyaretlerin perde arkasında, hükümetin köşeye sıkıştığı dış politika ve ekonomide çıkış arayışlarıyla, değişim ihtiyacının yattığını belirtiyor.

Toprak, Mart başında Başbakan Davutoğlu’nun Tahran ziyaretinden iki hafta sonra, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Türkiye ziyaretinin, önemli bir sürecin habercisi olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Baştan itibaren, AKP hükümetinin ve Cumhurbaşkanın dış politikada yanlış üstüne yanlış yaparak, Türkiye’yi yalnızlaştırdıklarını, bu dış politikanın değişmesi gerektiğini söyledik. Komşularla ilişkilerin, karşılıklı saygı ve içişlerine karışmama, barış ve işbirliği ilkesi üzerinde, yeniden inşası gerektiğini savunduk.

 

Türkiye ile İran arasında, son 15 günde yaşanan temas trafiği, hükümetin bizim bu uyarılarımızdan sonra, yeni adımlar atmak üzere harekete geçtiğini gösteriyor. Komşularımızla, siyasi ve ekonomik ilişkilerimizin düzelmesinden yana olduğumuzu hep vurguladık. Türkiye, bölgesel konumu ve sınır komşusu olarak, geçmişi çok eskiye giden ilişkiler açısından, İran için önemli bir ortak. İran da Türkiye için öyle. İran’ın, ambargo sonrası yeniden kalkınma hamlesine girme, İran halkının refahının yükseltilmesi planlarında Türkiye, birikimi, şirketleri, müteahhitleri, sanayicileri, yatırımcıları ve ihracatçılarıyla, en yakın konumda. İran’ın da, bunu değerlendirdiği anlaşılıyor. Yılda 1 milyon 700 bin İranlı turistin geldiği Türkiye açısından, ilişkilerin gelişmesi, turist sayısının artması, ticaret hacminin hedeflenen 30 milyar dolar ve üzerine çıkması, Bodrum’dan sonra, Alanya Gazipaşa Havaalanına da direk uçak seferlerinin başlaması, önemli adımlar. Daha da önemlisi, bölgede değişen siyasi ve askeri dengeler sonrasında, iki ülkenin stratejik işbirliği”

Toprak, İran’ın Rusya ve Suriye’de Esad yönetimi ile güçlü bağlarının olduğuna dikkat çekerek, yakın dönemde, olası dış politika gelişmeleriyle ilgili beklentilerini, şöyle ifade etti:

“Tahran-Ankara arasında hızlanan bu ziyaret trafiğinin, bir başka boyutunun da, İran’ın, Ankara ile Moskova ve Şam arasında, yeniden diyalogun tesisi konusunda, katkı vermesi olduğunu düşünüyorum. Suriye’de, Rusya’nın çekilmesiyle ortaya çıkan yeni durum, Türkiye ve Rusya’nın Suriye’de karşı karşıya gelmesi olasılığını azalttı. Suriye Kürtlerinin federasyon ilanı, sınırlarımızdan girişi hızlanan ithal terörün, büyük kentlerimizi hedef almaya başlaması, hep uyardığımız gibi, Suriye politikasının radikal biçimde gözden geçirilmesini gerektiriyor. Esad ve Suriye Ordusu’nun, Rusya destekli yeni kazanımları, ABD ve batılı ülkelerin, Esad’ın çözümün parçası olduğunu kabul etme noktasına gelmeleri, Ankara ile Şam arasında, yeni bir diyalog sürecinin tesisini zorunlu kılıyor. İran, gördüğüm kadarıyla, ikili ekonomik ilişkiler yanında, bu noktada da devreye girmiş durumda. Rusya ile ilanihaye sürdürülemez şekilde, bozulan siyasi ve ekonomik ilişkilerin onarımı için, adımların atılması elzem. Tahran, bu noktada devreye girme arzusunda ve yakın gelecekte, Rusya, Suriye, Türkiye ilişkilerinde, yeni açılımlar sürpriz olmayacaktır. İran’ın küresel pazarlara açılması, Avrupa’ya doğal gaz satışları, Tebriz-Ankara boru hattının Avrupa’ya uzaması, yeni dönemin kilit adımları olacak. Suriye’de müttefik olan İran ve Rusya’nın, petrol ve doğal gazda, rakip olmaları, İran’ın Türkiye’den beklentilerini somutlaştırıyor. Mevcut konjonktür, AKP hükümetinin dış politikada değişim noktasına geldiğini gösteriyor. Bu tablo, CHP’nin haklılığını, uyarılarının yerindeliğini gösteriyor.”