CHP’li Taşcıer “Genç kadınlarda istihdam oranı yüzde 17,2 ile, her 6 kişiden birinin istihdam edildiği bir noktaya gelmiştir” açıklamasını yaptı.

Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili ve Parti Meclisi üyesi Gamze Taşcıer, TÜİK’in açıkladığı işsizlik verilerini değerlendirerek kadın işgücüne katılım ve istihdam oranlarındaki büyük düşüşe dikkat çekti. Her dört kadından sadece birinin istihdam edildiğini, bu oranın genç kadınlarda altıda bire düştüğünü ifade eden Taşcıer, “Bu durum yeni nesillerin ve genç kadınların eve haspedildiği bir Türkiye yaratmaktadır.” dedi. İstanbul Sözleşmesi tartışmalarına da değinen Taşcıer, “Kadınlar hali hazırda eve hapsedilmiş ve çalışma hayatından dışlanmışken, bir anlamda can güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nden de çıkıldığı takdirde, kadın yaşamı çok büyük bir tehdit altına girecektir.” ifadelerini kullandı.

Taşcıer’in açıklaması şöyle:

“Türkiye’de 15 yaşın üzerindekilere bakıldığında, kadın nüfusu bu süreçte 520 bin artarken, işgücüne katılan kadınların sayısı ise 1 buçuk milyon azalmış ve sadece bir senede yüzde 34,5’ten 5,3 puanlık düşüşle yüzde 29,2’ye gerilemiş durumdadır. Böylece işgücüne katılmayan kadın sayısı 22 milyonu aşmıştır. İstihdam oranları da kadınlar açısından durumun vahametini ortaya koymaktadır. Buna göre her iki erkekten biri istihdam edilirken, kadınlarda bu oran her dört kişiden birinin istihdam edildiği bir tabloyu gözler önüne sermektedir. TÜİK’in pembe gözlüklerle açıkladığı verilerin ne kadar gerçeği yansıttığı herkesin malumu iken, durumun bundan çok daha kötü olduğu açıktır.

Kadınların iş hayatından dışlandığı ve eve hapsedildiği bir toplumun kalkınabilmesi mümkün değildir. Daha da vahimi, 15-24 yaş arasındaki genç kadınlarda işgücüne katılım oranı daha da sert düşmüş ve yüzde 23,8’e gelmiştir. Genç kadınlarda istihdam oranı yüzde 17,2 ile, her 6 kişiden birinin istihdam edildiği bir noktaya gelmiştir. Kadın istihdamı hızla azalırken, eğitimlerini tamamlayıp istihdam edilmek için çaba sarf eden genç kadınlar ise çalışma hayatına büyük oranda dahil olamamaktadır. Sonuç olarak Türkiye’de kadın istihdamı hızla azalmakta, genç kadınlar ise çalışma hayatı ile tanışamamaktadır. Bu durum yeni nesillerin ve genç kadınların eve haspedildiği bir Türkiye yaratmaktadır.

Tam da böylesi bir durumda iken, İstanbul Sözleşmesi’nin de tartışmaya açılıyor olması, Türkiye’de kadınların yaşam endişelerini kat be kat artırmaktadır. Kadınlar fiziksel şiddet ile karşı karşıya kalmakta iken, ekonomik şiddet de kendini göstermiştir. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması tartışması ile kadın işsizliğinin ilişkisi yok sayılamaz. Kadınlar hali hazırda eve hapsedilmiş ve çalışma hayatından dışlanmışken, bir anlamda can güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nden de çıkıldığı takdirde, kadın yaşamı çok büyük bir tehdit altına girecektir. Eve kapatılan ve şiddete karşı kendisini koruyan uluslararası sözleşmenin güvencesini de kaybeden kadınlar, hem yaşam hakkından hem de çalışma hakkından yoksun bırakılacaktır. Türkiye’nin, kadınların ikinci sınıf insan kabul edildiği bir ülke haline gelmesini asla kabul etmeyeceğiz. Kadın istihdamını hızla artıracak adımların atılması, teşvik ve desteklerin artırılması, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmakla ilgili çağdışı taleplerin artık dillendirilmemesi ve hatta akıllara bile getirilmemesi gerekmektedir. Tablo bu kadar vahimken sözleşmenin tartışılması, cinayetlerin hızla artmasına yardımcı olmak anlamına gelecektir.”