CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan bir açıklama yaparak açlık grevi eylemlerinin 76. gününde, evlerine gece yarısı yapılan baskınla gözaltına alınan ve tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutuklanmasına tepki gösterdi.

Sarıhan, savcılık sorgusunda Gülmen ve Özakça’ya sorulan soruları iktidara yöneltti. Tutuklama kararının, iki eğitimciyi zımnen ölüme mahkum etmek olduğunu söyleyen Sarıhan “Gülmen ve Özakça’nın ölmelerinden çıkarınız nedir? Size ne tür menfaatler sunuldu?” diye sordu.

Sarıhan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“KHK ile işten atılmalarının ardından 76 gündür açlığa direnen akademisyen Gülmen ve öğretmen  Özakça, hergün adli kontrol için karakola gidip imza atıyor olmalarına rağmen bir gece baskını ile kapıları kırılarak gözaltına alındılar. Gülmen ve Özakça, bu hukuksuz gözaltının uzaması halinde açlık grevini, ölüm orucuna çevireceklerini açıkladılar. Ne var ki Savcı, onların tutuklanmasını istedi. Duruşma Yargıcı ise  ‘tutuklanmamaları halinde adaletin işleyişine zarar verecekleri’ gerekçesi ve ‘örgüt üyesi olmak’ iddiasıyla onları tutuklandı. Bu tutuklama, doğrudan mahkeme eliyle yaşam hakkına müdahaledir. Bu kararla, 76. gününde olan açlık sürecinde, onlar, zımnen ölüme mahkum edildiler.

Şimdi biz iktidardakilere soruyoruz: Gülmen ve Özakça’nın ölmelerinden çıkarınız nedir? Size ne tür menfaatler sunuldu? Hükümetin OHAL dönemi boyunca haksız bir şekilde işinden ettiği yüzbinlerce insanın adalet arayışı için simge durumuna gelmiş bu iki ismin ölümüne yol açabilecek olan bu tutuklama kararı vicdanınızı sızlatmıyor mu?”

“HUKUKUN OLMADIĞI YERDE ADALET NASIL İŞLER? AÇLIK GREVİ, İŞLEMEYEN BİR ADALETİ NASIL ENGELLER?”

Sarıhan, tutuklama gerekçesi olarak gösterilen “Tutuklanmamaları halinde adaletin işleyişine zarar verecekleri” gerekçesinin hukukla  ilgisi olmadığını belirterek “ Bu iki eğitimcinin ölmesi, Türkiye’de son dönemde artık salt bir umut olarak varolabilen, toplumun adalet inancına zarar vermeyecek midir? Yine soruyoruz; hukukun olmadığı yerde adalet nasıl işler? Açlık grevi, işlemeyen bir adaleti nasıl engeller?” dedi.

“BARIŞÇIL YOLLARLA ADALET ARAYANLARA DÜN TAKSİM’İ BUGÜN YÜKSEL’İ KAPATAN ANLAYIŞ KENDİ CEZAEVİNİ İNŞA EDİYOR”

“Gezi  benzeri eylemler yaratmak” iddiasını da soran Sarıhan, şu ifadeleri  kullandı:

“Bir başka iddianız ya da korkunuz ‘Gezi’ dir. Size sorarız; OHAL süreci boyunca, 100 binden fazla kamu görevlisi meslekten ihraç edilmiş, sosyal güvenceden yoksun bırakılarak sivil ölüme mahkum edilmiş, yaşadığı mağduriyet nedeniyle en az 37 kişi intihar etmiş, 158 gazeteci tutuklanmış, 2500 gazeteci işsiz bırakılmış, binlerce dernek, vakıf ve sivil toplum örgütü kapatılmış, bir sorgu yöntemi olarak gözaltında işkence iddiaları artmış ve toplumun her kesiminde ‘Sıra ne zaman bize gelecek?’ sorusu ile bir korku imparatorluğu yaratılmıştır.

Vicdan ve adalet de artık bir ölüdür. Bugün, evrensel hukuk ilkeleri bir yana var olan hukuk kuralları dahi açıkça çiğnenmiştir. Durum böyle iken, hukuksuzluğa , barışçıl yollarla ‘hayır’ diyenlere, dün Taksim’i, bugün Yüksel’i kapatan anlayış, özünde kendisi için bir cezaevi hazırlığında değil midir?”

“UNUTMAYIN HAZİRAN DA ÖLMEK ZOR. YAŞAMI SAVUNUN!”

Açıklamasını “adil olun” çağrısı ile bitiren CHP’li vekil “Şimdi bir kez daha sesleniyoruz; Adil olun, ekmekleri için ölüme yatmış ve yüz bini aşkın ihraç edilmiş insanın umudu olmuş bu iki insanı özgürlüklerine ve ekmeklerine kavuşturun. Unutmayın HAZİRAN DA ÖLMEK ZOR. YAŞAMI SAVUNUN!” dedi