Ankara Yüksel Caddesi’nde İnsan Hakları Heykeli önündeki eyleme, polisin sert müdahalesi damgasını vurmuştu. KHK ile kamu görevinden çıkarılan ve ‘’İşimi geri istiyorum’’ eylemi yapan Veli Saçılık’a müdahale eden polis, olayı engellemeye çalışan CHP Adana milletvekili İbrahim Özdiş’i de sırtından gaz kapsülü ile vurarak darp etmişti.

Toplumun hangi kesiminden olursa olsun mağduriyet yaşayan herkesin yanında olacaklarını belirten Özdiş, şöyle konuştu:

Öncelikle geçmiş olsun. Dün tam olarak neler yaşandı?

Bilindiği gibi bir süredir Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile ilgili Yüksel Caddesinde destek açıklamaları yapılıyordu. Dün(salı günü) yine Veli Saçılık ve Acun Karadağ başta olmak üzere bir grup işten atılan, ekmeğiyle oynanan arkadaşımız basın açıklaması yapmak istemişler. Bizlerde o sıralarda TBMM’de Meclis çalışmalarındaydık. Meclis oturumu yarım saat kadar ara verdiğinde ben, Mehmet Tüm, Şenal Sarıhan, Orhan Sarıbal, Ali Şeker, Yakup Akkaya Yüksel caddesine desteğe gittik. Gittiğimizde polis zaten o bölgede konuşlanmış durumdaydı. Orada toplananlar çok masumane bir biçimde, ellerinde silah, kesici alet olmadan, vurmadan kırmadan, sadece anayasal haklarını kullanıp basın açıklaması yapmak istiyorlardı. Polis orantısız bir şiddet uyguladı. Bizler de milletvekilleri olarak bu davranışın yanlış olabileceğini, müsaade etmeleri halinde birkaç dakika içerisinde bu basın açıklamasının yapılıp, kitlenin dağılacağını söyledik. Kendi görevlerinin bu açıklamayı yapan insanların güvenliğini sağlamak olduğunu söyledik maalesef dinletemedik. Polis oradaki kitleyi dağıtmak için gaz kullandı, o esnada sıktıkları gaz fişeğinin birisi sırtımın soluna isabet etti.

Önce Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya yapılan saldırılar, gözaltılar ve tutuklanmaları, sonrasında Başkent’in orta yerinde Veli Saçılık’a yapılan saldırı ve şimdi de dün yaşananlar. Tüm bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabi ki İbrahim Özdiş olarak benim durumum, bu mücadeleyi veren, aşına işine kavuşabilmek adına kendisini ölüme yatıran, polisin her türlü şiddetine maruz kalan, özellikle Acun Karadağ ve Veli Saçılık’ın yaptıklarının yanında bizim bu tür bir şiddete maruz kalmamızın bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Bizler sevgili genel başkanımızın da söylediği gibi CHP milletvekilleri olarak Türkiye’de, siyasi görüşleri ne olursa olsun toplumun her kesiminden mağduriyet yaşayan herkesin yanında olacağız, onlara destek vereceğiz. Bu da böyle biline.

AKP iktidarı OHAL’i muhalif her kesimi susturmanın etkili bir aracı gibi kullanmaya başladı. Bunun devleti yönetememe ve siyasetsizlik krizi yarattığını söyleyebilir miyiz?

Evet. 15 Temmuz’da iktidarın kendi eliyle devlete yerleştirdiği, ülkeyi birlikte yönettiği bir grubun darbe girişimi oldu ki biz CHP’lilerin yıllardan beri böyle bir yapılanmanın olduğunu iktidara araştırma önergeleriyle, soru önergeleriyle, dönem vekillerimizin TBMM’de konuşmaları vasıtasıyla defalarca hatırlattık, gündeme getirdik ancak dinletemedik.

Ne zaman ki AKP ile FETÖ anlaşamadı, menfaatleri çatıştı, o zaman darbe girişimi oldu. Ülkeyi 15 Temmuz’a getiren AKP iktidarıdır, özellikle iktidarın başında bulunan AKP genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekibidir. Bu durumu fırsat bilerek ‘Allah’ın bir lütfu‘ olarak nitelendirdiler. Bu güne geldiğimizde görüyoruz ki 15 Temmuz’un başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP iktidarı tarafından bilinen, kontrollü bir darbe olduğu bugün çok net ortaya çıkmış durumda. Bu iktidar, 15 Temmuz Darbe Girişimine karşın 20 Temmuz’da ülkede kendine, politikalarına muhalif olanlara karşı darbe yaparak, onları susturma yoluna girmiştir. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Buna şiddetle karşı davranış geliştirmek durumundayız. Nitekim bizler başta sayın genel başkanımızın önderliğinde CHP milletvekilleri ve parti örgütü olarak bunu yapmaya çalışıyoruz. 15 yıldır ülkeyi yönetenlerin, ülkenin bu krizinden şikayet etme hakları yoktur. Özellikle FETÖ darbesini gerekçe göstererek kendi darbelerini yapanlar bunun sorumlularıdır. Bu darbe girişiminin siyasi ayağına hiç dokunmamışlardır. Hep söyledim yine söylüyorum; FETÖ darbe girişiminin siyasi ayağı AKP Genel Merkezinde konuşlanmış durumdadır. Ülkede bugün bir kriz vardır, ülke yönetilemez durumdadır, bunun örneklerini de çok açık ve net görüyoruz.