CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmalarının, darbe ile mücadele için değil, AKP’ye muhalif olan ve Ahmet Davutoğlu ya da Ali Babacan’ın partisine geçmek isteyen muhafazakarlara siyasi şantaj amaçlı olduğunu söyledi.

Erdoğdu, son günlerde tekrar gündeme gelen “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “bugün parası veya siyasi arkası olan darbecilerden asla ve kat’a hesap sorulmadığını” belirterek şunları söyledi:

“Ben ‘TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’ üyesiyim. Devlet müfettişiyim. Gözü kapalı şekilde, sonu nereye gidecekse gitsin, bu iş açığa çıkacak diye çok çaba gösterdim. Ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan komisyonu kapattı. Darbe olduğu gün Meclis’e ilk giden vekillerden biriyim ve o gece ben mecliste neredeyse ölüyordum. Bekir Bozdağ kürsüde dururken, bomba düştü, ben Bozdağ’ın yanında durdum ve ‘sakın inme onlar kazanamayacak’ dedim. Buralardan gelelim, 250 insanımız can versin, millet darbeyi durdursun, 2 bin 200 yaralımız olsun, biz darbeyi araştırmayalım. Yazık değil mi ölen insanlara? Gerçek darbeyle hesaplaşma yok, parası olan kurtuldu.”

MUTLAKA HESAP VERECEKLER

Darbe soruşturmasında, “Tayyip bey ve Binali beyin darbenin olacağından haberinin olup olmadığının” asıl sorusu olduğunu ifade eden Erdoğdu şöyle devam etti:
“Bu soru hayati bir soru. Eğer cevabı evetse bu sorunun devamı, ‘o zaman bu kadar insanın ölümüne nasıl göz yumdunuz’ olacak? O nedenle soruyorum: ‘Darbenin olacağından haberiniz var mıydı?’ Bunlar bir gün açığa çıkacak. Suyun akışını durduramazsınız. Bunlar gidiyor. Bunun hesabını mutlaka verecekler. Darbenin olacağından haberiniz var mıydı? O gün Kara Kuvvetleri Komutanı İzmir’de denetimde. TSK’da denetleme, olağan üstü bir durum olmadan bozulmaz. Cuma gecesi çıkıp gelmesi gereken Kara Kuvvetleri Komutanı o sabah neden Ankara’ya apar topar çağrıldı? Aynı gün aynı uçakla darbenin bir numarası Akın Öztürk neden Kara Kuvvetleri komutanı ile aynı uçakta Ankara’ya geldi. O.K adında MİT’e gidip haber veren bir binbaşıdan söz ediliyor. Darbe olacağını söyledi mi size? Üstelik cemaatin adını vererek size

söyledi mi? Darbe olacağı söylenmiş ve 18.00’de toplantıda darbe olacağını anlamışlar, Hakan Fidan, ‘Cumhurbaşkanı’na haber verelim’ diyor. Arıyorlar, Muhsin Köse, koruma müdürü… Hakan Fidan şunu soruyor: ‘Muhsin, karadan, havadan ya da denizden saldırı yapılsa kendini savunacak adamın ve mühimmatın var mı’ Adam da şaşırıyor, ‘Sayın müsteşarım neden soruyorsunuz’ diyor.  Darbeden aylar öncesinden MİT darbenin olacağını bunlara haber vermiş. O gün Muhsin Köse’ye bilgi verilmiş, Tayyip bey diyor ki, ‘Eniştemden öğrendim’. Böyle bir şey olur mu? Bütün milleti aldatıyorlar. Çocuk muyuz biz?”

ÜLKENİN TEK MÜMİNİ ERDOĞAN DEĞİL

Darbenin siyasi ayağının ortaya çıkarılmamasını eleştiren Erdoğdu, “FETÖ’nün baklavacı ayağı bile var, bir tek siyasi ayağı yok öyle mi” diyerek açıklamasını şöyle tamamladı:
“Şimdi siyasi ayağı diye kendileri ortaya çıkmıyor, MHP’yi çıkararak ona sorduruyorlar. Niye bunu yapıyorlar? Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan parti kuruyorlar. Yani diyorlar ki, ‘Ey muhafazakarlar, ey müminler, her kim ki bu harekete giderse biz FETÖ diyeceğiz’. İnsanları böyle korkutuyorlar. Son günlerde başlatılan FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmaları darbeyle mücadele değil, özellikle muhafazakar muhaliflere siyasi şantajdır.

Bugün bu ülkede vicdanı olan bir muhafazakar herhangi bir solcudan, herhangi bir Kürt’ten herhangi bir muhaliften 10 kat fazla korkuyor. Türkiye’de hiçbir zaman muhafazakarlar bu kadar baskı altında olmadı. ‘AKP yolsuzluklara bulaştı, kötü oldu bu iş’ dedi mi, en küçük eleştiride hemen Fetullahcı olarak suçlanıyorlar. O nedenle en ufak bir eleştiri getirmiyorlar. Muhafazakarlar, Müslümanlar bugüne kadar her iktidarı eleştirdi, hatta sert eleştirdiler ama bugün seslerini çıkaramıyorlar. O zaman bununla hesaplaşacaklar. Bu ülkenin tek mümini Recep Tayyip Erdoğan değil. Erdoğan’a karşı çıkanı neredeyse mürted ilan edecekler. Bu kafa şirk kafasıdır. Bu ülkenin muhafazakarları, Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde bu kadar baskı altında kalmadılar.”