Türkiye Ortadoğululaşıyor, İstanbul hızla bir Ortadoğu kentine dönüşüyor. Başta Iraklılar olmak üzere, Körfez bölgesi ülkelerinden gelenlerin, konut alımları hız kazanırken, Türk vatandaşları ise ABD ve Avrupa’ya yerleşiyor. ABD’de Türk vatandaşlarının konut alımları 1 milyar doları aşmış durumda. 

Ülkemizdeki mültecilerin, hükümet eliyle kurulan kamplara, konteyner kentlere ve sonrasında kalıcı konutlara yerleştirilmeleri planlaması yapılırken, 2 milyon 720 bin mültecinin sadece yüzde 10-15’lik bölümü, AFAD ve kamu kontrolündeki bu kamplarda kalıyor. Yüzde 85-90’lık mülteci kitlesi başta İstanbul olmak üzere çeşitli illere dağılmış vaziyette. İstanbul’da Yusufpaşa-Topkapı bölgesi artık “Küçük Suriye” olarak anılıyor. Bu semtlerde dahil olmak üzere, merkezi semtlerden Aksaray’da Suriyeli yerleşimi en üst düzeyde. Emlakçılar, restoranlar, kafeler, çiçekçilere varana kadar Suriyeli esnaf ağırlığı artıyor. Buralardaki Türk vatandaşları evlerini, işlerini kapatarak, İstanbul’un başka semtlerine taşınıyor. 

Merkez Bankası’nın konut sektörü fiyat artışları analizine göre, Türkiye genelinde konut fiyatları ortalama yüzde 17,5 artarken, İstanbul’da artış oranı yüzde 22 düzeyine çıkmış durumda. Kiralarda ise artış oranı Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman, Mardin, Bingöl, Bitlis gibi illerimizde yüzde 40-50’ye ulaşırken, İstanbul’da da yüzde 30 ve üzerinde kira artışı yaşanıyor. 

110 yıllık bir geçmişi olan dünyanın en büyük Gayrımenkul, Pazarlama, Araştırma Şirketi Knight Frank’ın 2015 Raporu’na göre, Türkiye yüzde 18,4 düzeyiyle, dünyada konut fiyatlarının en yüksek artış hızına sahip ülkesi oldu. Knight Frank’ın 2016 Wealth Report Araştırması da dünya genelindeki konut ve gayrımenkul eğilimlerini yansıtırken, Türkiye gerek konut sektöründe oluşan balon gerek konut fiyatları artışı ve gerekse konut satışları açısından “Ortadoğu’nun gözdesi” konumunda.

2015 raporunda, batı ile doğuyu birleştiren Türkiye’nin Ortadoğulu konut yatırımcıları açısından gayrımenkul yatırımları için “güvenli bir liman” olarak görüldüğü dile getirilirken, 2016 raporunda patlayan terör ve Ankara-İstanbul katliamları sonrasında, ciddi bir düşüş riski belirmiş durumda.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) konut istatistiklerine göre, 2015 yılında yabancılara konut satışı 2014’e göre yüzde 15 oranında artarak 22 bin 991 adet oldu. Türkiye’de konuta en çok ilgi duyanların başında Iraklılar geliyor. Yabancılara yapılan konut satışlarının dağılımına göre, satılan konutların yüzde 18,4’ü Iraklılar, yüzde 11,8’i Suudiler, yüzde 9,2’si Kuveytliler, yüzde 8,8’i Ruslar ve yüzde 4,6’lık bölümü İranlılar tarafından satın alınmış. 

2016’nın Ocak-Şubat aylarında da TÜİK verilerine göre, yabancılara konut satışı 2015’e göre yüzde 15 artmış ve yine en büyük alıcılar sıralamasında Iraklılar, Kuveytliler ve Suudiler yer alıyor. 

Ortadoğulular, bölgelerindeki ve ülkelerindeki savaştan kaçarak Türkiye’de gayrimenkul yatırımına hız verirken, Türk vatandaşları da benzer kaygılarla, ABD’de konut alımlarına ve yerleşimlere hız vermiş görünüyor. ABD’li konut pazarlama kuruluşu Lennar International’ın Türk vatandaşlarına pazarladığı ve satışını gerçekleştirdiği konut tutarı sadece 2015 yılında 1 milyar dolar düzeyinde. Türk vatandaşları geçen yıl ABD’nin çeşitli eyaletlerinde ve ağırlıkla Teksas başta olmak üzere, Miami, Florida, Orlando gibi kentlerde toplam 1550 daire satın almış durumda ve bu sayı katlanarak artıyor. Diğer yandan Türk vatandaşlarının ABD’de konut alımlarına hız vermesinde bir diğer önemli etken, başta Teksas olmak üzere, bazı eyaletlerin 500 bin dolarlık gayrimenkul yatırımı, konut alımı yaban bir kişiye, ailesi ile birlikte Amerikan vatandaşlığı için başvuru hakkının veriliyor olması. Yani Türkiye’den ABD’ye yönelik bu akının ardında, hem yatırım, hem birikimini değerlendirme ve asıl kendisi ve ailesi, çocukları için terörden uzak, can güvenliği, eğitimi, yaşam kalitesi, ile güvenli bir gelecek arayışı söz konusu. 

Iraklı, Suriyeliler başta olmak üzere, Ortadoğu’nun savaşından, teröründen kaçanlar aileleri ve çocukları için sığınacak liman olarak Türkiye’yi seçerken, Türkiye’de yaşayanlar ise ABD’yi ve diğer Avrupa ülkelerini tercih ediyor. Giderek öne çıkan ve belirginleşen bu eğilimin farkında olan AB’nin, Türkiye’den gelecek yerleşimcilerin akınına uğrama olasılığını da gözeterek, vizeyi kaldırma yoluna gitmesini de bu çerçevede gerçekçi bir değerlendirmeyle, düşük bir olasılık olarak görmek gerekiyor.