CHP’li Emir’in, FETÖ/PDY yapılanmasıyla ilişkisi tespit edilen hakim ve savcıların daha önce gördüğü davaların, özel bir komisyon tarafından gözden geçirilmesini teklif ettiği yazılı açıklaması şu şekilde:

“…Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.” 

Gençliğe Hitabe / M. Kemal Atatürk 

Mustafa Kemal Atatürk’ün 20 Ekim 1927 tarihli ‘Gençliği Hitabesi’nden alıntı olarak yukarıda yer verdiğimiz kısım, Atatürk’ün mirası Türkiye Cumhuriyeti’nin, 15 Temmuz 2016 tarihinde karşı karşıya kaldığı durumun açık, net anlatımıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk’ün 89 yıl önce ifade ettiği üzere, adeta tüm kurumları içeriden ele geçirilmiş durumdadır. 

Karşı karşıya kaldığımız gerçek, hem tarihi hem siyasi açıdan birçok nedeniyle bilinmektedir. Cumhuriyet değerlerine düşmanlık üzerine kurulu siyasi anlayışların büyük ittifakı, ne yazık ki Ülkemizi, dış düşmana gerek kalmaksızın iç düşmanların işgal girişimine maruz bırakmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını korumak ve kollamak üzere göreve getirilenlerin, birçok ölüm ve mağduriyete neden olduğu ifade edilen FETÖ/PDY yapılanmasına hamilik yapmış olması ise içinde bulunduğumuz durumun vahametini daha acı şekilde ortaya koymaktadır. FETÖ/PDY yapılanması, söz konusu hamilik sayesinde eğitim kurumlarından yargıya, emniyet teşkilatından silahlı kuvvetlere kadar tüm bürokratik yapıda etkin konumlara sızmış ve yuvalanmıştır. Ülke güvenliğinden öncelikle sorumlu olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nde hangi konumlarda oldukları, 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası görünür hale gelen FETÖ/PDY yapılanmasının yargıdaki uzantısının derinliği ise her geçen gün daha da görülebilmektedir. Genelkurmay eski başkanlarından Yaşar Büyükanıt’ın, Kara Kuvvetleri Komutanı iken isminin geçtiği Şemdinli’deki Umut Kitabevi’nin bombalanmasına ilişkin iddianamenin savcısı Ferhat Sarıkaya’nın itiraf niteliğindeki açıklamaları da göstermiştir ki Türkiye yargısı, söz konusu örgütün elinde adaletsizlik dağıtan bir kuruma dönüşmüştür. 

Bilindiği üzere, 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası devlet kurumlarındaki FETÖ/PDY yapılanmasına yönelik kararlar çerçevesinde şimdilik 3 bine yakın hâkim ve savcı hızla açığa alınıp yasal işleme tabi tutuldu. Bir o kadar hâkim ve savcının da görevden alınarak soruşturulacağı ifade edilmektedir. Yürütülen işlemlerin evrensel hukuk kuralları çerçevesinde işletilip, söz konusu örgütün devletin tüm kademelerinden temizlenmesi elzemdir. Bununla birlikte, FETÖ/PDY yapılanmasının, özellikle yargıdaki uzantısı aracılığıyla hayatlarını karattığı ve hala o karanlığa mahkûm yaşamak zorunda kalan kişilerin, haklarının teslim edilmesi ya da süren mağduriyetlerine son verilmesi de aynı önemliliktedir. 

Cemaatçi yargı mensuplarının görevden alınmalarına ek olarak savcı Ferhat Sarıkaya’nın, komplolarla yargılama süreçlerini işlettikleri yönündeki açıklamaları dikkate alındığında FETÖ/PDY yapılanmasıyla ilişkili hâkim ve savcının verdiği kararların hepsi tartışmalı bir hale gelmiştir. Bu konunun ciddiliği, devletin yönetiminin teslim edildiği siyasilerin, “Bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökememiş olmanın üzüntüsü içerisindeyim. Bundan dolayı hem Rabbimize hem de milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum. Rabbim de milletim de bizi affetsin” dediği kadar ucuz değildir. Hiç vakit geçirilmeden, FETÖ/PDY yapılanmasıyla ilişkisi tespit edilen hâkim ve savcılardan geçen tüm yargılama dosyaları yeni baştan ele alınmalıdır. Mağdurların başvurmasına gerek kalmaksızın yargılamaların yenilenmesi şarttır. Çünkü; mağdurların büyük kısmı daha önceki dava süreçlerinde maddi ve manevi açıdan büyük yıkıma uğramıştır. Bunun için yargı sistemi içinde özel bir komisyon kurularak, dosyaların yeniden gözden geçirilmesi sağlanmalı; olası haksız yere ceza almış kişilerin mağduriyetine son verilmelidir.

PolitikYol