TÜİK bugün 2. çeyrek turizm verilerini açıkladı. 2015 yılının ilk iki çeyreğinde yaklaşık 13,9 milyon yabancı turist tarafından ziyaret edilen ülkemiz bu yılın ilk iki çeyreğinde 10,3 milyon turisti ağırladı. Dış politikada yapılan yanlışlar ve güvenlik zafiyetlerinin sonucu olarak bu yılın ilk yarısında 3,6 milyon turisti kaybetmiş durumdayız. 

Peki bu düşüşün ülkemize maliyeti ne kadar? Yılın ilk yarısında turizm gelirlerindeki kayıp 3,8 milyar dolara yakın. Turizm açısından gelirlerin en yüksek olması beklenen üçüncü çeyrekte kayıpların çok daha yüksek olması kaçınılmaz. Geçimini turizmden sağlayan esnaf kepenkleri kapatmış durumda, bu sektörün çalışanları da işsiz. 

En yüksek kayıplar Rusya ve Almanya’dan! 

Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesine olumlu bakıyoruz ancak bozulan ilişkilerin şimdilik ortaya çıkan maliyeti iç açıcı değil.  2015’in ilk yarısında 1,5 milyona yakın Rus turist ağırlamışken bu yıl sadece 184 bin Rus turist çekebildik. Bu azalmanın maliyeti kabaca hesaplandığında ortaya çıkan rakam 840 milyon dolar. 

Aynı dönemde Avrupa’dan gelen turist sayısındaki azalma 2,1 milyon kişiyi buldu. Avrupa ülkeleri arasında en çok kaybımız ise Alman vatandaşı turistlerden kaynaklanıyor. Geçen yıl 2,1 milyon Alman turist ağırlarken bu sene bu rakam 1,5 milyona geriledi ve bu gerilemenin ülke ekonomisine maliyeti 400 milyon dolar oldu. 

Ne yapılmalı 

Ülkemizde yaşanan birçok olumsuz gelişmeye geçtiğimiz günlerde yaşanan kanlı darbe girişimi de eklendiğinde ve Rusya ile ilişkilerin düzelmesinin kısa vadede sonuç getirmeyeceği göz önünde bulundurulduğunda turizmdeki kayıpların artması kaçınılmaz gibi duruyor. Türkiye güvenli ve huzurlu bir ülke haline getirilmeden turizmdeki kayıplar önlenemez.  Bütün ekonomi politikaları için ilk ve öncelikli adım ülkede güven ortamının sağlanmasıdır. Güven ortamının sağlanması, hukuk kurallarının işlemesi ve özgürlükçü demokrasi, yatırımcı için uygun ortamı yaratırken, turisti de ülkemize çekmemizi kolaylaştırır. 

Bunun yanında turizmde uygulanabilecek mikro politikalar 4 temel başlık altında toplanabilir: 

1. Turizm tanıtım faaliyetlerini etkinleştirilerek turist sayısı arttırılmalı. 

2. Turizm çalışanları desteklenerek yaşanan istihdam kayıplarının önüne geçilmeli. 

3. Turizm ve bu sektörle bağlantılı sektörlerde işverenlere teşvikler verilerek sektörün tekrar canlanması sağlanmalı. 

4. Turizm sektöründe çeşitliliğe gidilmeli ve mutlaka alternatif ülke ve turist grupları içinde cazibe merkezi olacak çalışmalar yapılmalı. 

Ülkemiz, her alanda olduğu gibi turizm alanında da oluşan yaraları iyileştirme potansiyeline fazlasıyla sahiptir. Gün bu sektörün işverenlerine, çalışanlarına ve geçimini bu sektörden sağlayan esnafa sahip çıkma günüdür. 

Yaşadıklarımız bize demokrasinin, uzlaşmanın ve hukukun üstünlüğünün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı.  Çare demokrasiden uzaklaşmak değil, özgürlükçü demokrasiye geçebilmektedir.”