Fotoğraf: DHA

CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Selin Sayek Böke Türk Lirası’nın değer kaybı ile ilgili yazılı basın açıklaması yaptı.

Böke açıklamasında “Sadece TL’deki değer kaybı nedeniyle, 2.5 ayda 68.7 milyar TL fakirleştik” dedi.

Böke’nin açıklamasının tamamı şöyle:  

“Türk Lirası’nda yaşanan son gelişmeler, Türkiye ekonomisi için tarihi bir dönüm noktasıdır. TL, sadece 2,5 ayda, yüzde 13 değer kaybetti. Dolar, 17 Kasım itibariyle 3,37 TL düzeyini geçti. AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı, iç siyasetteki gerginliği tırmandırarak belirsizlik yaratıyor, bu da siyasi riski artırıyor. Erdoğan’ın Başkanlık ısrarı ve anayasa değişikliği konusundaki tavrı ile son haftalarda Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın AB’ye dönük sert demeçleri, siyasi gerginliği tırmandırdı. TL’nin değer kaybetmesi ve doların yükselmesinin gerçek nedeni Türkiye’de hükümetin yarattığı siyasi risktir. TL’nin bu ölçüde değer kaybetmesinin esas nedeni ne ABD merkez bankası FED, ne de ABD seçim sonucudur. Böyle olsaydı, Türkiye’yle aynı grupta yer alan diğer gelişmekte olan ülkelerin (Brezilya, Meksika v.s.) paralarında ne kadar değer kaybı yaşandıysa, TL’de de o kadar değer kaybı olurdu. Oysa TL’deki değer kaybı, diğer ülke para birimlerindeki değer kaybının en az 2 katına ulaşmış durumda.

SADECE TL’DEKİ DEĞER KAYBI NEDENİYLE, 2.5 AYDA 68.7 MİLYAR TL FAKİRLEŞTİK

Türkiye AKP tarafından geri dönüşü zor bir yola sokulmak üzere… Artık alarm zilleri çalmaktadır. Şirketler, sadece TL’nin değer kaybı nedeniyle, yılbaşından bu yana, 94 milyar TL zarar etti. Aynı zamanda sadece dolar kurundaki artış nedeniyle, son 2,5 ayda Türkiye’nin toplam borcu, 68,7 milyar TL daha fazla… Türkiye 2,5 ayda, borç tutarı hiç artmasa bile, 68,7 milyar TL fakirleşti. Öte yandan TL’nin her yüzde 10’luk değer kaybında enflasyon 1,5 puan artıyor. Ağustos ayı sonundan, 16 Kasım 2016 tarihine kadarki 2,5 ayda, TL’nin değer kaybı yüzde 12,5’u geçti bile. Şu anda TL’nin değer kaybı bu noktada kalsa bile, bu durum şimdiden enflasyonu 1.9 puan artıracak.

Bir kişinin siyasi ihtirasına kilitlenmiş ve ülkenin tüm dertlerini tamamen boşlamış olan AKP hükümeti,  hepimizi bir yangının ortasına sürüklüyor.

İNTERNET KISITLARININ EKONOMİYE MALİYETİ 330 MİLYON TL’Yİ GEÇTİ

Türkiye, 2016 yılında ilk kez, Washington merkezli düşünce kuruluşu Freedom House tarafından yayınlanan “2016 İnternet Özgürlüğü Raporu”na göre özgür olamayan ülke kategorisine düştü. Geçen yılki raporda “kısmen özgür” olarak değerlendirilen Türkiye, bu yıl artık “internetin özgür olmadığı” ülkeler arasında… Türkiye, listede Sudan, Suudi Arabistan, Mısır, Etyopya, Rusya, Çin, Pakistan, İran, Myanmar, Bahreyn gibi ülkelerle birlikte yer aldı. Bu gerileme, AKP Hükümeti tarafından haberleşme hakkına getirilen sınırlamaların bir yansıması. Özgürlükler sınırlandığına, aynı zamanda ekonomik fakirleşme de oluyor. Çalışmalar son dönemde Türkiye’de yaşanan bu haberleşme hakkı kısıtlamalarının ekonomiye maliyetinin yaklaşık 100 milyon dolar olduğunu gösteriyor. Bugünün döviz kuru ile bu 330 milyon TL’yi geçen bir kayıp demek. Türkiye’de AKP’nin keyfi, hukuk tanımaz kararlarıyla internet kesilince, şirketler bayilerine ulaşamıyor, firmalar pos cihazlarını kullanamıyor, bankacılık işlemleri yapılamıyor, tüm sektörlerde zaten zorlaşan üretim, yavaşlıyor. Yani iş yapılamaz hale geliyor. Bir yandan ekonomik durgunluk, bir yandan iş ortamının hükümet tarafından pervasızca bozulması, açılan/kapanan şirketlere ilişkin verilerde de kendini gösteriyor.

GERÇEK KİŞİ TİCARİ İŞLETMELERİN YÜZDE 82.7’Sİ KAPANDI

Bugün açıklanan son verilere göre Ekim ayı itibariyle 2016’nın ilk 10 aylık döneminde, 2015 yılının aynı dönemine göre kurulan şirket sayısı yüzde 3,20 azaldı. Aynı azalış, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 13,68 ve kurulan kooperatif sayısında yüzde 16,16’e ulaştı. Yılın aynı döneminde tasfiye edilen şirket sayısı ise yüzde 2.59 oranında arttı. Bir önceki aya göre ise kapanan şirket sayısı yüzde 18,15 oranında arttı. Dahası, bir önceki aya göre, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 82,7 oranında artış var. Kapanan kooperatif sayısında ise yüzde 59,15 oranında artış yaşandı. TOBB tarafından açıklanan veriler, ekonomideki durgunluğun geldiği noktayı, reel sektörün ayakta kalma mücadelesinin ise artık yaşamsal bir hale dönüştüğünü ortaya koydu. Tek meselesi kendi koltuğu olan AKP, hala bu kritik durumu görmezden geliyor. Şirketler bir bir kapanırken, Hükümet gündemi rejim tartışmalarına kilitlemekte hala ısrar ediyor.

AKP TÜRKİYE’Yİ, GÖZ GÖRE GÖRE BİR UÇURUMDAN AŞAĞIYA YUVARLIYOR

AKP hükümeti kendisinin değil, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili bir dert taşıyorsa, şu anda izlediği yoldan derhal bir dönüş yapmalı. Başkanlık tartışmalarını hemen bitirmeli, hukuku hiçe sayan uygulamalarından, ülke içinde gerilim yaratmaktan vazgeçmeli. Ülkeyi normalleştirmeyi hedefleyerek hemen olağanüstü hale son vermeli. Demokrasi ve özgürlükler üzerindeki kısıtları kaldırmalı. Derhal ekonomiyi ve ekonomide yaşanan sorunları gündemin merkezine almalı. Aksi halde Türkiye’yi kötü yönetimi ile kenarına getirmiş olduğu uçurumdan aşağıya göz göre göre yuvarlayacak ve artık “önlem” konuşmak için dahi bir zemin kalmayacak.