CHP Parti Meclisi Üyesi ve Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, 19 Mayıs Atatürk,’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla gençliğin sorunlarına değinen bir rapor hazırladı.

Atatürk’ün, geleceği emanet ettiği gençlerin yaşadığı sorunların, geleceğimiz ile ilgili olumsuz tabloyu görmek açısından önemli olduğunu belirten Yılmaz, “Anayasa değişikliği ile Türkiye’ye dayatılan sistemde gençler için düşünülen imkân sadece “18 yaşında milletvekili olabilme” hakkıdır” dedi.

TÜRKİYE’DE GENÇLER DİPLOMALI İŞSİZLER ORDUSU, LİSELİ GENÇLER UCUZ İŞGÜCÜ

 Ülkemizde gençlerin en büyük sorununun işsizlik olduğunu belirten Yılmaz, “TÜİK’in Mart 2017’de açıkladığı verilere göre 15-24 yaş grubunda işsizlik oranı geçen yıla göre 4,8 puan artarak yüzde 24 olmuştur. 15-24 yaş grubundaki genç kadınlarda bu oran ise yüzde 28,1’dir. Çalışmayan ve eğitimine de devam etmeyen 15-24 yaş aralığındaki gençlerin oranı ise yüzde 23,5’tir” dedi.

 Raporda üniversiteli gençlerin iş bulamadığı, teknik lise ve meslek liselerinde okuyan gençlerin ise ucuz işgücü olarak kullanıldığını belirten Yılmaz, Organize sanayi bölgelerine kurulan teknik liselerde eğitim gören gençlerin sorununun ise emeğinin karşılığını alamamak ve ucuz iş gücü olarak görülmek olduğunu vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın teşviki ile özel sektör tarafından kurulan özel meslek liselerinden 26 tanesi organize sanayi bölgesi (OSB) içinde 7 tane de OSB dışında olmak üzere toplam 33 okul mevcut. Devletin bu okullardaki öğrenciler için sanayicilere verdiği teşvikler ise 4 bin 200 TL ile 6 bin 600 TL arasında değişiyor. Hükümet tarafından adeta bir müjde olarak sunulan OSB meslek liselerinde öğrencilerin payına düşen ise ucuz işgücü oluyor.

ÜNİVERSİTELERDE BARINMA SORUNU HER GEÇEN GÜN ARTIYOR

Türkiye’de üniversite sayısı 200’e yaklaşırken, üniversitede öğrenim gören genç sayısı 7 milyona yaklaşmış halde. Üniversite öğrencilerinin en büyük sorunlarından biri de  barınma ihtiyacının karşılanması. 2016 verilerine göre, Türkiye’de yüksek öğrenim öğrencileri için 592 devlet yurdu var ve bu yurtlarda 451 bin öğrenci kalıyor. Dernek ve Vakıflara ait 2 bin 160 yurt bulunurken, bu yurtlarda 112 bin 423 öğrenci kalıyor. Bu yurtların büyük çoğunluğu ise cemaatlere ait.

Ülkemizde üniversite öğrencisi gençlerin yurt bulma sorunu dışında eğitim masraflarını karşılayabilmek de büyük bir sıkıntı. 2015 yılında 1 milyon öğrenci öğrenim kredisi alırken, burs alan öğrenci sayısı ise 373 binde kaldı.  Burs ödenen öğrenci sayısı tüm üniversite öğrencilerinin yüzde 10’unu bile oluşturamamakta.

SİYASİ GÖRÜŞÜNÜ AÇIKLAMAK SUÇ, MİLLETVEKİLİ OLMAK SERBEST

Türkiye’de OHAL koşulları ile daha da sertleşen hükümetin baskıcı uygulamaları ile gençler üzerindeki baskıların bir nebze daha arttığının altını çizen CHP’li Yılmaz, “Basın açıklamasına, gösteri yürüyüşüne katıldığı için veya siyasi görüşlerini ifade ettiği için gözaltına alınan, tutuklanan veya hapis cezasına çarptırılan gençlerimiz vardır. Siyasi eylemlilik ve baskılara direnme sebebiyle hakkında soruşturma başlatılan gençler okullarından uzaklaştırılmakta, yurtlarından atılmakta ve bursları kesilmektedir” dedi.

Usulsüz referandum sonucunda halka dayatılan Anayasa değişikliğinde gençlere yönelik tek maddenin 18 yaşında milletvekili olma imkânı olduğunu söyleyen Yılmaz, “AKP iktidarı bu maddeyi de gençlerin desteğini sağlamak için kullanmayı amaçlamıştır. Fakat gençlerin siyasi faaliyetlerde bulunmasına, görüşlerini ifade etmesine ve hatta referandum sürecinde “HAYIR” kampanyası yürütmesine bile baskı ve şiddet ile cevap veren hükümetin gençliğin mecliste sesini duyurmasına imkân verme ihtimali düşüktür. Bu ihtimal gerçekleşse dahi bu ses gençliğin sesi olamayacaktır” diye konuştu.

UMUTSUZLUK, MUTSUZLUK VE UYUŞTURUCU

Umutsuzluk ve gelecek kaygısı olan gençlerin uyuşturucu illeti ile tanışması kolaylaşırken, okul önleri ise uyuşturucu satıcılarının mekânı haline geliyor.  İç İşleri Bakanlığı verilerine göre sadece 2016 yılında 31 bin 231 uyuşturucu operasyonunda 1 ton sentetik uyuşturucu, 17 milyon ise sentetik tablet yakalandı. Yapılan tüm operasyonlara rağmen uyuşturucunun büyük kentlerde yaygınlaşmasının ve gençlere zarar vermesinin önüne geçilemiyor.

Raporun tamamı şu şekilde: 

TÜRKİYE’DE GENÇLERİN SORUNLARI RAPORU

Büyük Atatürk’ün, geleceği emanet ettiği gençlerin yaşadığı sorunlar, geleceğimiz ile ilgili olumsuz tabloyu görmek açısından önemlidir. Anayasa değişikliği ile Türkiye’ye dayatılan sistemde gençler için düşünülen imkân sadece “18 yaşında milletvekili olabilme” hakkıdır.

Gençlerin ihtiyaçlarına, sorunlarına, gelecek beklentilerine ve özgürlük taleplerine cevap vermeyen AKP iktidarı 15 yıldır uyguladığı politikalar ile gençlerin geleceğe dair umutlarını da tüketmiştir. Dahası bu 15 yılda gençler üzerindeki baskılar artmıştır. Umutsuzluk, mutsuzluk ve geçim kaygısı gençlerin gençliklerini yaşamalarına imkân bırakmamıştır. Bugün gençler tarafından en çok dert edilen konular arasında işsizlik, sürekli değiştirilen eğitim sistemi, barınma-burs sorunu ve gelecek kaygısı bulunmaktadır.

Gençlerin en büyük sorunu işsizlik

Ülkemizde gençlerin en büyük sorunu işsizliktir. TÜİK’in Mart 2017’de açıkladığı verilere göre 15-24 yaş grubunda işsizlik oranı geçen yıla göre 4,8 puan artarak yüzde 24 olmuştur. 15-24 yaş grubundaki genç kadınlarda bu oran ise yüzde 28,1’dir. Çalışmayan ve eğitimine de devam etmeyen 15-24 yaş aralığındaki gençlerin oranı ise yüzde 23,5’tir.

Türkiye’de gençler diplomalı işsizler ordusu  

Türkiye’de son 10 yılda öğrenci sayısı üç kat artmıştır. YÖK verilerine göre üniversitelerde ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitim düzeyinde eğitim gören öğrenci sayısı 7 milyon civarındadır. DİSK-AR’ın verilerine göre, üniversite mezunu işsizlik oranı toplam işsizlik oranı içinde yüzde 13,9’dur ve neredeyse 1 milyon genç ellerindeki üniversite diplomaları ile iş aramaktadırlar. Buna atanamayan 350 bin öğretmen de eklendiğinde Türkiye’de gençlerin istihdam sorunun önemini daha da artmaktadır.

Liseli gençler ucuz işgücü

Üniversiteli gençlerin iş bulamadığı ülkemizde, teknik lise ve meslek liselerinde okuyan gençler ise ucuz işgücü olarak kullanılmaktadır.  Organize sanayi bölgelerine kurulan teknik liselerde eğitim gören gençlerin sorunu ise emeğinin karşılığını alamamak ve ucuz iş gücü olarak görülmektir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın teşviki ile özel sektör tarafından kurulan özel meslek liselerinden 26 tanesi organize sanayi bölgesi (OSB) içinde 7 tane de OSB dışında olmak üzere toplam 33 okul bulunmaktadır. Devletin bu okullardaki öğrenciler için sanayicilere verdiği teşvikler ise 4 bin 200 TL ile 6 bin 600 TL arasında değişmektedir. Hükümet tarafından adeta bir müjde olarak sunulan OSB meslek liselerinde öğrencilerin payına düşen ise ucuz işgücü olmaktır.

Mesleki teknik lise öğrencilerine stajlarda ise asgari ücretin en az yüzde 30’u kadar maaş ödenebilmektedir. Devlet yine bu ödemenin 3’te 2’sini karşılamakta, öğrencinin çalıştığı yerin sahibi işveren ise 3’te 1’ini ödemektedir. Çıraklık eğitimini de düzenleyen hükümet, öğrencileri 5 gün işyerinde çalışmak, 1 gün ise meslek dersi almakla sorumlu tutmaktadır. Çıraklık eğitiminde de maaş ödemesi staj gören öğrenciler ile aynıdır. Hükümet işverenlerin yükünün büyük çoğunluğunu üstlenirken, işverenlere ise çıraklık ve staj adı altında genç iş gücünü ucuza çalıştırma imkânı sağlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle OSB’lerde mesleki eğitim adı altında, stajyerlik veya çıraklık gibi kavramlar ile lise çağındaki gençler ucuz işgücü olarak emek sömürüsüne maruz kalırken, bu ortaklıktan kar eden işverenler ise devletin teşviklerinden faydalanmaktadır.

Üniversitelilerin barınma sorunu

Ülkemizde gençler için üniversiteye girebilmek büyük bir sorun olduğu gibi sorunlar üniversiteyi kazandıktan sonra da devam etmektedir. Türkiye’de üniversite sayısı 200’e yaklaşırken, üniversitede öğrenim gören genç sayısı 7 milyona yaklaşmıştır. Üniversite öğrencilerinin en büyük sorunlarından biri olan barınma ihtiyacının karşılanması konusunda AKP hükümetinin attığı adımlar yetersizdir. 2016 verilerine göre, Türkiye’de yüksek öğrenim öğrencileri için 592 devlet yurdu bulunmakta, bu yurtlarda 451 bin öğrenci kalmaktadır. Dernek ve Vakıflara ait 2 bin 160 yurt bulunurken, bu yurtlarda 112 bin 423 öğrenci kalmaktadır. Bu yurtların büyük çoğunluğu ise cemaatlere aittir.

Ülkemizde üniversite öğrencisi gençlerin yurt bulma sorunu dışında eğitim masraflarını karşılayabilmek de büyük bir sıkıntıdır. 2015 yılında 1 milyon öğrenci öğrenim kredisi alabilmiş, burs alan öğrenci sayısı ise 373 binde kalmıştır. Burs ödenen öğrenci sayısı tüm üniversite öğrencilerinin yüzde 10’u bile değildir. Geçim sıkıntısı çeken ve öğrenim masraflarını karşılamakta zorlanan üniversite öğrencileri ise devletten öğrenim kredisi almaya mecbur olmaktadır. Öğrenim kredisi geri ödemelidir ve öğrenci mezun olduktan sonra krediyi faizi ile birlikte devlete geri ödenmek durumundadır. Üniversiteden mezun olan ve iş bulamayan gençlerimiz bir de devlet tarafından borçlandırılmakta ve bu ağır borç yükünü çoğu zaman aileleri üstlenmek durumunda kalmaktadır. Öğrenci kredisi borçları çoğu zaman ödenememekte öğrenciler mağdur olmaktadır.

Siyasi görüşünü açıklamak suç, milletvekili olmak serbest

Türkiye’de OHAL koşulları ile daha da sertleşen hükümetin baskıcı uygulamaları ile gençler üzerindeki baskılar bir nebze daha artmıştır. Basın açıklamasına, gösteri yürüyüşüne katıldığı için veya siyasi görüşlerini ifade ettiği için gözaltına alınan, tutuklanan veya hapis cezasına çarptırılan gençlerimiz vardır. Siyasi eylemlilik ve baskılara direnme sebebiyle hakkında soruşturma başlatılan gençler okullarından uzaklaştırılmakta, yurtlarından atılmakta ve bursları kesilmektedir.

Usulsüz referandum sonucunda halka dayatılan Anayasa değişikliğinde gençlere yönelik tek madde 18 yaşında milletvekili olma imkânıdır. AKP iktidarı bu maddeyi de gençlerin desteğini sağlamak için kullanmayı amaçlamıştır. Fakat gençlerin siyasi faaliyetlerde bulunmasına, görüşlerini ifade etmesine ve hatta referandum sürecinde “HAYIR” kampanyası yürütmesine bile baskı ve şiddet ile cevap veren hükümetin gençliğin mecliste sesini duyurmasına imkân verme ihtimali düşüktür. Bu ihtimal gerçekleşse dahi bu ses gençliğin sesi olamayacaktır.

Gençlerin eğlenmesi de yasak, kültür sanatla uğraşması da

Gençlerin siyasi haklarını kullanabilmesine baskı uygulayan hükümetin yasakları bununla sınırlı değildir. Gençlerin bir araya geldikleri, kültürel ve sosyal açıdan keyifli vakit geçirdikleri etkinlikler OHAL sebep gösterilerek yasaklanmıştır. Kadıköy Gençlik Festivali, Kadıköy Anadolu Lisesi Bahar Festivali, Erenköy Kız Lisesi Geleneksel Pilav Günü ve Mimar Sinan Üniversitesi’nin her yıl düzenlediği festivaller yasaklanmıştır. Yasaklar İstanbul ile sınırlı kalmamış, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin 80 yıldır düzenlenen geleneksel “İnek Bayramı” da engellenmeye çalışılan gençlik etkinliklerinden olmuştur. Gelen tepkiler sonucunda Rektör Prof. Dr. Erkan İbiş geri adım atmak zorunda kalmıştır.

Gençlerin yıllardır büyük bir coşku ve mutluluk ile gönüllü olarak katılım gösterdikleri etkinlikler yasaklanırken, AKP kendi miting, toplantı, açılışlarına ise okullardan öğrencileri topluca götürmekte bir mahsur görmemiştir. Önceki seçim dönemlerinde olsun referandum döneminde olsun okullardaki öğrenciler AKP etkinliklerinde salon ve meydan kalabalığı oluşturmak için topluca götürülmüşlerdir. Adana’da bunun en acı örneği yakın zamanda yaşanmış, lise öğrencilerininin mitinge götürüldüğü aracın kaza yapması ile 3 genç yaşamını yitirmiştir.

Gençlerin eğlenmesini yasaklayan bu iktidar, onları sorunlar karşısında yalnız bırakmakta, desteklememekte dahası kendilerini ifade etmelerine izin vermeyerek umutsuzluğa ve mutsuzluğa mahkûm etmektedir.

Umutsuzluk, mutsuzluk ve uyuşturucu

Umutsuzluk ve gelecek kaygısı olan gençlerin uyuşturucu illeti ile tanışması kolaylaşmakta, okul önleri ise uyuşturucu satıcılarının mekânı haline gelmektedir. İç İşleri Bakanlığı verilerine göre sadece 2016 yılında 31 bin 231 uyuşturucu operasyonunda 1 ton sentetik uyuşturucu, 17 milyon ise sentetik tablet yakalanmıştır. Yapılan tüm operasyonlara rağmen uyuşturucunun büyük kentlerde yaygınlaşmasının ve gençlere zarar vermesinin önüne geçilememektedir.

Genç Nüfusta Madde Kullanımı Yaygınlığı Araştırması 2011 yılında lise öğrencileri arasında yapılmıştır. Bu araştırmaya göre, alkol ve sigara harici yasadışı herhangi bir uyuşturucu ve uyarıcı madde deneme oranı yüzde 10’dur. Her 10 gençten biri bu maddeleri denemiştir. Çocuk-Ergen Madde Bağımlılığı Merkez’lerine başvuran çocuk-genç sayısı her geçen gün artmaktadır.

Son günlerde basında yer alan haberlerde bonzai adı verilen uyuşturucu maddeye bağlı ölümler nedeniyle uyuşturucu kullanımının gençler arasında yaygınlığı görünür hale gelmiştir.

Büyükşehirlerin yoksul kesimlerinde yaşayan gençlerin AVM’lerde dolaşmak dışında ne sosyalleşecek alanları vardır ne de gelecek ile ilgili umutları bulunmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı yönetmeliğine göre madde kullanan gençler okuldan atılmaktadır. Uyuşturucu maddeleri umutsuz hayatlarında, sıkışıp kaldıkları mekânlarda bir eğlence olarak görmektedirler.

28 Mart 2017’de, Ankara Keçiören’de bir annenin oğlunu yüksek dozdan uyuşturucudan kaybetmesi yaşanan acılara bir yenisini eklemiştir. Sabah oğlunu uyandırmaya gelen anne, oğlunun uyanmaması üzerine sağlık ekiplerine haber vermiş ve sağlık ekiplerinin acı haberi ile yıkılmıştır. Bu acı kayıp ile 25 yaşındaki gencecik bir can daha uyuşturucuya kurban gitmiştir.

Uyuşturucu sorunu sadece Başkent Ankara’da değil ülkemizin her bölgesinde gençliği kurban almaya devam etmektedir.  24 Mart 2017’de,  İzmir, Karabağlar’da 25 yaşındaki Sezer bonzai kullandığı için hayatını kaybetmiştir. Aydın’da, Şubat 2017’de Salih, bonzai yüzünden hayatını kaybedip, arkadaşları tarafından korkudan boş bir araziye gömülmüştür. 1 Şubat 2017’de 15 yaşındaki İ.D. Tekirdağ Çerkezköy’de uyuşturucu satarken yakalanmış ve gözaltına alınmıştır.  Kocaeli’de, Ocak 2017’de 24 yaşındaki Uğurcan bonzai nedeniyle yaşamını yitirmiştir.

Kasım ayında, Konak’ta kaybolan 18 yaşındaki lise öğrencisi Mevlüt’ün uyuşturucu sebebiyle öldüğü anlaşılmıştır. Aynı ay içinde bu kez Balçova’dan acı haber gelmiş, 22 yaşındaki Arif de hayatını yine uyuşturucu sebebiyle kaybetmiştir. Uşak’ta Eylül 2016’da biri 15 diğeri 23 yaşında iki genç bonzai nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Yine Eylül ayında Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde sentetik uyuşturucu bonzai kullanan 22 yaşındaki Ali Can kaldırıldığı hastanede kurtarılamamıştır. Ağustos 2016’da İzmir Torbalı’da 17 yaşındaki İ.A. bonzai içmiş, bir hafta yoğun bakımda yattıktan sonra yaşam mücadelesini kaybetmiştir.

Basına yansıyan tüm bu karanlık sonlu hikâyeler, uyuşturucunun sadece bizlere ulaşan kısımlarıdır. Bunun dışında ise haberlere konu olmayanlar, hikâyesi duyulmayanlar, tedavi görenler veya uyuşturucu yüzünden gasp, hırsızlık, fuhuş ve başka suçlara bulaşan gençlerimiz, çocuklarımız bulunmaktadır.

Gençler AKP’ye inanmıyor

Gençleri işsizliğe, umutsuzluğa, yasaklara ve dayatmalara mahkûm eden AKP gençlerin istihdam, eğitim, barınma, üniversite eğitimi, ifade özgürlüğü gibi en temel ihtiyaçlarına ve özgürlük taleplerine cevap verememektedir. Referandumda Türkiye’ye dayatılan Anayasa değişikliğine gençlerin ağırlıklı olarak “HAYIR” dediği anlaşılmıştır. Gençlerin sorunlarını çözmekten uzak politikalar izleyen AKP’nin derdi ise gençlerin sorunlarını çözmek değil gençlerin neden kendilerine oy vermemiş olmasıdır. Gençlerin neşesini, canlılığını, renkliliğini yakalayamayan, onların özgürlük, barış, eğitim ve demokrasi isteklerine cevap veremeyen baskıcı ve yasakçı bir iktidar ile gençler yollarını ayırmıştır.

Ne azarlanan ne tasarlanan gençlik: Geleceğe umutla bakan gençler  

Nüfusumuzun büyük çoğunluğunu oluşturan gençlerimiz ülkemizin aydınlık geleceğinin güvencesidir. Gençlerin iyi eğitimli, özgüvenli, hoşgörülü, çağdaş ve Cumhuriyet değerlerine bağlı özgür bireyler olarak yetişmesi ise en önemli görevimizdir. Siyaset gençlerin düşlerinden beslenmelidir. Gençlerin özgür düşüncelerinin siyasal süreçlere katılımının önü açılmalıdır. Gençlerin kendi vekillerini seçebilmeleri için aday belirleme yöntemleri demokratikleşmelidir. Gençlerin düşüncelerini özgürce ve rahatlıkla dile getirebilmelerinin önü açılmalı, gerekli zeminleri yaratılmalıdır.