CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, 15 Temmuz darbe girişiminin dördüncü yıl dönümü nedeniyle Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a konuya ilişkin sorular yöneltti.

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Erdoğan’a “Darbe öncesi Marmaris’te işin neydi? Uçaklar, helikopterler neden hazır duruyordu? Önceden bir istihbarat mı aldınız? Uçağa saat kaçta bindiniz? Bu hususları içeren muhalefet şerhimizin de içinde yer aldığı TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu raporunu neden yayınlatmadınız?” sorularını sordu.

Anka’nın haberine göre, Öztrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Tek parti döneminde alınan bu karar, tarihe ihanet olmanın yanında hukuka da aykırıydı” sözlerine tepki gösterdi. Öztrak, “Bir ihanet varsa; Fatih Sultan Mehmet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün kılıç hakkıyla aldığı toprakları Katar emirinin annesine tarla olarak satıp, sonra bakanlık kararıyla ticari arsaya çevirerek milyonlarca dolar kazandırmaya kalkan sonra da utanmadan ‘İstanbul’a ihanet ettik’ diyenlerdedir” dedi.

Öztrak şöyle konuştu:

“Erdoğan herhalde ‘Herkesi kör, âlemi de sersem’ sanıyor. FETÖ’cülere, ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda’ diye ağıt yakıp; ‘Dön artık memleketine bitsin bu hasret’ diye zırıl zırıl ağlayan kimdi? Erdoğan ve çevresiydi. Bunlara ‘Ne istediniz de vermedik’ diyen kimdi? Erdoğan’dı. Milli ordumuzun harimiismetine, kozmik odasına bu FETÖ’cüleri sokan kimdi? Erdoğan’dı. ‘Kemalist gelenekle, FETÖ’cüleri birbirine kırdırdık’ diyerek hain darbenin ardındaki siyasi aklı televizyonlarda hem de çok yakınlarda ifşa eden kimdi? AK Parti’nin Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısıydı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın uyarılarına ve genel kurmayın talebine rağmen darbenin başrolündeki generallerin, ‘Kibirli adamın isteğiyle’ ordudan ihraç edilmediğini açıklayan kimdi? O dönemin başbakanıydı. Yine bu darbe girişimini ‘Allah’ın lütfu’ deyip, siyasi fırsat olarak kucaklayan kimdi? O da Erdoğan’dı.

Biz de soralım; ‘Darbe öncesi Marmaris’te işin neydi? Uçaklar, helikopterler neden hazır duruyordu? Önceden bir istihbarat mı aldınız? Uçağa saat kaçta bindiniz? Bu hususları içeren muhalefet şerhimizin de içinde yer aldığı TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu raporunu neden yayınlatmadınız?”

Erdoğan, ’15 Temmuz’un en büyük destekçisi CHP’dir’ demişti

Erdoğan, Kriter dergisinin yeni sayısında, SETA Vakfı Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın sorularını yanıtlarken,”15 Temmuz’un en büyük destekçisi CHP’dir. 15 Temmuz gecesine dair şüphe bulutlarını artık dağıtmalıdır. O gece kimlerle konuştuğunu, kimlerle hangi pazarlıkları yaptığını öncelikle kendisinin anlatması gerekir” demişti.

Erdoğan, “18 yıllık iktidarımız döneminde, ülkemizi, milletimizi ve demokrasimizi güçlendirmek için attığımız tüm adımlarda, CHP’nin saldırılarına ve ithamlarına muhatap olduk. Suriye’nin kuzeyinde kurulmaya çalışılan terör koridorunu, CHP’ye rağmen akamete uğrattık. Hendek ve çukur terörünü CHP’ye rağmen engelledik. İdlibli kardeşlerimize yine CHP’ye rağmen sahip çıktık. 15 Temmuz sonrasında FETÖ’ye karşı mücadelemizi yine CHP’ye rağmen sürdürdük. Aynı şekilde Libya ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımızı CHP’nin muhalefetine rağmen savunduk ve savunuyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında Ayasofya’nın çıkarılacak bir kararname ile de ibadete açılabileceğini ancak ‘iktidarın yetkisini kullanmayıp hâkimlerin arkasına saklanarak bedelini milletin ödeyeceği, bir hukuki garabetine neden olduğunu’ savundu.

‘Ayasofya 567 yıldır bizim’

Öztrak, Erdoğan’ın ‘ihanet’ sözlerini hatırlatarak “Bir ihanet varsa; Fatih Sultan Mehmet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün kılıç hakkıyla aldığı toprakları Katar emirinin annesine tarla olarak satıp, sonra bakanlık kararıyla ticari arsaya çevirerek milyonlarca dolar kazandırmaya kalkan sonra da utanmadan ‘İstanbul’a ihanet ettik’ diyenlerdedir” dedi.

Öztrak, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Ayasofya’yı cami mi yapmak istiyorsunuz. Yetki sizde. Mertçe, delikanlıca çıkın. Öyle Danıştay kararını falan beklemeyin. Çıkarın bir kararname, olsun bitsin. Yaptılar mı? Yapamadılar. Bir yandan ‘1934’te yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu kararı iptal edilmesin’ diye Danıştay’a savunma verirken diğer yandan da ‘Ayasofya dik duruşumuz sayesinde ibadete açıldı’ diye caka sattılar. Hadi oradan. Yapılanın adı siyasi riyakârlıktır, iki yüzlülüktür. Ama bunun kadar önemli olan bir başka husus da yetkinizi kullanmayıp kendi atadığınız hâkimlerin arkasına saklanarak bedelini milletimizin ödeyeceği, bir hukuki garabete neden olmanızdır.

Ayasofya 567 yıldır bizimdir. Ve İstanbul’un iki büyük fatihi vardır. Biri Fatih Sultan Mehmet Han, diğeri ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk… Biz iki atamızla da gurur duyuyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kılıcı olmasaydı, bugün Ayasofya’da, Sultanahmet’te, Süleymaniye’de ecdadın mukaddes emanetleri üzerinde hak iddia edebilir miydik? Yoksa Ayasofya ile beraber tüm bu mukaddes emanetler de emperyalistlerin eline mi düşerdi?

İşte Gazi, kılıç hakkının verdiği bu özgüvenle, Ayasofya’yı bütün insanlık âleminin ortak mirası olarak müze yapmış ve tüm insanlığın ziyaretine açmıştır. Bunu beğenmedin mi? Yetkini kullanarak değiştirebilirsin. Yetki sende, ama sen bir yandan yargının arkasına sığınıyorsun, diğer yandan da bu karara ‘Tarihe karşı ihanet’ diyerek kararda imzası olan Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ettiniz. Bu ülkede Cumhurbaşkanı makamında oturup da Atatürk’e hakaret eden tek parti genel başkanı sizsiniz. Bir ihanet varsa; rant uğruna, ecdadın emaneti İstanbul’a ihanet hançerini saplayan, kupon arazileri yandaşlarına peşkeş çeken, Fatih Sultan Mehmet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün kılıç hakkıyla aldığı toprakları, Katar emirinin annesine tarla olarak satıp, sonra bakanlık kararıyla ticari arsaya çevirerek milyonlarca dolar kazandırmaya kalkan sonra da utanmadan ‘İstanbul’a ihanet ettik’ diyenlerdedir.”