CHP Kadın ve Çocuk Hak ve İhlalleri İnceleme ve İzleme Komisyonu, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ve Mücadele Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı.

Açıklamada ülkemizde 20 milyondan fazla çocuktan yaklaşık bir milyonunun çalışma hayatının içinde fiilen yer aldığı kaydedildi.  Çocukların büyük bir çoğunluğunun kayıt dışı çalıştırıldığı belirtilen açıklamada “Çocuk işçiliğinin artışında en önemli etken çocuk yoksulluk oranının yüksek olmasıdır” ifadelerine yer verildi.

Başkanlığını Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in yaptığı ve Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel, Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’den oluşan CHP Kadın ve Çocuk Hak ve İhlalleri İnceleme ve İzleme Komisyonu 6-17 yaş arasında olan yirmi milyondan fazla çocuktan, bir milyona yakınının çalışma hayatının içinde fiilen yer aldığını, resmi rakamlara göre 15-17 yaş aralığında 708 bin çocuğun çalışma hayatı içinde olduğunu bildirdi.

Bu sayıya çırak işçi sayısı olan 1 milyon 170 bin çocuk eklendiğinde sayının neredeyse iki milyona ulaştığını belirten komisyon üyeleri, yalnızca 708 bin çocuk işçi düşünüldüğünde bile rakamın korkunç boyutlarda olduğu kaydedildi.

Açıklamada bu sayının 56 ilimizin nüfusundan büyük olduğu, bu rakama ise göçmen çocukların dahil edilmediği vurgulandı.

ÇOCUKLAR MEVSİMLİK GEZİCİ TARIM İŞÇİSİ

Kaç Suriyeli çocuğun hangi koşullarda çalıştırıldığına dair resmi herhangi bir istatistik bile bulunmadığını kaydedilen açıklamada,  “Bu çocukların bir kısmı fiziksel, zihinsel, eğitsel, sosyal, duygusal ve kültürel gelişimlerine zarar veren ve ulusal yasalarla uluslararası standartlara uygun olmayan koşullarda çalıştırılmaktadır. Büyük bir çoğunluğu kayıtdışı çalıştırılan bu çocuklar, hiçbir sosyal güvenlik hakkından yararlanamamaktadır. 1 milyona yakın çalışan çocuktan 400 binden fazlası, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinden biri olarak tanımladığı mevsimlik gezici tarım işçiliğinde çalıştırılmaktadır” denildi.

ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE AYKIRI

BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 32’inci maddesindeki “çocuğun ekonomik sömürüye karşı korunmasını, riskli ya da eğitimini engelleyecek, sağlığına veya bedensel, akılsal, ruhsal, ahlaksal, toplumsal gelişimine zarar verecek işlerde çalıştırılmayacağı” yönündeki ibarenin hatırlatıldığı açıklamada, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün “En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi Sözleşmesi” hükümlerinin, hükümetleri “çocuk işçiliğini önlemek ve bunun için gerekli önlemleri almak; çocukların en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliğinden uzaklaştırılmaları için ücretsiz temel eğitim ve mümkün ve uygun olduğu takdirde meslekî eğitim sağlamakla” yükümlü kıldığına işaret edildi.

DEVLET KENDİ MEVZUATINA UYMUYOR

Devletin kendi mevzuatına dahi uymadığını, yeterli denetim yapmadığını, çalışan çocukların korunmadığını ve çalışması yasak olan işkollarında 15 yaşın altında çocukların çalıştırılmasına göz yumulduğu ifade edilen açıklamada “Geçen yıl 76, geçtiğimiz dört yıl içinde 200’e yakın çocuğun iş kazasında hayatını kaybettiğini belirtildi. Açıklamada “Neresinden bakılırsa bakılsın bu Devletin göz yumduğu çocuk cinayetlerinden başka bir şey değildir” ifadelerine yer verildi.

ÇOCUK YOKSULLUĞU EN ÖNEMLİ ETKEN

Çocuk işçiliğinin artışında en önemli etkenin çocuk yoksulluk oranının yüksek olmasından kaynaklandığı vurgulanan açıklamada,  Türkiye’nin, AB ve OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında çocuk yoksulluk oranı en fazla olan ülke olduğu gerçeğine işaret edildi.  Çocukların erken yaşlarda çalışmak zorunda kalmalarının çocuk işçiliği sorununu Türkiye’nin en önemli toplumsal sorunlardan biri haline getirdiğine vurgu yapılan açıklamada “Bütün bu veriler çocuklarımızın ekonomik istismara maruz kaldığını ve Çocuk haklarına uymayan bir şekilde işleyen ve geleceklerini ipotek altına alan bir ekonomik yapıya mahkûm edildiklerini göstermektedir. Çocuklarımızın geleceği çalınmaktadır ve Devlet ne yazık ki buna seyirci kalmaktadır. Buna seyirci kalan bir devletin devlet olma görevini yerine getirdiğini söylemek imkânsızdır” ifadeleri kullanıldı.