CHP Kadın Kolları Genel Başkan Adayı Ayten Gülsever, koronavirüs salgınına karşı önlem paketlerinde kadınlara ilişkin yeterli düzenlemelerin yapılmadığını söyleyerek, “Kadının varlığını görmezden gelen “cinsiyet körü” kararlar ve politikalar genellikle başarısız olmaktadır. Müdahale ve uzun vadeli etki planlamasında karar verirken, kadınların sürece eşit şekilde dahil edilmesi gerekmektedir.” dedi.

Açıklamasında, “COVID 19 salgının etkilerini bütüncül bir yaklaşımla yaş, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Kadının varlığını görmezden gelen “cinsiyet körü” kararlar ve politikalar genellikle başarısız olmaktadır.Müdahale ve uzun vadeli etki planlamasında karar verirken, kadınların sürece eşit şekilde dahil edilmesi gerekmektedir.” ifadelerine yer veren Gülsever, şöyle devam etti:

“Aniden tüm dünyayı saran salgının ülkemizde ailelerin  birdenbire kendilerini tam zamanlı olarak dar alanlarda, ekonomik stres altında, çocuklarının yada evde bulunan diğer yakınlarının bakımlarıyla uğraşırken bulmalarına sebep oldu. Bu koşullarda, cinsiyet dinamikleri her kriz döneminde olduğu gibi yine kadının aleyhine işlemeye başladı.

Dünyadaki daha önceki salgın deneyimleri, salgın süresince kadınlara yönelik şiddetin arttığını ve buna karşılık koruyucu ve önleyici faaliyetlerin azaldığını göstermektedir.Erkeklerin salgından ve çalışamamaktan kaynaklanan maddi sıkıntılar karşısında kendilerini baskı altında hissetmeleri evde gerginliğe ve çatışmaya yol açabilmektedir. Bunun yanı sıra ev içindeki cinsiyetçi ve eşitsiz iş bölümü( yemek, temizlik ve çocuk-hasta-yaşlı-engelli bakımı gibi) bugünlerde artan iş yükünü de tamamen kadınların omuzlarına yüklemektedir.

Evde artan gerilimler nedeniyle, partner şiddetine ve aile içi diğer şiddet türlerine maruz kalma riskleri artabilmektedir.  Herkes için güvenli bir alan olması gereken evlerin bazı kadınlar ve çocuklar için şiddete maruz kaldıkları alanlar olduğunu bilmek bizleri endişelendiriyor.

Kadınların şiddet eğilimli partnerleriyle tam zamanlı olarak evde kalmaları potansiyel olarak tehlike yaratıyor. Ev içi şiddetten korumaya yönelik özel önlemler alınmalıdır.Bunun icin kadınların kolluk kuvvetlerine, yardım hatlarına ve sığınma evlerine erişimini sağlamak için bununla ilgili sadece ‘evde kal’ spotlarının yanında konu ile ilgili de kamu spotları da yayınlanmalıdır.

COVID-19 sorunu ile karşı karşıya kaldığımız bugünlerde kadını korumaya yönelik çalışan mekanizmaların işlerliği sürekli denetim altında olmalı ve hassasiyetle izlenmelidir.Kadına yönelik Alo Acil Yardım Hattı olmalı ve sadece kadına yönelik şiddet konusunda destek vermelidir.

Okulların kapanmasıyla imkanı olan aileler çocukları için uzaktan öğretime geçtiler.Fakat bazı evlerde durum kız çocuklarının aleyhine işlemektedir. Kız çocukları okulların kapanması bahanesiyle daha küçük kardeşlere veya büyükanne ve/veya büyükbabalarına bakmak zorunda bırakılmaktadırlar.Bu eşitsizliğe son vermek için ilgili bakanlık tarafından kamu spotlarıyla çağrıda bulunulmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır.

COVID-19 salgının getirdiği ekonomik  krizden de çeşitli biçimlerde ilk etkilenen çalışan kadınlar oluyor. Çünkü kadın emeği en değersiz görülüyor ve işveren tarafından gözden çıkarılan ve ücretsiz izne çıkarılan ilk kişi de kadın oluyor.

Ayrıca kadınların çoğunluğunun sağlık sigortasının mevcut olmadığı veya yetersiz olduğu ve güvenli gelirin olmadığı kayıt dışı sektörlerde çalıştığı gerçeğini de göz önünde bulundurursak ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişileri de düşünürsek,bekar ebeveyn kadınlara ek Mali destek verilmesi şarttır.

Teknolojinin ilerlemesi ile kadına yönelik dijital şiddetin de arttığını biliyoruz.

Eve kapandığımız bu günlerde internet üzerinde kurulan arkadaşlık veya partnerliklerin artmasıyla , kadınların güven duyarak paylaştıkları tüm özel bilgileri veya görüntülerin daha sonrasında tehdit amaçlı kullanılabileceği riskini de beraberinde getirmektedir.Dijital şiddet de diğer şiddet biçimleri gibi 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir alınması mümkün olan şiddet türlerinden biridir. Kadınların telefon, mail, sosyal medya veya herhangi bir yöntem aracılığıyla kendilerine ulaşarak şiddet uygulayan kişiyi şikayet etme hakkı bulunmaktadır. Kadınlar, dijital şiddet ve güvenli internet kullanımı konusunda bilgilendirilmelidirler

Salgın döneminde kadınların toplumu ayakta tuttuğu bir gerçektir.

Bu süreçte önlem paketlerinde önceli̇k veri̇lmesi̇ gereken konulardan biride bi̇r halk sağlığı meselesi̇ olan cinsel sağlık ve üreme sağlığıdır.Bu hizmetler için ayrılan kaynakların salgınla başa çıkmaya yönelik faaliyetlere yönlendirilmesine neden olabileceği riski ,anne ve yenidoğan ölümlerinde artışlara, doğum kontrol yöntemi taleplerinin karşılanmayarak artmasına, güvenli olmayan kürtajların ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların yaygınlaşmasına yol açabilir.Bu da bizi endişelendirmekte ve bunlarla ilgili gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığının sorgulanmasını talep etmekteyiz.

Kadınların cinsel ilişkiye zorlama (tecavüz) sık uygulanan şiddet biçimleri iken bu dönemde artış görülmesi riski bulunmaktadır. Bu nedenle kadınların rahatça şikayet edebilmesi ve gebeliği önleyebilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır. Kadınların doğum kontrol yöntemlerine erişebilmeleri de istenmeyen gebelikleri önlemek için oldukça önemlidir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığının talimatıyla eczaneler tarafından doğum kontrol araçları ve ertesi gün hapları ücretsiz olarak verilmelidir.

Ayrıca halk sağlığını korumak ve kadınları ev içi şiddetten uzaklaşmalarını sağlamak için ihtiyaç duydukları destekleri verebilmek adına sosyal devlet tarafından online sosyal, psikolojik ve hukuki destek acilen sağlanmalıdır.”