Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının tamamı şöyle:

TBMM, DÜNYANIN "GAZİ" UNVANINA SAHİP OLAN TEK PARLAMENTOSUDUR 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, saygıdeğer yurttaşlarım ve sevgili çocuklar; Cumhuriyet Halk Partisi adına 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor ve bu büyük günün ülkemiz için aydınlık ve huzurlu günlerin müjdecisi olmasını diliyorum. 

Doksan altı yıl önce Ankara’da ulusun kayıtsız şartsız egemenliğini ilan ederek Büyük Millet Meclisini açan, Kurtuluş Savaşı’nın ve cumhuriyetimizin büyük önderi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve yol arkadaşlarını, yüce Meclisimizin aramızdan ayrılan üyelerini ve tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla ve saygıyla anıyorum. 

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi, dünyanın en eski on parlamentosundan biridir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’mızı zafere ulaştırması nedeniyle "Gazi Meclis" unvanını taşıyan ve bu özelliğiyle de dünyanın "Gazi" unvanına sahip olan tek parlamentosudur ve cumhuriyetimiz, bütün dünyaya bir bayram hediye edecek kadar ufku geniş, ulusal egemenliği baş tacı edecek kadar halkına güvenen ve saygı duyulan devrimci kadroların ve ruhun eseridir. Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti, Misakımillî sınırları içinde, çağdaş anlamda sosyal, ekonomik gelişmeyi sağlamak, uluslararası anlamda da "Yurtta sulh, cihanda sulh." ilkeleri çerçevesinde kurulmuştur. Bundan amaç, maceradan uzak duran, herkesin mutluluğu için çalışmayı amaç edinmiş, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti oluşturmaktır. 

Sayın milletvekilleri, bu bayrama "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" diyoruz. Bu bağlamda, cumhuriyeti kuran devrimci kadroların "Ulusal egemenlik" kavramıyla neyi ifade ettiklerini iyi anlamak gerekiyor. Günümüzde bu kavramı çarpıtarak bir dikta rejimi kurmaya kalkışanların öncelikle Mustafa Kemal Atatürk’ün 7 Şubat 1923 tarihinde Balıkesir’de yaptığı konuşmayı iyi öğrenmeleri gerekiyor. Şöyle der Gazi Mustafa Kemal: "Millî emeller, millî irade, yalnız bir şahsın düşünmesinden değil, bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin bileşkesinden ibarettir." Bir halkın var olma mücadelesini bağımsızlıkla taçlandırmış bu yüce Meclisin fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür üyeleri bugün de zorlu bir mücadele içine girmişlerdir. Bu zorlu mücadelenin halkın egemenliğini yansıtan gerçek bir demokrasi ve özgürlüklerle taçlandırılacağından eminim. 

HİÇBİR GÜÇ, KAYNAĞINI NEREDEN ALDIĞINI İDDİA EDERSE ETSİN, MİLLETİN ÜZERİNDE VESAYET KURAMAZ 

Değerli milletvekilleri, ulusal egemenlik, çoğulcu bir rejim, temsilde adalet ve hukukun üstünlüğü meselesidir. Çoğunluğun güçlü, güçlünün de haklı olduğu, yasaların, yurttaşların baskı, korku, yasaklar, kin, yoksulluk ve istikrarsızlık tehditleriyle yönlendirildikleri bir sistem çoğulcu bir sistem değildir. "Sandıktan çıktım, ne istersem yaparım." anlayışı ulusal egemenlik kavramıyla bağdaşmaz çünkü ulusal egemenlik sandıktan çıkan oy sayısına bağlı bir kavram değildir. Egemenlik en son ferdine kadar bütün ulusundur, kayıtsız şartsız milletindir. Hiçbir güç, kaynağını nereden aldığını iddia ederse etsin, milletin üzerinde vesayet kuramaz, kurmaya çalıştığı vesayetin kaynağı olarak da bizzat milletin kendisini gösteremez. Böyle bir yönetim tarzı demokrasi ve cumhuriyet ilkeleriyle de bağdaşmıyor. Demokrasi özgür yurttaşların, özgür medyanın, bağımsız yargının olduğu ve iktidarların egemenliğin kaynağı olan halka her gün hesap verdikleri bir rejimin adıdır. Kayıtsız şartsız millete ait olan egemenlik, milletin iradesini gasp etmek ve toplumun belirli unsurlarını dışlamak için bir silah gibi kullanılamaz. 

Değerli milletvekilleri, üstünlerin hukukunun egemen olduğu yerde milletin egemenliği yoktur. Halkımız ulusal egemenliği yasama, yürütme ve yargı organları aracılığıyla kullanır. Yürütme organına "Bu yetkiyi tek başına kullan." denmez ve denmemiştir.