Ağbaba’nın ziyaret sonrası Tekirdağ F1 ve F2 cezaevleri hakkında hazırladığı inceleme ve görüşme raporu şöyle:

CHP Cezaevlerini İnceleme Komisyonu Sözcüsü ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Hükümlü ve Tutuklu Alt Komisyonu üyesi olarak Tekirdağ F1 ve Tekirdağ F2 Cezaevlerinde incelemelerde bulundum. Mahkumlar cezaevi yönetiminden kaynaklanan bir keyfiyetin hakim olduğunu, farklı cezaevlerinde yasak olmayan konuların burada yasak olduğuna dikkati çekti. Cezaevinde en büyük probleminin sevklerde yaşandığı görülürken, Akit TV dahil hükümete yakın televizyon kanallarının yayınlandığı cezaevinde, muhalif hiçbir kanalın izlenemediği şikayetini aldık. Mahkumlar özellikle ailelerinin kendilerini görmeye gelemediğini, bu nedenle ailelerine yakın cezaevlerine sevk istediklerini ancak bu sevk taleplerinin onaylanmadığını iletti. Günlük gazeteler arasında da cezaevi yönetimine doğrudan ya da hükümete yönelik eleştiriler içeren yayınların mahkumlara verilmediği yönünde bir dizi tespitte bulunuldu. 7 Haziran seçimlerinin ardından cezaevinde mahkumlara yönelik baskının da arttığı görülmektedir. Görüştüğümüz mahkumlar, şunları anlattı:

Mehmet Ersin (İran vatandaşı): 3 yıl İran’da ilkokul okumuş, ailesini cezaevine girdiğinden beri görmemiş, Adalet Bakanlığı’ndan İran’a sevk için özel izin istemiş ancak bu izin çıkmamış İran’a sevk olmak istiyor. 

Ali Yerci: FETÖ’den cezaevinde. Örgüte finans sağladığımı iddia ediyorlar. Benimle birlikte aynı operasyondan giren bir kişi daha var ancak yalnız kalıyoruz. Çıplak arama var. Ankesörlü telefonda tekmil veriyoruz.

"ÇÖZÜM SÜRECİ" 

Cafer Koca: Cezaevindekilerin önemli bir bölümü istek dışı sevkle buraya gelmiş. Isıtmada problem yok. Kısa dalga radyo yasak. Cezamız 1 yılın altına düşse bile ilçe cezaevine gönderilmiyoruz, eskiden bu uygulama yapılıyordu. Çözüm süreci bitince bize karşı yaklaşım değişti. Dışarıdaki politikalar nasılsa burada da aynısı, çözüm süreci bitince cezaevinde tam olarak hissettik. Baskılar başladı, iç çamaşırlarımızı bile arıyorlar. Disiplin cezası yoktu, şimdi ceza verilmeye başlandı. Sohbette dahi arama yapıyorlar. Diyarbakır’daki firardan sonra çekpas sapı vermemeye başladılar.

İhsan Demir (adli mahkum): Uyuşturucudan ceza almış. Özel yetkili mahkemeler tarafından ceza verildi. Bu mahkemelerin verdiği kararlar sadece sadece siyasi suçlar için değil bütün suçlar için de değerlendirilmeli. Dosyayı incelemeden ceza verdiler. 

"IŞİD ELEŞTİRİSİ YASAK" 

Hasan Polat: 7 Haziran’dan beri cezaevinde uygulama değişti. Ağırlaştırılmış müebbetlerin havalandırma saatleri günde 1 saate indi. Mektuplarımıza içinde siyasi değerlendirme olunca el konuluyor. AKP’ye yönelik siyasi eleştiriler içeren mektuplarımız imha ediliyor, bu mektuplara el konuluyor. Ama IŞİD’in eylemlerini eleştirdiğimiz mektuplarımız da ’terörle paniğe sevk ettiğimiz’ gerekçesiyle gönderilmiyor. Bu cezaevinde IŞİD’i eleştirmek yasak. 

Ali Haydar Saygılı: İdare mektuplarla ilgili sıkıntı çıkarıyor, aramalar artırıldı. Anayasa Mahkemesi adil yargılama olmadı diye benim davamı bozdu ancak yerel mahkeme tahliye etmedi. Anayasa Mahkemesi gazeteci Can Dündar’ın dosyasında da aynı kararı verdi, o tahliye edildi, ben edilmedim. Burada kitap yazıyorum, çeviri yapıyorum ama gelen kitaplar çok bekliyor. Elimle yazıp gönderiyorum bana bilgisayarda yazılı olarak geliyor ama en az iki ay gönderilmiyor. Atılım gazetesine Alevilikle ilgili yazdığım makaleleri bile göndermiyorlar. Hükümeti eleştiren hiçbir mektup dışarı çıkmıyor. Süreç bitince herşey bozuldu, yemek de bozuldu, açık görüş de bozuldu. 

"BARZANİ’Yİ ELEŞTİRMEK YASAK" 

Ercan Görtaş: Kürtçe yayına izin verilmiyor. Zazaca metin çeviremiyoruz. Bir mektubumda Barzani’yi eleştirdim, devlet büyüğünü eleştirdiğimiz için mektubun o kısmı karalandı, öyle gönderildi. Barzani burada devlet büyüğü yerine konuldu. Yan flüt çalıyordum, arızalandı, tamire gönderdim, ağır metal olduğu için geri alamıyorum, bana vermiyorlarama çözüm süreci devam ederken ben bu aleti cezaevinde çalabiliyordum.

Haydar Bayar: Ressam. Kuru boya, sulu boya, pastel boya ve akrilik boya verilmiyor. Sadece kara kalem serbest. Che, Mazlum Doğan, Mahir Çayan çizerek bir takvim hazırladık ancak cezaevi idaresi takvime izin vermedi. Che’ye terör örgütünün sembolü denildi. Mahkemeye verdik, mahkeme terör örgütü üyesi olmadığı yönünde karar alınca takvimi geri aldık. Koğuşuma Mahir Çayan resmi astığım için hücre cezası verdiler. Panoya resim asamıyoruz, sadece bayrak ve Atatürk resmi serbest. Bizim dosyamızı hazırlayan cemaat polisleri şimdi benim gibi tutuklu. 

Eren Türk: Kasten adam öldürme suçundan tutukluyum. Gazi Mahallesi’nde bir torbacı öldürüldü, maskeli şahısın kazağıyla benzer bir şey giydiğim için burdayım. Kahvede maç izliyorduk, ikinci yarı maskeli bir grup geldi kahvenin önüne, bize torbacıyı teşhir ettiler, ’Bu torbacıyı tanıyın’ dediler. Benim üzerimde BJK forması vardı, maskeli şahsın üzerinde ise beyaz siyah şeritli kazak vardı, o kazağa benziyor diye giydiğim şey beni buraya attılar. Pantolonum aynı değil, hiçbir şeyim aynı değil, suçum BJK forması giymek.Sadece şeritler benziyor, benimki formaydı, onunki kazak.