CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 5 ayrı suçtan 17 yıla kadar yargılandığı davada İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3. duruşma görüldü.

Mahkeme heyeti Canan Kaftancıoğlu hakkında sanığın terör örgütü propagandası suçu sabit olmak takdiren yasal alt sınırdan 1 yıl hapis cezası almasına karar verdi. Ceza ertelenmedi.

Kaftancıoğlu, Cumhurbaşkanına hakaret, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret, Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek, terör örgütü propagandası yapmak suçundan suçlarından toplam 9 yıl 8 ay aldı. Mahkeme Kaftancıoğlu’na okuduğu hiciv nedeniyle de indirim uygulamadı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP’li 80 il başkanı da Canan Kaftancıoğlu’na destek vermek için Çağlayan Adliyesi’ne geldi. Duruşmada savunması için söz alan Kaftancıoğlu,”Değil 17 yıl 27 yıl bile ceza verseler yine hakikati söylerim. Sizler de hakikati arayın, ona yaklaştığınızda özgürleştiğinizi hissedeceksiniz. Bu hakikat hepimizi özgürleştirecek. Emin olduğun en temel gerçek özgürlüğü ve yaşamayı bağımsız olarak savunmaktır” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu duruşma öncesi yaptığı kısa konuşmada, “Ülkeyi bu tür ortamlarla germenin ya da insanlar arası kutuplaşmayı bir vesile ile hele hele hukuk yoluyla büyütmenin sıkıntısını yaşıyoruz” dedi.

Duruşmanın başlamasıyla katılan Tayyip Erdoğan Vekili avukat Ferah Yıldız, mütalaaya katıldıklarını belirterek, “Ayrıca sanığın duruşmadaki hal ve hareketlerinden ötürü iyi hal indirimi uygulanmamasını en üst sınırdan ceza verilmesini talep ediyoruz” dedi.

“Atatürk cumhuriyetinin il başkanı olarak devleti aşağılamam düşünülemez”

Daha sonra savunmasına başlayan Kaftancıoğlu, cumhurbaşkanına hakaret etmediğini ve etmeyeceğini söyledi. Kaftancıoğlu savunmasına şu şekilde devam etti:

“Kim ne derse desin Mustafa Kemal Atatürk’ün oturduğu koltuğa saygısızlık etmek kimsenin hakkı ve haddi değildir. Hiçbir kamu görevlisine alelen hakaret etmedim. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmedim. Atatürk cumhuriyetinin il başkanı olarak devleti alenen ya da perdeli olarak aşağılamam düşünülemez. Terör örgütü propagandası yapmadım yapmam. TV programında terör örgütü propagandası yaptıysam incelenir ama yok.

Hakikati ortaya çıkarmak için benden çok sizin sorumluluğunuz var. insanlarımızın hukuka güvenmediği bir süreç sadece benim değil 82 milyonun süreci.

“Değil 17 yıl 27 yıl bile ceza verseler yine hakikati söylerim”

Söylediklerimi teşvik ve tahrik olarak algılamak insanları kine sürüklemektir. Cumhurbaşkanına hakaret; kimi zaman bağlarından koparılarak, kimi zaman da söylediklerimin suç olarak algılanması iddia makamı tarafından ifade edilerek gerçeklerden uzaklaşılmıştır. Değil 17 yıl 27 yıl bile ceza verseler yine hakikati söylerim. Sizler de hakikati arayın, ona yaklaştığınızda özgürleştiğinizi hissedeceksiniz. Bu hakikat hepimizi özgürleştirecek. Emin olduğun en temel gerçek özgürlüğü ve yaşamayı bağımsız olarak savunmaktır.

“Mevcut iddianameyle yargılamanın yapılması hukuka aykırıdır”

Kaftancıoğlu’nun savunmasının ardından avukatı söz aldı. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini yineleyen avukat, tweetlerin paylaşıldığı dönemin koşulları ve bağlamlarının da araştırılması talep etti ve şunları söyledi:

“5 Temmuz ile alakalı atılan tweetin köprü üzerinde öldürülen askerle alakalı olduğu aşikardır. Yargıtay kararlarına istinaden müvekkilimizin terör örgütü propagandası yapmadığı ortadadır. Yargıtay kararları heyete sunulacaktır. Müvekkilimizin halkı kin ve suça teşvik ettiğine yönelik yeterli kanıt bulunmamaktadır. İddianame hukuken sakattır. Mevcut İddianameyle yargılamanın yapılması hukuka aykırıdır. Sormak istiyorum müvekkilim neden şüphelidir? Hazırlanan bahsi geçen rapor neden yazılı talimat halinde güvenlik güçlerine verilmemiştir? Müvekkilimizin yargılanmasına ve şüpheli ilan edilmesine sebep veren rapor tamamen hukuka aykırı delillerle hazırlanmıştır. CMK 160’a göre Cumhuriyet Savcısı sanığın lehine ve aleyhine olan kanıtları toplamakla hükümlüdür yani sanığın da hakkını korumakla hükümlüdür. AİHS 10, Anayasa’nın 25. maddelerine istinaden müvekkilimizin sosyal medya paylaşımları ifade özgürlüğüne girmektedir. Esas hakkında mütalaada hukuka dair hiçbir şey yer almamaktadır. Müvekkilimizin savunması dinlenmemiştir ve araştırılmamıştır.”

Savunmanın dosyaya girmesinin ardında mütalaaya karşı savunma için avukat Fikret İlkiz, “102 sayfalık bir dilekçe hazırladık bunu size sunacağız hâkim bey, hepsini okumayacağım. Eksik kalan yerleri diğer arkadaşlarım tamamlayacak” dedi. Daha sonra Kaftancıoğlu’nun diğer avukatı şunları söyledi:

“18 Temmuz’da eklenen sosyal medya paylaşımına istinaden; “Aklıma duruşmada Nazım ustanın şu sözü geldi” diyor. Müvekkilimizin aklına gelen söz kapsamında bu ifadenin dosyaya girmesi hukuka aykırıdır. Bu söylem ifade özgürlüğüdür. Tutanak başlığı altında bir televizyon programında yapılan telefon konuşması yer alıyor. Neye istinaden bir kişinin sosyal medya paylaşımları suç dosyasına giriyor? Eskiden süreç şöyle işlerdi; bir kişinin sosyal medya hesabının inceleneceği ve bulguların dava dosyasına gireceği emniyet güçlerince haber verilirdi. Bu hazırlanan tutanak ile şiir paylaşımın dosyaya girmesi aynı şeydir.”

“Akıldakini yargılarsanız düşman hukuku ortaya çıkarırsınız”

Avukatın savunmasının ardından 5 dakika ara verildi. Aranın ardından Kaftancıoğlu’nun avukatı, ilgili televizyon kanalından görüntülerin incelenmesi talebi üzerine verilen ret kararının yanlış olduğunu belirterek, konu hakkında savcılığın araştırma yapmadığını söyledi. Avukat sözlerine şöyle devam etti:

“Aklında şiir geçtiği için şiiri dosyaya kuruyorsunuz. Akılda geçeni ceza hukuku çerçevesinde değerlendirip cezalandırmayı amaçlıyorsunuz. İlgili televizyon programını kim çözümledi? Kim dosyaya koydu? Bunu bilmiyoruz.