“Yüzde yüz yerli ve milli” sıfatı Alparslan Türkeş’in Dokuz Işık risalesi tanıtılırken kullanıldı. Bu söyleme daha sonra Necmettin Erbakan sahip çıktı.

Türkiye’de sağ siyaset ne zaman yerli ve milli olmaktan uzaklaşsa bu söyleme sarılıyor, bunun son mirasçısı da Erdoğan’dır. Dönemin Başbakanı Erdoğan 2015 yılında seçimlere giderken yerli ve milli söylemini tekrar piyasaya sürdü.  İktidarını pekiştirmek için billboardları “550 Yerli ve Milli Vekil” sloganıyla donattı. Milliyetçiliği ve dini motiflerle süslediği siyasetini kendi düşünce iklimiyle harmanlayan, aynı potada eriten Erdoğan, 50 yıllık bu söyleme bir daha bırakmamak üzere sıkı sıkıya sarıldı.  Nasıl olsa alıcısı vardı.

Aslında iktidar “yerlilik” ve “millilik” kavramını hiçbir zaman gerçek anlamında kullanmadı. Her fırsatta “yerli ve milli” sözlerini dilinden düşürmeyen iktidar bu söylemle topluma bir takım sınırlar çizdi.  Yerli ve milli söylemi içi boşaltılan kavramlarla halkı kandırmak, tamamı ithal, neoliberal politikaların ayıbını örtmeye çalışmak, muhalefeti sindirmek için kullanılan bir kavram haline geldi.  Beğenmediği muhalefeti yapana söylenen ilk söz “yerli ve milli değilsiniz” bunun bir adım ötesi vatan hainliği oldu.

İktidar şayet yerli ve milli olsaydı borca ve tüketime dayalı ekonomi politikaları yerine, üretime dayalı ekonomi politikaları uygulardı. Ülke tamamen dışarıya bağımlı hale gelmez; “yandım aman” diyen çiftçiyi üretimden koparmazdı. Bugün Türkiye nohut, mercimek, fasulye, susam, şeker, pamuk, soğan, saman ithal eden bir ülke olmazdı. Yunanistan’dan pamuk, Sırbistan’dan et, Rusya’dan buğday ithal etmezdi.

ABD’ye jandarmalık yapmaz, emperyalizme boyun eğmezdi. ABD Başkanı Trump’ın “ekonominizi mahvederiz” sözlerine iki çift laf ederdi. Cumhuriyet döneminde yoksul halkın dişinden tırnağından arttırdığıyla yapılan tütün, şeker fabrikalarını haraç mezat satmazdı. En stratejik kurumlarımızdan olan Türk Telekom özelleştirilmez, Kıbrıs’taki haklarımız korunurdu.

Ezcümle yerli ve milli kavramı Erdoğan’ın başından beri izlediği kamplaştırıcı, kutuplaştırıcı siyasetin söyleme, ete kemiğe bürünmüş halidir. Yerli ve milli derken aslında burada “biz”in dışında kalanlar, yani ötekiler işaret edilmektedir. Erdoğan’ın diline pelesenk ettiği yerli ve milli söylemi izlenen politikalar göz önüne alındığında birleştirici değil ayrımcıdır. Bu söylem Erdoğan’ın kendi tabanını konsolide etmek için kullandığı siyasi bir propagandadır.

Hem yerli ve milli olmayıp hem de biz yerli ve milliyiz denilmesi sadece aklımızla alay etmektir. Bu sözü en çok kullananların tank palet fabrikasını Katarlılar’a satması ise trajikomiktir.

AK Parti gerçek anlamda yerli ve milli olmanın yanından bile geçemez. Çünkü gerçek yerli ve milli iktidar, kendi şürekâsının çıkarlarını değil, halkın çıkarlarını koruyan bir iktidardır.

Erdoğan’a, mirasına sıkı sıkıya sarıldığı hocasının sözleriyle sesleniyorum:  “Hadi oradan.”

Burhanettin Bulut (CHP 27. Dönem Adana Milletvekili)