Pazar, Şubat 5, 2023

Buradan da bölmesinler bizi…

Gizem İspir
Gizem İspir
Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler fakültesinde tamamladı. Yaşamak için halen özel sektörde yöneticilik yapmaktadır. Daha önce Artful Living'de kitap eleştirileri yazmıştır. Öykü ve şiirleri çeşitli düzenli yayınlarda yer almıştır. Satın almayıp sahiplendiği patili bir oğlu vardır.

Komşum Adalet’ten öğrendim. Hatay bölgesinde sanırım, bir hayvana kötü davranılırsa “yapma o senin deden olabilir” derlermiş. Merhameti tetikleyen her ne olursa olsun, çok sevdim bu tabiri. 

Daha önce de yazdım. “İnsan ruhunun bir parçası hayvan sevgisini tadana kadar uyanmaz.” demiş Fransız yazar Anatole France. Bu fark edişi bir süredir kendi hayatımda da yaşıyorum. Hem kendinden güçsüz, dezavantajlı olana muamelesinden tanımıyor muyuz insanları? “İyi” dediğimiz insanlarda ilk gözlemimiz buna dair olmuyor mu?

Bakışlarımız farklı yöne dönsün diye uydurulan, yaratılan gündemlerde kayboluyoruz bazen. Bazı zaman ciddiye almıyoruz, kulak asmıyoruz. Bazı zaman bam telimize öyle bir dokunuyor ki girdaba biz de giriyoruz. Sokaktaki hayvanları da bence böyle bir senaryoya kurban ediyoruz.

Bu topraklarda sokakta hep hayvan oldu. Neredeyse herkesin bahçesinde, kapısında onlara bırakılan su kapları, yiyecekler olurdu. O hayvanlar sürüleri güderken yardım eder, fareleri uzak tutardı eskilerde. Ya da hiçbir görevi olmasın, mekânı bir şehir olsun mesela, bir can taşıdığı için merhamet edilirdi. Bu bizim genetiğimize sinmiş. Biz hayvanları severiz.

“Tell me you are in Turkey without saying in Turkey” etiketine denk geldiniz mi sosyal medyada? Bu etiketin İstanbul versiyonu da var. Avustralyalı arkadaşım ne zaman konuşsak İstanbul’daki kedileri çok özlediğini söylüyor. Ülkemizde çekilmiş görüntüleri yolluyor bana.  Bütün doğu önyargısının, çalkantıların yanında hayvan sevgisi sayesinde insanlığı ile konuşuluyor bu ülke.

Medeni ülkelerde sokakta hayvan yok diyenlerin zekâ seviyeleri için yorum yapmak haddim değil, ama biliyorsunuz ki hayvanseverlere karşı en çok kullanılan cümle bu. Ancak bu cümlede bahsedilen durum, medeniyetin nedeni değil sonucu. O ülkelerde sokağa hayvan bırakmak bu kadar kolay değil. Hayvanları dövüştürmek bu kadar kolay değil. Hayvanlara işkence etmek, tecavüz etmek bu kadar kolay değil. Hepsinin gerçek yaptırımları var. Hayvanseverlerin çığlık çığlığa haykırdığı odaklanmış bir aşılama ve kısırlaştırma çalışmasının da sonucunda sayıların ne kadar azaldığını görecekler ama amaç üzüm yemek değil işte. Barınaklara kapatalım hatta bazıları öldürelim diyorlar. Organize cinayet istiyorlar. Bilmem hangi ülkede örneği varmış. Sen o ülkedeki refah seviyesini talep etsene mesela.

Siyasilerce örnek gösterilen Konya Barınağındaki görüntüleri izlediniz mi? Bir hayvanın yaşam hakkının karar vericisi olabilmek zaten bence çok kibirli bir durum ve çok istisnai durumlar hariç bir güç zehirlenmesinin dışa vurumu. Ancak Konya’daki gibi bir ölümün celladı olmak, o cellada yetkiyi vermiş olmak, ya da ses çıkarmamak. Bunları açıklayacak bir cümle yok. Kafasına kürekle vura vura öldürülen köpeğin çaresizce bunu yapan adama doğru bakması. Belki merhamet aradı son anlarında bile. Etkisinden uzun süre çıkamayacağız.

Daha medyatik insanlar da işin içine girdi. Dünyanın en şanssız ırklarından birisi için yeni bir linç dalgasına ön ayak oldular. Yaşadıklarından sonra korkularını çok iyi anlıyorum. Bunu anlamayacak bir hayvansever de olamaz. Ama bir ırkın ömür boyu küçücük bir kafes içinde yaşaması, dövüşmeye zorlanması, dövüşmeyenlere işkence edilmesi, tüm hayatını acılar içinde geçirmesi. Tüm bunlardan sonra nadiren de olsa kurtulanların insanlara ne kadar zor güvendiği, travmalarından ne kadar zor kurtulduğu, hiçbiri gündem olmuyor. Hep tek taraflı, olayların nasıl olduğuna bakmadan, ırkı nedeniyle baştan fermanı veriliyor, ölsün.  Yasaklı ırk ne acı verici bir tabir, yasaklanan o hayvanlara yapılanlar olmalıyken.

Komşum Adalet’ten öğrendim. Hatay bölgesinde sanırım, bir hayvana kötü davranılırsa yapma o senin deden olabilir derlermiş. Merhameti tetikleyen her ne olursa olsun, çok sevdim bu tabiri.  Bizim özümüz, genetiğimiz bu. Kaybetmeyelim. Buradan da bölmesinler bizi, izin vermeyelim.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Gizem İspir
Gizem İspir
Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler fakültesinde tamamladı. Yaşamak için halen özel sektörde yöneticilik yapmaktadır. Daha önce Artful Living'de kitap eleştirileri yazmıştır. Öykü ve şiirleri çeşitli düzenli yayınlarda yer almıştır. Satın almayıp sahiplendiği patili bir oğlu vardır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
53,999TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI