Fotoğraf: Ziya Köseoğlu/CHP Genel merkezi

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, Berberoğlu iddianamesine ve savcılara tepki gösterdi. Tezcan vize yasağına ilişkin ise, “ABD’nin yaptırımını kabul etmiyoruz, ilişkileri bu noktaya getiren ise AK Parti hükümetidir” dedi. 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan partisinin gerçekleştirdiği MYK toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Tezcan’ın konuşmalarının satırbaşları şöyle:

“Tüpraş’ta meydana gelen patlamada 4 işçi öldü, 2 işçi yaralandı. Yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. 

Türkiye iş kazası denen ama iş cinayetine varan bir kötü çalışma düzenine teslim edilmiştir. TBMM’de iş güvenliğinin artırılmasının sağlanmasını ifade etmemizi yolu kapatılıyor. Emeğin güvenliğini sağlanmasına dönük önlem alınmıyor. 9 ayda bin 485 emekçiyi iş cinayetlerine kurban verdik. İş cinayetinde dünyada lider ülkeyiz. Böyle bir utançta Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sıradayız. 

İstinaf Mahkemesi bir kumpasın parçası olarak tutuklanan milletvekilimiz Enis Berberoğlu hakkındaki kararını bozdu. Başından beri hukuka aykırı olduğunu ifade ediyorduk. Mahkeme, daha önceden açıklanmış bir bilgi sır olmaz, demiştir. Yerel mahkemeye tokat gibi bir yanıt vermiştir. Mahkeme, bir siyasi partinin oylarını azalmak nasıl casusluk oluyor, diye sordu. 

İDDİANAME DEĞİL İDDİA KUPONU

(Yerel mahkeme) ‘Berberoğlu bu haberleri servis ederek AK Parti’nin az oy alıp iktidardan düşmesini sağlamak istemiştir’ diyerek karar almıştı. Hem iktidardan hem yargı organlarından Türkiye’yi bu ayıptan kurtarmalarını bekliyoruz. 

Her hafta yargıyla ilgili bir başka utanç vesikasıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu hafta da Büyükada iddianamesi çıktı. Casus bunlar diyorlardı. İddianamede nerede casusluk yazıyor, hiçbir yerinde yok. 

Silahlı terör örgütü üyeliğinden iddianame düzenlenmiş. Gizli tanık var ifadesi yok, suç yok. Yazışmalarını koymuşlar suç oluşturan hiçbir şey yok. Hiçbir vicdanlı hukukçu buradan suç üretemez. Bir plan dahilinde gözaltı yaptılar, kumpas peşindelerdi ama suç olmayan fiilleri suç diye anlatma noktasına geldiler. Bu iddianamelere iddianame demek mümkün değil. İddia kuponu bu, ya tutarsa… Bunun mağduru var. Vatandaşın mağduriyeti üzerinden oynamaya kimsenin hakkı yok, gidin iddia oynayın.

“AK PARTİ DIŞ POLİTİKADA İFLAS ETMİŞTİR”

Vize yaptırımının tartışmaları devam ediyor. Bu uygulama kabul edilebilir değildir. Net itirazımızı ifade ettik. Yaptırım yanlıştır misilleme doğrudur. Ancak uluslararası ilişkilerde ülkenin ciddiyetinden hükümetler sorumludur. Ne yazık ki AK Parti diğer politikalarda olduğu gibi dış politikada da iflas etmiştir. Bunun neticesinde Türkiye arkası yalnız bir ülke görüntüsü çizmektedir. Avrupa ülkeleriyle, demokratik, modern ülkelerle kavga içinde olduğunuz sürece hak ettiğiniz desteği bulamazsınız. 

Vize krizinin ekonomideki maliyeti 63 milyar lira. Bu bizim vatandaşımızın sırtındaki yük. Uluslararası ilişkilerle, hukuku yok ederek, tartışmalı iddianameler düzenleyerek bir tablo çizmeye başlarsanız, farklı noktalarda efelenme örnekleriyle uluslararası ilişkileri sıkıntıya sokacak pozisyonlara girerseniz hak etmediğimiz düzenlemelerle karşı karşıya kalırız. Sayın Erdoğan bir büyükelçinin işlemiyle vize uygulaması ortaya çıktı gibi esti, kükredi, ABD çıktı biz yaptık dedi. Böyle ciddiyetsiz tutum olmaz. Kaldı ki bu büyükelçinin kararıysa karşılık vermek büyükelçiye düşer.  

Bozan düzeltemez. Bu ilişkileri bu noktaya getiren AK Parti hükümetidir. Suriye krizinden kaynaklanan Türkiye’nin içine düştüğü sıkıntıdan, Irak’ta yaşanan sıkıntıdan AK Parti sorumludur. 

Emevi camiinde namaz kılma telaşına düşmüşlerdi, Süleyman Şah’ta abdestleri bozuldu. Çözüm hükümetin değişmesindedir. 

TEK ADAM REJİMİNİN FOTOĞRAFI

Geçen hafta gündemi belediye başkanlarının istifa tartışmaları doldurdu. Kendi içlerindeki meseleyle meşgul değiliz. Başka problem var. AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, ya istifa ederler ya yargıya giderler, dedi. Bu şantaj nedir? Bunlar suç. Talimatıma uyarsan suçunu örterim diyor. Hani yargı bağımsızdı? İstifa edince görevi suistimal ortadan mı kalkıyor? Talimatla takibatı mı durduruyorsunuz? Türkiye’nin içine düştüğü yönetim ve yargı krizine bakın. Bir tane hukukçu da çıkıp ne diyorsunuz demiyor. Ne  Yargıtay’dan ne yargıdan itiraz var. Türkiye kabile devleti haline düşürülmüş. Bu, tek adam rejiminin fotoğrafıdır. İlk seçimlerde bu fotoğrafı değiştireceğiz. 

“MECLİS BAŞKANI ACZ İÇİNDE”

(Darbe Komisyonu raporunun CHP’nin ek şerhi olmadan basılması) AK Parti 15 Temmuz darbesinin arkasındaki gerçekleri bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarmak istemiyor, siyasi ayağı saklamak istiyor, yüzleşmeden kaçıyor. Komisyon kurulurken önlemek istemelerindeki sebep bu idi, komisyona geç üye vermelerindeki sebep bu idi, FETÖ ile geçmişte ilişkileri olmuş bir milletvekilini komisyon başkanı yapmalarının arkasındaki sebep bu idi.

Komisyondaki Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız nitelikli bir muhalefet şerhi yazdılar. Komisyon korsan rapor düzenledi. CHP’yi itham eden ek yaptı. Arkadaşlarımız da ek muhalefet şerhi verdiler. Anlıyoruz ki Meclis Başkanı acz içinde. Rapora ekletmek istemiyor, yetkim yok, demiş. Kimin yetkisi var, Meclis’teki taşeron işçinin mi yetkisi var? Bu rapora CHP’nin ek şerhinin konmaması demek bunun korsan rapor olduğunun Meclis başkanlığı tarafından kabul edilmesi demek. 

Meclis’te görüşülen torba yasa var. Özellikle tütün üreticileriyle ilgili ceza hükmü konarak sefalet içine soktukları üreticiye yeni bir darbe peşindeler. Tütün emekçileri son 15 yılda çok büyük darbe yedi. 2002’de 405 bin 882 hane olan tütün üreticisi sayısı 2015’te 56 bine düştü. Tütün üreticisinin aylık geliri bin 42 liradır. Açlık sınırı bin 710 lira. Bununla uğraşmak yerine sigara tekelini nasıl savunuruzun peşindeler. Sigara tekellerinin çıkarı için tütün ekimini yok eden AK Parti iktidarı torba kanunla yeni bir cezalandırmanın peşinde.

“LAİKLİKTEN SAPMAK AKILDAN SAPMAKTIR”

Hızlı şekilde laiklikten, seküler yaşamdan sapmaya dönük sistemli uygulamalarla karşı karşıyız. Türkiye’nin geleceği orada değil. Laiklikten sapmak akıldan sapmaktır. Eğitimde katı bir taassubun içine sokma çabası var. Bütün okulları imam hatip yamak zorunda mısınız? Bütün öğretmenleri imam yapmak zorunda ısınız? Herkes sizin arzu ettiğiniz şekilde mi çocuk yetiştirmek zorunda? Şimdi okul kantinlerini harem selamlık yaptılar. Nasıl bir sakat kuşak yaratma peşindesiniz? İslamın hoşgörüsüne ayıkırıdır bu. Cahiliye anlayışını islamiyet diye okullara yerleştiren anlayış geleceği temsil edemez. Laiklikten sapma 15 Temmuz’a savrulmadır. Ülkenin kurucuları çok sağlam bir temel bıraktı.”

Açıklamanın tamamı buradan izlenebilir: