24 Haziran seçimleri ile birlikte kurumsal hale getirilen yeni rejim emeği ve emekçileri topyekûn hedef hedef almaya devam ediyor. Emeğin haklarına yönelik baskı ve müdahaleler AKP’nin 17 yıllık iktidarı süresince hep olagelmişse de yeni dönem de emekçiler tamimiyle savunmasız bırakılması amaçlanmaktadır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi özünde bir avuç yandaş sermayedarın ve sarayın bekası uğruna dizginsiz bir şekilde ilerlerken, ülkenin emekçileri günden güne daha fazla yoksullaşıyor ve güvencesiz hale getiriliyor. 24 Haziran seçimlerinin hemen ardından yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve yaz aylarında ilk kez açıklanan “Yeni ekonomik program” içerisinde ki emek karşıtı düzenlemeler emekçilerin etrafında ki çemberin daraltılması anlamına geliyor.

Çalışma yaşamında yapılan yasal değişikliklerin anlamı

Geride bıraktığımız Temmuz ayında yayımlanan ilk Cumhurbaşkanlığı kararnameleri çalışma yaşamına yönelik değişikleri de beraberinde getirdi. Bu sayede çalışma yaşamında emekçileri ilgilendiren tüm yasal mevzuatlar baştan aşağı değiştirilerek Saray rejimine bağlı kurumlara bağlanırken, emekçiler ile ilgili tüm kararlar Cumhurbaşkanlığının inisiyatifine bırakılmıştı.

Kısaca özetlemek gerekirse ilk CB kararnameleri ile;

Asgari Ücret Tespit Komisyonu İş Kanunu’ndan çıkartılarak ilgisiz bir biçimde Cumhurbaşkanlığı teşkilat yapısı içine alındı. Sendikalardan temsilcilerinde yer aldığı Ekonomik ve Sosyal Konseyin çalışma yapısı ve şekli Cumhurbaşkanlığına bağlı hale getirilirken, kamu çalışanlarına sendika kurma ve üyelik yasağında kapsam biraz daha genişletilmişti. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulunun yapısının değiştirilerek Cumhurbaşkanlığına bağlanması, kurulun yetki ve görevlerinin genişletilerek sendikaları denetleyebilmesine imkân tanınması da göze çarpan bir diğer değişiklik olmuştu.
İlk Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile çalışma yaşamına yönelik bu düzenlemeler emekçileri ve emek hareketini tamimiyle baskı altında tutmaya yönelik hamleler olarak dikkat çekmektedir. Türkiye’de çalışma yaşamının alabildiğince baskı altında tutulması en nihayetinde mevcut sisteme yönelik ortaya çıkabilecek olası karşı gelişlerin önüne geçebilme iktidar adına hayati derecede önemlidir. Savunmasız, örgütlü yapılardan yoksun ve itaat altına alınmış emekçi sınıfın varlığı Saray rejiminin birinci dereceden önceliği konumundadır.

Temmuz ayı itibariyle kendisini iyiden iyiye hissettiren ekonomik krizden çıkış yollarının reçetesi olarak sunulan ‘’yeni ekonomik programın’ ’kendisi de iktidarın krizi nasıl fırsata çevirdiği kısa zamanda anlaşıldı. Açıklanan yeni ekonomik programın içeriğinde emekçileri yakından ilgilendiren birçok karşıt düzenlemenin yer alması, gelecek dönem de AKP’nin emekçilerin kazanılmış tüm haklarını kaldırıp ve çalışma hayatını kamu-işçi ayrımı yapmadan tamamen güvencesiz ve kuralsız hale getireceğinin sinyallerini vermektedir.
Kıdem tazminatının fona devri, kamuda esnek çalışmanın yaygınlaştırılması ve bireysel Emeklilik sisteminin yeniden düzenlenmesi ‘’yeni ekonomik programın’’ emek karşıtı emareler içerdiğinin göstergesidir. AKP iktidarı krizin faturasını emekçilerin yıllardır sahip olduğu son yasal hakları da ortadan kaldırıp çalışma yaşamını tek tipleştirmek asıl amacıdır. Kamu personel sisteminde uzunca bir süredir düşünülen radikal değişikliklerin ilerleyen dönemler de hayata geçirilmesi sürpriz olmayacaktır. 657 Sayılı devlet memurları kanunu ileri ki dönemlerde tamamen değiştirilerek güvencesiz bir yapıya kavuşturulacak ve kamu alanının topyekûn tasfiye süreci tamamlanmış olacaktır.

Emekçilerin son kaleleri de ortadan kaldırılıyor

Türkiye’de AKP iktidarı ile birlikte çalışma yaşamına dair yasalar; emek gücünün alınıp-satıla bilindiği, piyasa içerisinde rahatlıkla dolaşıma sokulan ve herhangi bir metadan farksız olarak değersizleştirilen bir düzlem de geliştirilmiştir. Kuralsız ve güvencesiz bir emek rejiminin çalışma yaşamına dayatılması, mevcut yasaların işveren ve sermaye grupları lehine dönüştürülmesi süreci ile pekiştirilmiştir. Mevcut yasaların yetersiz kaldığı dönemlerde de çalışma yaşamına yönelik açıktan müdahale dönemi devreye girmiştir. Türkiye 24 Haziran sonrası yeni bir rejim ile yönetilmeye devam ederken, yeni rejim baskıcı karakterini yeni bir emek rejimi yaratarak sürdürmeye çalışmaktadır. 24 Haziran sonrası devam eden süreçte işçileri ve emekçileri ilgilendiren birçok konuda yasal değişikliğe gidilerek emekçileri kuşatma sürecinin yasal süreçleri hızlandırılmıştır.
İlerleyen bölümler de 24 Haziran sonrasından bugüne emekçilere yönelik başlatılan saldırıları diğer boyutları ile tartışmaya devam edeceğiz.