Pazartesi, Şubat 6, 2023

Bir devre arası spotu üzerine

Gizem İspir
Gizem İspir
Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler fakültesinde tamamladı. Yaşamak için halen özel sektörde yöneticilik yapmaktadır. Daha önce Artful Living'de kitap eleştirileri yazmıştır. Öykü ve şiirleri çeşitli düzenli yayınlarda yer almıştır. Satın almayıp sahiplendiği patili bir oğlu vardır.

Maç arasında belki bir dakikalık seyir sonrası kafamdan çok şeyler geçti. En azından kendi adımıza elimizi ve vicdanımızı kirletmemek, hiç kastımız olmayan zararlar vermemek için daha dikkatli olmamız gerekiyor.

Aslında futbolla ilgili bir şeyler karalamak istiyordum. Eğer bu kadar hasta olmasaydım muhtemelen statta izleyeceğim Fenerbahçe maçının devre arasında bir spot dikkatimi çekti. Önce ekranda arka arkaya bazı yüzler gördük. Sporcu olduklarını anladığımız bu kişilerin tek tek kitleleri memnun edemedikleri durumları ve bunlar yüzünden maruz kaldıkları acımasız söylemleri izledik. Kişiler üzerindeki yıkıcı etkilerini yüz ifadelerinden bize aktaran kurgunun finalinde siber zorbalığa karşı farkındalık yaratmayı amaçlayan bir yayın olduğunu anladık.

Açıkçası uzun süredir belki ülkenin her saniye değişen ve bizi diken üzerinde tutan gündemi nedeniyle üzerinde düşünmediğim bir konuydu. Ancak zaman zaman etkisi ile insanların yaşadıkları çöküşlere dair haberler okuyup izlemiştim, hatta ben de maruz kalmıştım, yani yabancısı değildim.

Adından da anlaşılacağı gibi en basit ve anlaşılır tanımı ile siber zorbalık, dijital teknolojiler üzerinden gerçekleştirilen zorbalıktır. Modern zamanlarda tanımlanmış bir psikolojik şiddet türüdür. Aslında iki başlıkta gruplanıyor. Birincisi daha çok teknik alanlardan gerçekleşen elektronik zorbalık. Zihinlerde canlanması için en uygun örnek bir web sitesinin “hacklenmesi” olabilir. Günlük kullanımda genellikle kastettiğimiz kısmını e-iletişim zorbalığı olarak sınıflandırabiliriz. Sosyal medya ve mesajlaşma platformları akla gelen ilk mecralarıdır. Bir bireye ya da bir gruba yönelik olabilir. Dijital platformlar üzerinden küçük düşürücü, incitici mesajlar göndermek ya da yorumlar yapmak, yalan haberler yaymak, utandırıcı fotoğraflar, dokümanlar ya da kasıtlı olarak sürekli olumsuz yorumlar yayınlamak, tehdit ve hakarette bulunmak gibi örneklendirebiliriz.

Siber zorbalık elbette ki modern zamanların kavramı. Medenileşen dünyada şiddet, özellikle fiziksel şiddet, toplumsal kabul normlarının dışında tanımlanmıştır. Zorbalık dijitalleşme öncesinde daha çok kas gücü ya da daha çok birebir iletişim yoluyla gerçekleşen psikolojik şiddet unsurlarıyla tanımlanıyordu. Siber zorbalıkta ise kanımca en büyük sorun, karşı tarafta oluşan korku, utanma, endişe gibi duyguların, direk bir iletişim olmadığı için algılanamaması, bazen bilerek bazen de kastını aşarak hareketin ölçüsünün kontrol edilememesidir.

Bu konunun daha net anlaşılması için yakın zamanda izlediğim bir aktüel belgeselden örnek vermek istiyorum. Tinder ve benzeri flört uygulamaları zaten oldukça popülerdi ancak pandeminin sosyal hayatlarımıza etkileri nedeniyle daha da kabul görür oldular. Bu uygulamalardaki davranışları inceleyen bilim insanları, kullanıcıların gerçek hayatta da eleme konusunda bu kadar acımasız olup olamayacağını araştırmak istemişler. Heteroseksüel deney grubunun önce uygulamadaki davranışlarını gözlemlemişler. Pek tahmin edildiği üzere sola kaydırıp eleme konusunda kimse herhangi bir rahatsızlık hissetmemiş. Ancak deneye katılan kadınların karşısına fiziki ortamda benzer şekilde bir grup erkek getirdiklerinde beğenmediklerine dair tepkilerini çok daha zor verdiklerini ve hatta daha önce uygulama üzerinde göstermedikleri kadar kişiye olumlu reaksiyon gösterdiklerini gözlemlemişler.

Elbette ki planlı olarak, takıntı, nefret gibi duygularla kriminal noktalara varan davranışlar sergileyenler, teknolojiden bağımsız, birer suçlu. Bu kümenin dışında pek çok insanın aynı bu deneydeki gibi, yüz yüze iletişim durumunda, sanal ortamlarda olduğu kadar acımasız olmayacağına, olamayacağına eminim. Kapalı arkadaş ortamlarımızda en özümüzdeki halimizle yaptığımız, deşarj olduğumuz dedikodunun dilinin ne kadar sert olabildiğini tahmin ediyorum. Ancak küçük dünyamızın dışına çıktığımızda, milyonlarca insana açık platformlarda yaptığımız yorumlar, kastımız olmasa dahi bizi de birer siber zorba yapabiliyor. Kendimizi kaptırdığımız bir spor müsabakasının kalecisini, çok sevdiğimiz oyuncunun eski sevgilisini, sahip olamayacağımız imkanlarıyla hayatını yaşayan hiç tanımadığımız birisini. Tavrımızı koymaya, fikrimizi beyan etmeye çalışırken biz de istemeden birilerini incitiyor olabiliriz.

Beni hiç tanımayan birini nasıl etkilerim ki demeyin. Hepimiz şu “el alem” denen güruhun bizimle ilgili neler düşünüp diyeceğini kafaya takarak büyümedik mi?

İşin bir diğer boyutunda da çocuklar ve gençler var. Burada ne yazık ki hedef aslında hiç tanınmayan kişiler değil bizzat sınıflarından, mahallelerinden arkadaşları. Özellikle Amerika’da gençlerin üçte ikisinin akranları tarafından siber zorbalığa maruz kaldığına dair istatistikler mevcut. İlgili coğrafyada zaten akran zorbalığı yüksek bir istatistik sahibiydi. Dijital teknoloji bunun vuku bulduğu alanı genişletti o kadar.

Yukarıda anlattığım gibi kastı büyük bir zarar vermek olmasa da sonucu itibari ile zorbalığa dönüşmüş düşünmeden yapılan bir eylem değil bu. Maalesef planlı bir şiddet uygulanması söz konusu. Tıpkı başka bir ırk ya da farklı inanç veya cinsel yönelimden olan insanlara karşı uygulanan siber zorbalık gibi. Bu gruplar teknolojiden bağımsız zaten her zaman şiddetin hedefindeydi. Ancak siber şiddet uygulayanın reaksiyonlar konusunda kör durumda olması sebebi ile dozunun arttığı bir gerçek.

Hedefi kim olursa olsun, kastı dışında olsa dahi siber zorbalığın insanlar üzerinde uzun süreli yıkıcı etkileri kaçınılmaz. Maalesef zaman zaman insanları intihara kadar götürebilen izler bırakıyor. Bu konuda kısa bir internet araştırması yapsanız sandığınızdan çok daha fazla kurban olduğunu görebilirisiniz.

Maç arasında belki bir dakikalık seyir sonrası kafamdan çok şeyler geçti. En azından kendi adımıza elimizi ve vicdanımızı kirletmemek, hiç kastımız olmayan zararlar vermemek için daha dikkatli olmamız gerekiyor. Dillere sakız olan o sözcükler: empati ve saygı. Giderek gerginleşen ülke ikliminde, biz de rüzgâra kapılmadan daha nezaketli olursak ve biraz da anlamaya odaklanırsak birbirimizi daha az incitiriz belki.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Gizem İspir
Gizem İspir
Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler fakültesinde tamamladı. Yaşamak için halen özel sektörde yöneticilik yapmaktadır. Daha önce Artful Living'de kitap eleştirileri yazmıştır. Öykü ve şiirleri çeşitli düzenli yayınlarda yer almıştır. Satın almayıp sahiplendiği patili bir oğlu vardır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
54,060TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI