Başbakan Yıldırım, geçen hafta içerisinde ABD Başkan Yardımcısı Tim Pence Washington'da bir araya gelmişti

Amerikan Washington Post gazetesinin makale sayfalarının editör yardımcısı Jackson Diehl, Türkiye’de son dönemde 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili akademisyen, gazeteci ve insan hakları savunucularını hedef alan suçlamaların; yalan haberlerin Rusya’yı yakından takip eden “otoriter yönetimler tarafından nasıl kullanıldığının” önemli bir örneğini oluşturduğunu yazdı.

Jackson Diehl, gazetenin internet sitesinde dün gece yayımlanan “Yalan haber kampanyası, Türkiye’de darbe girişiminden masum bir Amerikalı’yı sorumlu tutuyor” başlıklı makalesinde; iş adamı Osman Kavala, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu çalışanı Metin Topuz ve Leigh Üniversitesi’nin Türkiye uzmanı öğretim üyesi Prof. Dr. Henri Barkey’nin “son 16 ay içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimi tarafından tutuklanan, işten çıkarılan ya da hedef gösterilen 150’si gazeteci, 6 bini akademisyen olmak üzere yaklaşık 150 bin kişi arasında olduğunu” belirtti.

Diehl, Barkey’nin önce Türkiye’deki bazı yayın organlarının yaptıkları haberlerle darbe girişiminin sorumlusu olarak gösterildiğini ve ardından da hakkında yakalama kararı çıkartıldığını yazdı.

BBC Türkçe’nin haberine göre Diehl, bu konuyu geçen hafta içerisinde Başbakan Binali Yıldırım’a Washington ziyareti sırasında sorduğunu da ifade etti ve ekledi:

“İşin püf noktası, yalan haberleri, hiçbir şekilde sorumluluk üstlenmeden kullanmak. Bunun iyi bir örneğini, Erdoğan’ın başbakanı Binali Yıldırım, geçen hafta içerisinde Washington’ı ziyaret sırasında Türk hükümetinin gerçekten de Barkey’nin darbe girişimini yönettiğine inanıp inanmadığını sorduğum zaman gösterdi. “Henri Barkey, darbeyi yönetti mi, bilmiyorum” yanıtını verdi ve iddialardan haberi olmadığını söyledi.

“Daha sonra Washington’ın (Gülen Cemaati’nin Pennslyvania’da yaşayan lideri Fethullah) Gülen’i iade etmemesinden dolayı bazı Türklerin ABD’nin darbe girişiminde parmağı olduğunu inanma eğilimi gösterdiğini de belirtti. ‘Bazen algı, gerçeklerden çok daha önemli bir hal alır’ diye ekledi.”

‘TRUMP İLE ERDOĞAN’IN TAKTİKLERİ BENZİYOR’

Diehl, aynı zamanda Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın siyasi muhaliflerine yönelik “yalan haberlerle” algı oluşturma taktikleri arasında benzerlik olduğunu da öne sürdü.

Makalede ayrıca şu görüşlere yer verildi:

“İlk ders, iddiaları ortaya atarken, yalnızca gerçeklerin değil, inandırıcılık etkeninin de önemsiz olmasıdır. Trump ya da Erdoğan gibi liderlerin destekçilerini herhangi bir şeye ikna etmek için sosyal medya kullanılabilir.

“Örneğin, Türk liderin propagandacıları, Barkey’nin güç kullanmak için ABD’de hüküm giyen ünlü katil Scott Peterson’ı tuttuğunu öne sürdü. Peterson, şu anda California’da hapis yatıyor.

“Ama bunun hiçbir önemi yok: Zira toplantıda Scott Peterson adında ABD’li bir gazetecinin olması bile bu iddianın ortaya atılmasına yetiyor.

“Yalan haber bir kez dolaşıma girdi mi, siyasi liderler de sadece gerçeklerin ortaya çıkartılmasını istediklerini öne sürerek, soruşturma açılmasını talep eder. Buradaki esas amaç, doğru düzgün bir adli sürecin yürütülmesi teşvik etmek değil, siyasi söylemin desteklenmesidir.

“Erdoğan’ın durumunda, buradaki mesele ABD’nin darbe girişiminden sorumlu olduğu izlenimini yaratmak ve bu yalanı, Washington’dan taviz koparmak için bir koz olarak kullanmak. Hepsinin ötesinde bu söylemle, darbeyi planlamakla suçladığı Gülen’in iadesini sağlamak.”

KAVALA VE BARKEY NE İLE SUÇLANIYOR?

İş adamı Osman Kavala, 18 Ekim’de İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alındı ve 1 Kasım’da da tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Haziran 2013’te yaklaşık iki hafta boyunca Gezi Parkı’na alışveriş merkezi yapılması planlarının protesto edildiği gösterilerin ”Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükümetini ortadan kaldırma ve görevini yapmasını engelleme” amacını taşıdığını ve Kavala’nın da bu eylemlerin “yönetici ve organizatörü” olduğunu öne sürdü.

Kavala’nın ayrıca, 15-16 Temmuz 2016 tarihlerinde Büyükada’da yapılan bir toplantıya katıldığı ve burada başta Barkey olmak üzere “yabancı uyruklu kişi ve kişilerle olağanın ötesinde yoğun irtibat kurarak darbe teşebbüsüne katıldığı” iddia edildi. Kavala’nın avukatları ise “yoğun irtibat trafiği” kurulduğu yönündeki iddiaları reddetti.

Başsavcılık, haftasonunda da Barkey hakkında “15 Temmuz darbe girişiminin uluslararası ayağı” olduğu iddiasıyla yakalama kararı çıkarttı.

Hükümete yakın bazı basın organları, darbe girişiminin hemen ertesinde yaptıkları haberlerde, bu girişimin Büyükada’da düzenlenen ve aralarında Barkey’nin de olduğu 17 kişinin katıldığı toplantıda planladığını öne sürmüştü.