Pazar, Kasım 27, 2022

Balkanlar’dan bir bakışta CHP’nin Türk ve Akraba Dünyası

Sencer Gözübenli — Hırvatistan
Sencer Gözübenli — Hırvatistan
Abdullah Sencer Gözübenli, Åbo Akademi Üniversitesi Siyaset Sosyolojisi doktora adayı. Hacettepe Üniversitesi'ndeki lisans eğitimi sonrası Kuzey Makedonya ve Kosova'da uluslararası örgütler ile Association for Democratic Initiatives başta olmak üzere bölgede yerleşik sivil toplum kuruluşları bünyesinde azınlık hakları ve azınlık medyası üzerine çalıştı. Doktora yeterlilik dönemini Üsküp Azizler Kiril ve Metodi Üniversitesi Hukuk, Sosyoloji ve Siyaset Araştırmaları Enstitüsü Sosyoloji bölümünde Balkanlar Etno-demografisi ve Etnik İlişkiler Sosyolojisi alanında tamamladı. Bu dönemde Hacettepe Üniversitesi ve Üsküp Rahibe Teresa Üniversitesi'nde aynı alanlarda araştırmacı olarak çalıştı. Gözübenli, Balkanlar'daki ulusal azınlıkların akraba devlet ilişkileri, ulusal azınlık dillerinde medya ile ulusötesi kimlik politikaları üzerine çalışmalarına Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'de doktora araştırmacısı olarak devam etmektedir.

Şu gerçek CHP’nin ve demokratik muhalefet cephesinin önüne bir şekilde konulmalı. Dış Türkler ve akraba topluluklar kavramı solda sevimsiz dursa da bunun çözümü meseleyi sağdan devşirme kavramlarla ele almak olamaz.

İçinde “azınlık” kelimesi geçen kavramlar, Türkiye’deki bazı çevreler için sevimsizdir. Ancak konu, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne “bizim azınlıklar” olduğunda bu kelime, aynı çevrelerin iktidarında iç siyasete dayalı dış politika için kullanışlı bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Her ne kadar, Çin Seddi’nin dibindeki “bizim azınlıklara” yönelik insanlığa karşı işlenen suçlara ÇKP rejiminden gelen kredileri riske atmamak için ses çıkarılmasa da; yakın coğrafyada Türkiye’ye kredi veremeyeceğinden emin olunan ülkelerde dış Türkler ve akraba topluluklar ile doğrudan temas, AKP dönemi Türk dış politikasının karakteristik özelliklerinden biri halinde geldi.

Erdoğan Türkiyesi, dış Türkleri ve akraba toplulukları bulundukları ülkelerde birer yerli topluluk değil, Ankara’daki saraya sadakatlerini kanıtlamakla yükümlü bir uzantı haline getirmeyi amaçlarken [1] TİKA, TRT ve AA gibi sözde yumuşak güç unsurlarının finansal ve siyasi desteğiyle yakın coğrafyada aynı kimlikleri sahiplenen ancak birbirleriyle çatışma halindeki yeni alt gruplar yarattı (Bu konuyu bir sonraki yazıda biraz daha detaylı bir şekilde ele alacağım). Milliyetçilikten nemalanan Türkiye’deki ümmetçi siyasal iktidarın yakın coğrafyada giriştiği azınlık yaratma faaliyetleriyle dış Türklerin milli iradesini sınırlaması, Kuzey Kıbrıs özelinde son iki yılda defalarca Avrupa’nın gündemine geldi. Ancak bu süreçte iktidarın iç-dış enkazını toparlamaya talip muhalefet, Erdoğan rejiminin yakın coğrafyada siyasi tabanını genişletmek adına özellikle Balkanlar’daki dış Türkler ve akraba toplulukları bölerek yerli toplulukların iradesine müdahil olmasını hiçbir zaman gündemine almadı.

PolitikYol’da kaleme aldığı “Türkiye politikasının Azerbaycan’a etkisi ve yükselen Erdoğan sevgisi” başlıklı yazısında Rüstem İsmayılbeyli, Azerbaycan’daki “Ortalama bir Azeri için CHP başa geçtiğinde Azerbaycan’ı umursamaz” algısından bahsetmişti. İktidarın “kadim irtibatlar” söylemleriyle sosyal ve siyasal anlamda Anadolu’nun bir parçası haline getirmeye çalıştığı Balkanlar’dan da Türkiye’deki muhalefet, bilhassa CHP, hemen hemen bu şekilde görünüyor.

Bünyesinden bir Atatürk çıkarıp Anadolu’ya hediye eden bir topluluk bugün Türkiye’ye rağmen Türk kimliğini korumanın sınavını veriyor. Doğru zamanda doğru cemaat/tarikata mensup olmayanlar Erdoğan Türkiyesi’nin sınavını geçemiyorlar.

 

Özellikle CHP’nin kısa bir süre önce kurduğu Türk ve Akraba Dünyası Koordinatörlüğü’nün (CHP-TAD) haftalık raporları bunu doğrular nitelikte. Egemen ülkelerde azınlık statüsündeyken en temel hakları dahi ulusal çoğunlukların pazarlık konusu olan Batı’daki dış Türkler ve akraba toplulukların Türkiye’deki iktidar tarafından iradelerinin kısıtlanarak aşağılandığı bir dönemde Türkiye’deki ana muhalefetin konuya dair hazırladığı raporlar Google haberlerden derleme basın bültenleri [2][3].

Geçtiğimiz ay Kuzey Makedonya’daki yerel seçimler ülkedeki etnik Türk siyasi partiler için, etnik topluluklara kültürel özerklik ve hakça temsiliyet sağlayan 2001 Ohri Çerçeve Anlaşması sonrası yerel düzeyde demokratik temsiliyetin en düşük olduğu yerel seçimler olarak sonuçlandı. Bu gündemle eş zamanlı yayınlanan CHP raporunda ise Tacikistan Dışişleri Bakanı’nın Macar mevkidaşı ile görüşmesi önemli bir gündem olarak not edilmiş.

Burada temel sorun şu: AKP ve Erdoğan, Osmanlı mirasının zoraki taşıyıcısı Türkiye’nin dış Türkler ve akraba topluluklar kavramını tanımlamakta zorlanmasını kendi siyasi tabanını yakın coğrafyada sağlamlaştırmak için fırsata çevirirken, CHP cumhuriyet birikimine rağmen geçen 19 yılda konuyu milliyetçilerin gösterdiği Kızıl Elma ya da Turan algısı üzerinden okumuş. Ancak konuyu da o kadar anlamamış olacak ki koordinatörlüğün logosu gerçekten kırmızı elma üzerinde CHP logosu.[4]

Bölgede yerleşik Türk devlet kurumlarının, Erdoğan rejiminin siyasi emellerini Türkiye’nin stratejik hedeflerine tercih ettiği ve adeta Türkiye’deki siyasi kutuplaşmayı Balkanlar’a ihraç etmek için istihdam edildiği bir dönemde yayınlanan bu raporun en önemli başlıklarından biri “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Angola’da yaptığı açıklamalar”.

Kuzey Makedonya Parlamentosu’ndaki bazı etnik Arnavut partilere Siyasal İslamcı söylemleri oranında verilen destekle Türk milletvekillerinin tamamının paydaşı olduğu Sosyal Demokrat hükümetin güvenoyu sonucu düşürülerek yerine Erdoğan rejiminin eski otoriter ortağı VMRO-DPMNE’nin getirilmeye çalışıldığı bir dönemde CHP’nin bir diğer akraba topluluk başlığı “Kazakistan Cumhurbaşkanı’nın Suudi Arabistan Danışma Konseyi Başkanı’nı kabulü”.

26 yılın en büyük siyasi krizini yaşayan Bosna-Hersek’te Boşnak toplumu krizin çözümü için Erdoğan’ın şahsına ve sarayın aktör odaklı arabuluculuğuna mecbur bırakılırken, rapor bu defa “İlham Aliyev’in Katar Başbakan Yardımcısını kabulünü” değerli görmüş.

Örnekler çoğaltılabilir. Ancak şu gerçek CHP’nin ve genel olarak demokratik muhalefet cephesinin önüne bir şekilde konulmalı. Dış Türkler ve akraba topluluk kavramı Sol’da sevimsiz dursa da bunun çözümü meseleyi Sağ’dan devşirme kavramlarla ele almak olamaz. Bünyesinden bir Atatürk çıkarıp Anadolu’ya hediye eden bir topluluk bugün Türkiye’ye rağmen Türk kimliğini korumanın sınavını veriyor. Doğru zamanda doğru cemaat/tarikata mensup olmayanlar Erdoğan Türkiyesi’nin sınavını geçemiyorlar.

Bugün Balkan Türklerinin ve Balkanlar’daki yerleşik akraba toplulukların demokrasi algısı ve seküler karakteri Erdoğan rejimi için ciddi birer tehdit. Tam da bu sebeplerden Erdoğan Türkiyesi’nin ulusötesi siyasi ve toplumsal baskılarından çekinerek azınlık kimliğini saklamak zorunda kalan sessiz çoğunluğa; çoğuna Erdoğan aleyhindeki Facebook paylaşımları sebebiyle Türkiye’ye giriş yasağı konan Balkan Türk-Müslüman entelijansiyasına ve daha nicelerine sahip çıkmak yine Türkiye’deki demokratik muhalefetin görevidir.

[1] Ali Tirali, Türkiye ve Türk Dünyası: Birkaç Düşünce https://daktilo1984.com/forum/turkiye-ve-turk-dunyasi-birkac-dusunce/

[2] CHP’nin kurduğu “Türk ve Akraba Dünyası Koordinatörlüğü” raporunu yayınladı https://www.politikyol.com/chpnin-kurdugu-turk-ve-akraba-dunyasi-koordinatorlugu-ilk-raporunu-yayinladi/

[3] CHP-TAD haftalık raporunu yayımladı https://www.politikyol.com/chp-tad-haftalik-raporunu-yayimladi/

[4] CHP-TAD Twitter hesabı: https://twitter.com/chp_turkdunyasi

 

 

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Sencer Gözübenli — Hırvatistan
Sencer Gözübenli — Hırvatistan
Abdullah Sencer Gözübenli, Åbo Akademi Üniversitesi Siyaset Sosyolojisi doktora adayı. Hacettepe Üniversitesi'ndeki lisans eğitimi sonrası Kuzey Makedonya ve Kosova'da uluslararası örgütler ile Association for Democratic Initiatives başta olmak üzere bölgede yerleşik sivil toplum kuruluşları bünyesinde azınlık hakları ve azınlık medyası üzerine çalıştı. Doktora yeterlilik dönemini Üsküp Azizler Kiril ve Metodi Üniversitesi Hukuk, Sosyoloji ve Siyaset Araştırmaları Enstitüsü Sosyoloji bölümünde Balkanlar Etno-demografisi ve Etnik İlişkiler Sosyolojisi alanında tamamladı. Bu dönemde Hacettepe Üniversitesi ve Üsküp Rahibe Teresa Üniversitesi'nde aynı alanlarda araştırmacı olarak çalıştı. Gözübenli, Balkanlar'daki ulusal azınlıkların akraba devlet ilişkileri, ulusal azınlık dillerinde medya ile ulusötesi kimlik politikaları üzerine çalışmalarına Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'de doktora araştırmacısı olarak devam etmektedir.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
52,029TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI