MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Brüksel’deki Erdoğan’ın da katıldığı NATO Zirvesi’ne değinerek “Aklımıza yatmayan bazı kararlar alınmıştır dedi.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Brüksel’de katıldığı NATO Zirvesi’nde aklımızın yatmadığı bazı kararlar alınmıştır. NATO’nun IŞİD’le mücadeleye katılacak olması en önemlisidir. Bu seçenek ilk bakışta oldukça olumlu değerlendirilecektir ancak NATO’nun yalnızca IŞİD’e odaklanması ayrıca, istihbarat toplanması veya paylaşılması ile askeri faaliyetlerinin sınırlı kalacak olması kuşku ve kaygılarımızı artırmaktadır.”

Bahçeli, ekonomideki gidişat hakkında değerlendirmelerde bulunurken “Ülkemizin durumu parlak sayılamayacaktır. İslam aleminin büyük bir kesimi yoksullukla savaşıp, sağlık hizmetleri, temiz su ya da düzenli elektriği bulunmaya gecekondu mahallelerine tıkışmışken, küçük bir kaymak tabaka yeraltı ve yerüstü zenginlikleri sömürmektedir. Artan eşitsizlikler alarm zili çalmaktadır. İnsan onurunun çiğnenmesi, insani kazanımlarım çürümeye bırakılması, karamsar bekleyişleri tırmandırmaktadır” dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli’nin  açıklamalarından satır başları şöyle:

Artan eşitsizlikler alarm zili çalmaktadır. İnsan onurunun çiğnenmesi, insani kazanımlarım çürümeye bırakılması, karamsar bekleyişleri tırmandırmaktadır. Gerilimler insanlığı adeta darboğazlara sürüklemektedir. Sorunlar ağırlaşmakta, içinden çıkılmaz hale gelmektedir. Herkesin göründüğü gibi olmaya veya olduğu gibi görünmeye ihtiyacı vardır. Tutarlı olmak budur. Ahlaklı olmak da bunu gerektirecektir. Maneviyatımızın hisarları delik deşik olmuşsa, kısa ömrümüzde anlaşmazlık ve cepheleşmelere yakamızı kaptırmışsak mutlaka bir yerlerde vahim bir hata var demektir. Onu bunu çekiştirmekten kimse vazgeçmez, bundan da çekinmez. Kul hakkı denir, yetim malından bahsedilir fakat bunlar sözde kalır, nitekim refakat ve riayet eden çıkmaz.

“KAYMAK TABAKA YERALTI VE YERÜSTÜ ZENGİNLİKLERİ SÖMÜRMEKTEDİR”

Geldiğimiz bu aşamada bunları konuşmaktan daha fazlasını yapmalıyız. İmanımızın kutlu ve kuşatıcı buyruğuna daha çok kulak vermeliyiz. İnandığımız gibi yaşamaktan başka seçeneğimizin olmadığını bilmeliyiz. İslam aleminin yeni bir diriliş ruhu ile üzerindeki ölü toprağı atması kaçınılmaz bir zarurettir. Ülkemizin durumu da parlak sayılamayacaktır. İslam aleminin büyük bir kesimi yoksullukla savaşıp, sağlık hizmetleri, temiz su ya da düzenli elektriği bulunmaya gecekondu mahallelerine tıkışmışken, küçük bir kaymak tabaka yeraltı ve yerüstü zenginlikleri sömürmektedir. Ne olmuş da İslam dünyası birbirine düşmüştür? Terörizm ne olmuş da kamp kurmuştur?

“PETROL KUYULARINDAN DOLAR ÇIKTI AMA İNSANLIK O KUYULARA GÖMÜLDÜ”

Riyad yönetiminin ABD ile kılıç dansı eşliğinde 110 milyar dolarlık silah anlaşması hangi mantık sonucudur. ABD Başkanı’nın ‘Benim için rejimler önemlidir’ sözünün adresi neresidir. Petrol kuyularından dolar çıktı ama insanlık o kuyulara gömüldü. Yerin altı, yerin üstüne çıkarıldı, yerin üstü de yerin altına sokuldu. En kötüsü de İslam’ı kullanan, yüce dinimizi emellerine alet etmeye kalkan terörün varlığıdır. İslami terörden bahsetmek uydurmadır.

“GAFLET VE HİZMET YOLUNDAN ÇIKARAK TOKALAŞMAYA İHTİYAÇ VARDIR”

Terörizm insanlığın inkarı, ihanet cephesidir. Rahmet ve bereket ayı ramazanda bu gerçekler üzerinde mutlaka düşünülmeli, gerekirse bir özeleştiri yapılmalıdır. Maneviyatımızı sarsan tehditlerle mücadele etmezsek çok sürmez, çöküş mukadder olacaktır. Gaflet ve hezimet yolundan çıkarak tokalaşmaya ihtiyaç vardır. Ramazan ayı aç ve susuz kalma, ya da diyet yapma ayı değildir. Ramazan Kur’an ayı, kardeşlik halkalarını güçlendirme zamanının adıdır. Allah’tan niyazım, dualarımız, tuttuğumuz oruçların kabulüdür. Bir ve beraber olmayı denemeli, başarmalı, karanlık çevre ve çehrelere şamarı indirmeliyiz.

“BUAZİZİ’NİN KENDİNİ YAKMASI KUZEY AFRİKA VE ORTA DOĞU’YU ATEŞE VERMİŞTİR”

17 Aralık 2010’da seyyar satıcı Tunus’lu Muhammed Buazizi’nin kendini yakması Kuzey Afrika ve Ortadoğu’yu da ateşe vermiştir. İsyan duyguları uyanmış, devrimler doğmuştu. Ruhunu ipotek ettiren kişi ya da toplumlarda ortak aklın olmayacağı, olmayan bir şeyden de medet umulmayacağı bir tarih gerçeğidir. Ortadoğu’da şu anda ortak akıl yoktur. Akıl olmayınca irade bulunmayacaktır. Ortadoğu emperyalizmin her türlü tehdidine açık ve korumasız durumdadır. Terör örgütleri komşu coğrafyalara demir atmış, risk ve belirsizliklere çengeli takmıştır.

“NATO’NUN IŞİD’LE MÜCADELEYE KATILACAK OLMASI KUŞKU VE KAYGILARIMIZI ARTTIRMAKTADIR”

Terör örgütleri karşısında tarafsız kalmak diye bir şey yoktur. Teröre net tavır alamayan, mazeret üreten ülkeler bilsin ki; Zulme ortak olan potansiyel düşmanlardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Brüksel’de katıldığı NATO Zirvesi’nde aklımızın yatmadığı bazı kararlar alınmıştır. NATO’nun IŞİD’le mücadeleye katılacak olması en önemlisidir. Bu seçenek ilk bakışta oldukça olumlu değerlendirilecektir ancak NATO’nun yalnızca IŞİD’e odaklanması ayrıca, istihbarat toplanması veya paylaşılması ile askeri faaliyetlerinin sınırlı kalacak olması kuşku ve kaygılarımızı artırmaktadır. Gündemde PKK-PYD-YPG yoktur. ABD tüm itirazlara rağmen PKK/YPG’ye silah vermektedir. Bu çerçevede 15 ve 20 Mayıs’ta silah ve mühimmat sevkiyatı ortadadır. 65 yıllık bir ortaklık hukukunu yok saymak kesinlikle küstahlıktır. NATO bu kadar ucuz mudur? Üye olmamızın hiç mi hatırı yoktur? Ne demek NATO ile PKK-PYD-YPG’nin aynı çizgide olması! Bu ne menem bir çarpıtlıktır. NATO bugüne kadar herhangi bir yaramıza merhem olmuş değildir. Bilhassa darbeler tarihi incelendiğinde henüz aydınlanmamış çok sayıda iddia ve itham NATO’yu direkt kapsamına almıştır.”

“PAPATYA TOPLAYIP FAL AÇAN CİCİ ÇOCUKLAR DEĞİL, CANİDİR, HAİNDİR”

Terör örgütleri ile NATO’nun ne işi vardır? Bu ayıp değil midir? ABD nereye varmayı planlamaktadır? Bu insan azmanları, insanlık katilleri nasıl görülmektedir? Papatya toplayıp fal açan cici çocuklar değil, basbaya canidir, bal gibi haindir. Tartışmasız, şerefsizdir. insanlığa kastetmiş düşmanlardır. Bunun ötesi yoktur. Bundan başka söylenecek söz de yoktur.