Bu iki kavramın, yani CHP ve Popülizmin aynı anda bir makalenin başlığında kullanılmasının yürütülmeye çalışılacak tartışmayı çıkmaza sokabileceği hususunda haklısınız. Her iki kavram da biraz fazla karşılık. CHP dün olduğu gibi bugün de modern Türkiye’nin en tartışmalı partisi. Büyük bir kısmı olumsuzlayıcı nitelikte olan ve ağırlıklı olarak Halk Partisi çizgisinin solunda ve sağındaki öznelerce inşa edilmiş bir CHP literatürü var. CHP aynı anda hem devlet hem halk partisi. Milliyetçi olduğu kadar sosyal demokrat. Daha çok ülkenin orta ve üst sınıflarında kendi sosyal-kimliğini tanımlamış devasa seçmen kitlesi yarı kutsallaşmış Atatürk imgesini gerçek liderleri olarak görüyor. Şu anki genel başkan Kılıçdaroğlu ise diğer tüm genel başkanlar gibi geçici. Parti tartışması sadece yapıyı belirleyen mesihçi Atatürk’in kurucu liderliği, cumhuriyet kazanımları ve ideolojik künyedeki uyumsuz öğelerin tuhaf birlikteliğinden ibaret değil şüphesiz ki. Mevcut yönetim de en az partinin kendisi kadar tartışmalı. Kılıçdaroğlu sayısız seçim yenilgisiyle parti tabanındaki popülerliğini çoktan yitirmiş durumda. Liderlik ısrarla partinin sol bir parti olduğunu söylüyor. Ama en yoksul kesimlere ulaşma noktasında kangrenleşmiş sorun ağırlığını korumakta. Ayrıca partide parti içi demokrasi yok. Hakkını yemeyelim bir Bahçeli değil Kılıçdaroğlu. Muhalifleri hain diye partiden atmıyor. Ama en son geçen yaz yaşanan imza krizinde açıkça görüldüğü üzere parti içi demokratik yarışa da izin vermiyor. Ön seçim yapmıyor mesela Kılıçdaroğlu. Tabandan yukarıya doğru bir demokrasinin işlemesine izin vermiyor. Ayrıca bir işsizin, işçinin, köylünün veya öğrencinin CHP’de bir yere gelmesi olanaksız. Avukatların milletvekili, müteahhitlerin ise belediye başkanı olduğu bir yapıyla karşı karşıyayız. Kurucu lideri, lideri, ideolojisi ve geçmişi tartışmalı bir parti CHP. İhtimal ki geleceği de böyle olacak.

Popülizm de en az CHP kadar tartışmalı. Bazılarına göre bir çöp kavram popülizm. Her şeyi, özellikle de olumsuz şeyleri içine koyabiliyorsunuz. Trump, Maduro, Erdoğan ve Çipras’ı aynı kavramsal izlekle değerlendirmek çılgınca bir girişim. Bir kere söz popülizmden açıldığında sağ ile sol, faşizm ve neo-liberalizm karşıtlığı, halk ile millet iç içe geçiyor. Bu arada popülist siyasetin post-modernizm tarafından tutarsızlık ve belirsizlik yönünde koşullanan kaygan bir dünyada iş gördüğünü de unutmamak gerekiyor. Totalitarizm kavramının bir zamanlar sosyal bilimsel düşünceye yaptığına benzer bir etki yapıyor popülizm. Onu kullanmaktan sakınmamız imkansız. Ama kullanıldığı her an gerçek daha da anlaşılmaz hale geliyor.

Gelelim CHP’nin popülizmine. Aslında herkes her şeyin farkında. AKP’nin tarihsel bloğu sağ popülizmle inşa edildi. CHP liderliği AKP’ye alternatif bir popülizmle yanıt vermediği müddetçe şerefli seçim yenilgileri serisi devam edecek. Ama ortada iki sorun var: Öncelikle Kılıçdaroğlu’nun bizatihi kendisi anti-popülist bir lider. Duygusal bir çekim yaratamıyor genellikle kitle üzerinde. Konuşmaları sıkıcı, eylemleri hantal ve lider olarak kendisi karizmadan yoksun. İkinci önemli sorun ideolojik doğrultu. Kılıçdaroğlu sağ popülizme sağ popülizmle yanıt vermeyi deniyor. İdeolojik sembolleri sağdan seçiyor. Kurduğu ittifakın adı “millet” mesela. Devlet, din ve aile arasındaki kutsal birlikteliğin birey üzerinde yarattığı baskıyı eleştirmiyor. Aslında kurulu düzeni esaslı bir şekilde hiçbir zaman eleştirmiyor. Dahası vahşi kapitalizmin yarattığı tahribat yüzeysel bir şekilde ele almakta. İhsanoğlu’nu aday gösterirken veya Gül’ü aday göstermeye çalışırken çok rahat. Saadet ve İyi Partiyle el sıkışırken her hangi bir ideolojik bagajı yok. Ama aynı özgüveni ve esnekliği ne kendi solundaki partilere ne de parti içindeki sol unsurlara gösteriyor.

Peki, ne olacak? Erdoğan’ın sağ popülist hegemonyasını Kılıçdaroğlu’nun yapmaya çalıştığı üzere başka bir sağ popülist ittifakla kırmaya çalışmak beyhude çabalamaktan başka bir anlama gelmiyor. 31 Mart 24 Haziran’ın tekrarı olacak bu nedenle. Ez cümle, çare ne Mansur Yavaş ne de İyi Partiye bırakılan sayısız il. En azından sol ve CHP solu için çare bu değil.