Eylül ayında Muharrem İnce’nin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığını alacağı artık kesin gibi. Kılıçdaroğlu olası kurultayda aday dahi olamayacak. İnce kendi çekirdek delege desteği dışında başta İzmir Belediye Başkanı olmak üzere bazı belediye başkanlarından, son milletvekili seçiminde genel merkezin hışmına uğrayarak liste dışı kalan pek çok küskün eski vekilden, Böke-Cihaner ikilisinin başını çektiği sol gruptan ve başta Gürsel Tekin olmak üzere bazı önemli siyasetçilerden doğrudan veya dolaylı bir şekilde destek alıyor. İnce’yi destekleyen ve sayıları her geçen gün artan parti içi muhalefet blokları içerisinde belirleyici konumda olan şüphesiz ki belediye başkanları. Belediye başkanları İnce’nin fikir değiştirip adaylık yarışına girmesinde tetikleyici bir konuma sahip. Genel başkanlık yarışı bu nedenle sadece genel merkezde kimin hakim olacağıyla ilgili bir yarış değil. Belediye başkanları ve onların yönlendirdiği delegeler yerel seçimlerin kaybedilmesi ihtimaline karşı Kılıçdaroğlu’na karşı bir tutum takınıyorlar. Tam da bu noktada İnce’nin genel başkanlığındaki ilk risk belirgin hale gelmekte. CHP’de bir süredir belediye başkanlarının delegeleri kontrol ettiği, büyük şehirlerdeki rantın delegelere aktığı ve genel merkez yönetiminin de bu belediye-delege-rant ilişkisini hem beslediği hem de ondan beslendiği bir düzen var. İnce’nin Kılıçdaroğlu’na karşı aday olup kaybettiği son genel başkanlık seçiminde yaptığı konuşma bu çarpık ilişkiyi eleştiren sayısız ifadeyi içerisinde barındırıyor. O kurultayda İnce’ye verilen destek biraz da büyük şehirlerdeki tuzu kuru parti elitine karşı Anadolu’nun sesini yansıtıyordu. Şimdi ise İnce’nin genel başkanlığı alma sürecinde büyük şehirlerdeki belediyelerin yine etkin bir pozisyonda olduğunu görüyoruz. İnce ile birlikte sadece genel başkanlık değişmeyecek aynı zamanda ortaya iktidarı alacak yeni bir siyasi hareket çıkacak ve parti tepeden tırnağa yenilenecekse bu belediye başkanları tarafından belirlenen genel başkan imajına müdahale edilmesi gerekir. Aksi taktirde genel başkan değişimi kendisinden beklenen yararı veremez.

Bir diğer önemli husus tüzük ve örgütün genel başkanla birlikte yenilenmesi. İnce’nin tüzüğü demokratikleşme noktasında verdiği açık taahhüt hayata geçirilmeli. İnce’ye imza desteği sunan partinin sol kanadı da daha demokratik bir örgütten yana tavır koymuş durumda. Ancak üyelere dayalı ön seçime dayanarak demokratik bir parti inşa etmek çok da mümkün değil. Ön seçimden ve üyelerden uzaklaşmanın partiyi daha da antidemokratik bir yere sürüklediği açık. Ama en az bu durum kadar açık olan bir diğer husus üye sayısı, üyeler üzerindeki delege ve yönetici ağırlığı. İnce eylül ayı içerisinde planladığı üye kampanyasını genel başkanlık makamının da gücünü kullanarak kararlı bir şekilde başlatıp sürdürmeli. Genç ve kadın ağırlıklı yeni bir milyon üye yeni CHP’nin gerçek anahtarı olabilir. Gelen yeni üyeler hem örgütleri canlandıracak hem de belediye başkanlarının ön seçim yoluyla belirlenmesinin yaratacağı sakıncaları en aza indirecektir.

İnce ve ekibinin seçim gecesi yaşananlardan ders çıkarması genel başkanlık deneyimi için önemli. Erdoğan karşıtı sivil muhalefet başarıya aç. İnce’ye verilen oylar ve yükselen beklenti bu bahsi geçen açlığın bir ifadesi. Bu nedenle AKP karşısında sessiz, kendi halinde, pasif bir liderlik istenmiyor. Seçim kaybedilse bile liderlerinin sesini duymak, onun kendileriyle beraber olduğunu hissetmek istiyor muhalif seçmen kitlesi. Bu tahayyülden çıkan sonuç İnce’nin genel başkanlığının kendisi için ateşten gömlek olduğu yönündedir. Kitlenin örgütle iletişiminin arttırılması ve yerel seçimler için hazırlıkların yoğunlaşması elzem. İnce partiyi yerel seçimlerde de % 30’un üstüne çıkarırsa hem kendi liderliği peşkir hem de Halk Partisi iktidar tarafından daha fazla ciddiye alınan bir parti haline gelir.