Maçoğlu’nu son derece “sempatik”, “sahici” buluyorum. Siyasetteki varlığı sosyalistlerin güler yüzlü, halkçı ve eşitlikçi insanlar olabileceklerinin somut göstergesi. Halbuki solcular genelde başkalarını küçümseyen, soyut kuramsal tartışmalara gömülmüş, kibirli ve kavgacı kişiler olarak bilinirler. Belki hepsi değil ama çoğunluğu böyle. Bırakın diğer ideolojilerle ortak bir noktada buluşmayı kendi içerisinde bile kavgalıdır sosyalizm. Bu akım içerisinden neredeyse kişi sayısınca örgütün çıkması tesadüfi değil bu nedenle.

Ayrıca Maçoğlu’nun seçim zaferinin HDP’nin bağnaz kimlikçiliğine karşı bir duruş olduğu da açıkça ortada. Uzun süreden beri sol akımlar kimlikçi hassasiyetin daraltılmış dünyasına takılıp kaldı. Oysaki sınıfsal ve sosyal-ekonomik meseleler çok yoğun ve bir o kadar da yakıcı. Türkiye’de ve dünyada çok sayıda insan solcuların somut sorunları yoksul kitleler lehine somut çözüm önerileri yardımıyla çözmesini bekliyor. Bu bağlamda Maçoğlu örneği hegemonik kimlikçi bakışa karşı bir alternatif olabilir. Bu arada seçim kampanyası sürecinde PKK Maçoğlu’nu tehdit ettiğinde özgürlükçü HDP’lilerin çoğu ağzını açıp iki çift laf etmedi. Ama tabii mevzu HDP-PKK ilişkileri olunca sonuca çok da şaşırmamak gerekli. HDP’liler PKK’nın insan öldüren bir terör örgütü olduğunu kabul etmiyorlar asla. Böyle bir şeyin kabulü, bir anlamda gerçeklerle yüzleşmek HDP kimliğinin reddi anlamına geliyor.

Maçoğlu Türkiye siyaseti için oldukça değerli ve olumlu bir özne. Özellikle bu dönemde üretime, paylaşmaya ve sosyal adalete fazlasıyla ihtiyacımız var. Bu ihtiyaç Maçoğlu’nun politik değerini daha da artırıyor. Ancak Maçoğlu’nun temsil ettiği şeyin modern dünya ve modern kapitalizm karşısında gerçek bir alternatif olmadığını gerçeğini unutmamak da gerekli. Kooperatifçilik ve tarım sosyalizmi 19. yy’dan beri denenen ve nihayetinde piyasa ekonomisi karşısında başarısız olmuş şeyler. Tarım sosyalizmiyle Ovacık değiştirilebilir, belki Tunceli de değiştirilebilir. Ama kapitalizme entegre olmuş ve belli ölçüde sanayileşmiş bir toplumun sorunlarını Maçoğlu modeliyle çözemeyiz. Yine de Tunceli’nin Don Kişot’u Maçoğlu’na başarılar diliyoruz. Yel değirmenleri onu bekliyor.

Armağan Öztürk, Artvin Çoruh Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü Doç. Dr.