Biz bu filmi daha önce görmüştük. CHP’nin İş Bankası hisselerine el konulması mevzuu daha önce de gündeme geldi. Ancak iktidar adım atmadı. Sayın Cumhurbaşkanının açıklaması geçmişte başlatılıp ara verilen bu sürecin tekrarlanacağını gösteriyor. Meselenin içeriğine geçmeden önce zamanlanmaya dair bir hatırlatma yaparak tartışmaya başlayabiliriz. CHP-İş Bankası meselesi genelde iktidarın gündem değiştirme ihtiyacı için elinde tuttuğu bir enstrüman. Siyasi rekabetin yoğunlaştığı dönemlerde AKP iktidarı CHP’nin İş Bankası hisselerinin hazineye devri için çalışma yaptığı bilgisini yüksek sesle dile getiriyor. Ortaya konulan söylem hem ana muhalefet hem de sermaye için baskı niteliğinde.

Peki, durum nedir bu hususta? İktidar gerçekten de böyle bir adım atabilir mi? Atatürk İş Bankasındaki hisselerini genel başkanı olduğu CHP’ye bıraktı. Bugün itibariyle bankadaki parti hissesi % 28, 09 seviyesinde. CHP İş Bankasının üçüncü büyük ortağı. Parti yönetiminin atadığı 4 üye vasiyet hükümleri doğrultusunda CHP’nin çıkarlarını banka yönetiminde temsil ediyor. Herkesin bildiği üzere Atatürk’ün CHP’ye bıraktığı İş Bankası hisseleri için kurucu liderin özel bir koşulu var. Atatürk İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na aktarılmasını şart koşmuş durumda. Bu bağlamda CHP İş Bankası’nda hisse sahibi olmasına rağmen bahsi geçen hisseler karşılığında her hangi bir gelir elde etmiyor. Zaten bu mümkün de değil.

AKP’nin bu husustaki söylemi ise üç noktada somutlaşıyor: Öncelikle Atatürk’ün hisselerin asıl kaynağı Hindistan Müslümanlarının bağışlarına dayanıyor. Müslümanların Atatürk’e gönderdiği paranın aslında Türk Kurtuluş Savaşı ve bu savaş sonucunda kurulan Türkiye Cumhuriyetine gönderildiği iddiası dile getirilmekte. Dolayısıyla banka hisseleri aslında Türk milleti ve devlet hazinesine ait. Tabii bu tez kolaylıkla bir Atatürk eleştirisine dönüşebilir. Ama ne Erdoğan ne de kurmayları böyle bir yola girmiyor. Yani kimse Atatürk neden Türk milletine gönderilen paraları bir bankanın kurulması sırasında kullandı? Diyelim böyle bir yola girdi, ama peki neden banka hisselerini paranın asıl kaynağı olan Türk milletine bırakmadı demiyor? Daha açık konuşalım. Atatürk aslında Türkiye Cumhuriyetine ait bir parayı gasp etti argümanı kullanılmıyor. Ama yine de aslında hisselerin hazineye ait olduğu savı dile getirilmekte. Tam bu noktada ikinci argüman devreye giriyor. İktidara göre hem o dönemin koşulları hem de vasiyetin düzenlenme şekli dikkate alındığında Atatürk’ün banka hisselerini aslında bir partiye değil devlete bıraktığı iddia edilmekte. Çünkü vasiyetin düzenlendiği dönemde ülkedeki tek parti CHP. Üstelik CHP sadece tek parti değil, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetinin partileşmiş hali. Dahası hisse devrinin nihai amacı parti gözetiminde banka kaynaklarının Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na aktarılması. O konjonktür bakımından hisselerin parti dolayımıyla Dil ve Tarih Kurumlarına aktarımı makul olsa da bugün artık makul değil. İktidar çevreleri bugün itibariyle Cumhurbaşkanlığı veya hazinenin Atatürk vasiyetini yerine getirmesi gerektiği düşünüyor. Çünkü toplum ve devlet değişti.

İş Bankasındaki CHP hisseleriyle ilgili üçüncü argüman Siyasi Partiler Yasasıyla ilgili. Şu an yürürlükteki yasa siyasi partilerinin ticaret yapmasını engelliyor. Her ne kadar CHP banka hisselerinden ticari kazanç elde etmese de çok sayıda partinin olduğu bir ülkede bu partilerden birinin ülkenin en büyük bankalarından birinin hissedarı olması haksız rekabete yol açmakta. Düşünce bu yönde olgunlaşıyor.

Bu argümanların yanıtları bakımından bir ara değerlendirme yaptığımızda şu hususlara değinebiliriz. Öncelikle banka hisselerin kaynağı üzerinden yapılan değerlendirmeler tarihsel anlamda bir çıkmaz, ayrıca siyaset de çok tehlikeli. Çünkü bu yola girildiğinde tartışılan şey CHP değil Atatürk haline gelecek. Hükümetin İş Bankası tartışmasını Hindistan Müslümanlarının paralarına kadar geri götüreceğini düşünmüyorum açıkçası. Ama İslami camianın hatırı sayılır bir kısmında ciddi bir Atatürk alerjisi var hala. Pekala, tartışma kontrolden çıkabilir. Dahası CHP’nin İş Bankası hissesine el koyduğunuz anda partinin AKP’ye yönelteceği ana eleştiri bu konu çevresinde şekillenecektir. CHP iktidar partisini kurucu değerlerle savaştığı ve Atatürk’e saygı duymadığı gerekçesiyle eleştirecektir.
İkinci argüman seti tarihsel bağlam bakımından anlamlı şüphesiz ki. Tek parti döneminin koşullarıyla çok partili yıllar birbirinden farklı. Ama vasiyet hükümleri açıkken Atatürk’e yapmadığı bir şeyi yaptırmak veya Atatürk’ün yerine geçerek bugünün koşullarında vasiyeti yeniden yazdırmak sonuç getirecek bir düşünme tarzına karşılık gelmemekte. Atatürk pekala İş Bankası hisselerini hazineye bırakabilirdi ama yapmadı. Dönemin CHP’sinin devlet partisi olması bugün devletin CHP’den hisseleri almasını meşru hale getirmiyor tek başına. AKP’nin dile getirdiği tezlerden üçüncüsü CHP-İş Bankası tartışmasında iktidarın elinin en güçlü olduğu kısım. Bir partinin banka hissedarı olmaması gerekir. Ama yasaya dayanarak böyle dediğinizde hiçbir sorunu çözmüyorsunuz. Bankaya hisseleri devreden her hangi bir kişi değil çünkü. Devletin ve partinin kurucusu çok özel tarihsel şartlarda böyle bir vasiyet bırakmış durumda. Siyasi Partiler Yasasına dayanarak vasiyeti yok saymak her şeyi alt üst edecektir.

Tabii sorunun AKP-CHP çekişmesini ve Atatürk mirasını aşan bir yanı da var. Devletin CHP’nin İş Bankası hisselerine el koyması özel mülkiyet ve miras hakkının ihlali olarak yorumlanacaktır. Bu iki hakkın evrensel niteliği ve liberal-kapitalist sistemin aslında mülkiyet ile miras hakkı üzerinde kurulu olduğu gerçeği tartışmaya eklenirse hükümetin atmayı planladığı adım daha da riskli hale geliyor. Mülkiyet hakkına dokunulması Türkiye’yi hala içerisinde olduğu Batılı dünya sistemi içerisinde daha da yalnızlaştıracaktır.