Bir süredir tepki videoları izlemeye çalışıyorum. Diploması değersiz, titri kendinden menkul köşecilerin ekranlarda bazı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oy verme hakkı olmadığını iddia edebilmeleri nedeniyle olsa gerek, büyük bir hevesle aldığımız televizyon aylardır kapalı. İnternet kurtarıcı.

Tepki videosu çekenler ister bir dizi filmin final sahnesine tepkilerini, ister bir klip ya da bir televizyon etkinliğine dair yorum ve tepkilerini paylaşıyorlar. Bir film sahnesine dair tepki videosunu çeken kişi, örneğin film çekim tekniklerine vakıfsa, senaryoyu biliyor ve anlatılan hikâyenin detaylarını da paylaşıyorsa o video eğlenceli/öğretici olabiliyor. Bilgiyi hiç sakınmadan paylaşmak isteyenlerin samimiyeti videoların revaçta olmasının arkasında yatan nedenlerden biri (belki de bilgiyi/ayrıntıyı paylaşmaya dair küresel istem son yılların meşum otoriter dalgasına karşı daha genç kuşakların verebildiği ve elimizdeki en politik tepkilerden)

Söz konusu janr çok çeşitli denemelere izin veriyor. Bilhassa youtube gibi internet platformlarında, sadece kopyalama ve paylaşma değil tepki videosu aracılığıyla da orijinal eserin izlenmesi pratikleri yaygınlaştığı için tepki videosu çekenlerin uyması gereken bazı adil kullanım kuralları dahi var. Aynı zamanda tepki videosu bir başka içeriğe dayanarak da olsa içerik üretme anlamına geliyor. Bu nedenle çok sayıda abonesi olan youtuberlar tepki videoları ile az da olsa para kazanabiliyorlar. Kısacası geçmişi çok gerilere gitmeyen çevrimiçi platformlarda yeni bir sektör doğmuş ve serpilmiş bulunuyor.

Tepki videolarının bu kadar çok izlenmesinin temel insani bir gerekçesi var: izleyerek, dinleyerek, tanık olarak aynı deneyimi paylaştıklarımızın tepkilerini görmek ve nerede ortaklaştığımızı nerede farklılaştığımızı öğrenmek istiyoruz. Siyasal açıdan kamuoyu yoklamasına benzer bir nitelik arz ettiklerini düşünüyorum. Bu nedenle platformlardaki Türk kullanıcılar en aktif bir şekilde bazı videolara tepki verilmesini isteyen, hatta bir ölçüde işin suyunu çıkaranlar oluyorlar. Yabancılar ve farklı ülkelerde yaşayanların bize dair düşüncelerini sansür süzgecinden geçmeden normal diyebileceğimiz yollardan öğrenemediğimiz için dolayımlı bir şekilde bu bilgiye ulaşılıyor. Bazen takipçi sayısını artırmak ve daha çok para kazanabilmek için tepki videosu çeken youtuberlara, yeni Türkçe videolara tepki videoları çekmeleri için büyük baskı var!

Bir post-hakikat sorunu

Bu kamuoyu yoklamaları “post-hakikat çağı” terimiyle de karşılanan dönüşümle dolaylı bağa sahip. Orijinal içeriğin niyeti ve mesajından bağımsız olarak, tepki videosunu çekenin tepkisi ve deneyimi ön plana geçebiliyor. Deyim yerindeyse orijinal içeriğin türevi, orijinalin çarpıtılmış deneyimini üretirken aynı zamanda ilk deneyimin yerine geçmeye meylediyor.

İzlenen, performans veren, performansı üzerinden yargılananın bazen ısmarlama olan deneyimi orijinal içerikten daha fazla izlenerek paylaşılıyor, dolayısıyla içeriğe dair hakikatin kendisi değil, dolaşımdaki içerik türevi gündemi ve algıyı belirliyor. Arada gayet sıradan, hem eğlenceli hem de bilgilendirici denilebilecek ya da herhangi bir izlenme ve reklam kaygısı olmadan çekilmiş içerik tepki videolarına ulaşmak ve daha hakiki bir deneyimi izlemek ve paylaşmak büyük bir dert, neredeyse imkânsız.

Bütün bunların, dolaşımdaki içerik ve söyleme dair kamuoyu yoklaması niteliği taşımanın ötesinde, siyasal davranışla da bir bağı var mı? Ne yazık ki evet… Türkiye siyasetinde son yıllarda gördüğümüz çokça dönüşüm, kamuoyuna sahte başlıklarla tartıştırılan, çeşitli köşecilerin ısmarlama yazılarıyla demlenen ve nihayetinde tepki ölçümüne göre zamanlaması ve yoğunluğu planlanan dönüşümler oldular. AKP kadroları bizlere tepki videosu çektirmiyor, ama tepkiyi önceden belirlenmiş kanallara akıtıp baskıcı bir şekilde tartıştırıyor. Buradan bir çıktı üretiyor. Kendi siyasi zamanlamalarına dair girdiye dönüşen çıktı.

Türkiye siyaseti devasa bir içerik üretimi alanı, ancak bu içeriklere dair tepkinin kendisi sağlıklı kanallarla siyaset yapma sürecine akmıyor. Baskı altında tartıştırma ya da –mış gibi yapmanın yanı sıra yönlendirilmiş tepki videoları ve performanslarla anayasal haklar tartıştırılıyor, sermayenin fantezileri toplumun genel beklentisi haline getirilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla takipçi sayıları, izlenme sayıları, kendinden bahsettirme metrikleri üzerinden çekeceği tepki videosunu ve vereceği tepkiyi hesaplayanların yarattığı karabasanın bir benzeri kalıptan çıkmışçasına belirli tartışmalarla üretiliyor. Sanki kamuoyu tartışması varmış gibi yapabilmenin yollarından birisi de bu.

Olanaklar, olasılıklar

Sonuçlar acı: Deneyimi, ıstırabı, gerçek yaşamı ve siyasi bir gelişmenin esas sonucunu değil bir icrayı ve deneyime, gelişmeye verilen verilen tepkiyi tartışıyoruz. Aslında hiç tartışılamayacak temel hakların tartışma konusu yapılabildiğini görüyoruz. Arada bir kaybettiğimizi bulmuşçasına seviniyoruz, ancak sürekli bir şeyleri kaybettiğimizin farkına varmamız zorlaşıyor.

Türkiye siyaseti üzerine son yıllarda verilen çokça tepkinin; olağanüstü bir rejim biçimiyle ortaklıkları, farklılıklarından daha fazla olan ve anayasası askıya alınmış bir ülkedeki siyaset üzerine verildiğini görelim. Yönlendirilen hatlar doğrultusunda tepki verilmediğinde kahir ekseriyetle bunun ağır bir cezalandırmayla karşılaştığını ve bu döngünün oto-sansür olarak da adlandırılan yönlendirilen hatlar üzerinde tepki verme sürecini pekiştirdiğini tespit edelim. Siyasete dair söylenecek ne varsa sonra, bu tespitte ortaklaştıktan sonra devam etmek gerekiyor.

Türkiye’deki otoriterliği açık yüreklilikle tespit etmeyenlerin dikkate alınmaması, onların değerlendirmelerine yönelik hiçbir tepki üretmemenin olanaklarını tartışmak gerekiyor.