Ali Haydar Fırat yazdı | Yeni Anayasa değil, Cumhurbaşkanı Koruma Kanunu

Temel bir tespit olarak şunu söylemek gerekmektedir. AKP’nin MHP ile anlaşarak getirdiği anayasa değişikliği her şeyden önce cumhurbaşkanını koruma kanunudur. Buna neden ihtiyaç duyulduğu ya da böyle bir değişimin neden gerekli olduğu sorusunun cevabı AKP’nin iktidarı bırakmak istememesinden kaynaklanmaktadır.

Söz konusu “Partili Cumhurbaşkanlığı Teklifi” TBMM’den ve referandumdan geçerse bu Türkiye’de siyaset kurumunun bir bütün olarak çökmesi, bitmesi anlamına gelecektir. Eğer siyaseti; kurumlar, kurallar, değerler ve yerleşik pratikler bütünü/teamüller olarak görüyorsak ki doğrusu da budur, bu süreç bitecektir. Artık tümüyle tek kişinin iradesine ipotek edilmiş ve de tümüyle işlevsizleştirilmiş bir “milli irade” ortaya çıkacaktır.

CHP’nin bugün TBMM’de ortaya koyduğu direniş çok önemli ve değerli. Eğer CHP burada psikolojik bir üstünlük elde ederse değişiklik hem TBMM’den geçmeyebilir hem de oradan geçse bile referandum da çok farklı bir sonuç ortaya çıkabilir. AKP’nin komisyondaki tavrı aslında değişikliğin nasıl yürürlüğe konulacağının bir göstergesi. AKP bu teklifin tartışmasını istemiyor çünkü tartışılınca milletvekillerinin ve kamuoyunun bu değişikliğe karşı negatif bir tutum alacağının farkında.

Topluma, ülkenin temel sorunlarına, teröre, şiddete, baskıya, hukuksuzluğa karşı hiçbir çözüm önermeyen; ekonomik, sosyal, eğitim ve diplomasi alanındaki sorunları görmeyen bir anayasa değişikliği tartışıldıkça MHP ve AKP içinde de ciddi tepkilere sebep olacaktır. O nedenle bundan önce yapıldığı bir TBMM’de ve ülkede gündem değiştirilerek bu değişikliğin geçmesi amaçlanacaktır. Bu noktada tarihi sorumluluk CHP’dedir. CHP’nin bu süreçte ortaya koyacağı direniş hem ülkenin geleceği hem CHP’nin geleceği açısından son derece tarihi önemdedir. O nedenle CHP bu süreci olağanüstü bir titizlikle götürmeli, yol kazalarına imkan tanımamalı ve toplumu her defasında aydınlatmalıdır.

Türkiye’de demokratik sistem ve kurumlar eğer bu teklif kabul edilirse çöker. Bütün eksiklikleriyle bir sistem niteliğine kavuşan parlamenter yapı ve güçler ayrılığı prensibi ortadan kaldırılarak bir kişiye endeksli sistem yaratmak demokratik hiçbir niteliği olmayacağı gibi sonucu sadece kaos olacak bir yapıyı meydana getirecektir. Çünkü bütün kurumlar ve kişiler tek bir kişinin yasa hükmündeki söylemlerine bağlı kalacak ve bu noktada kurumsal akıl devre dışı kalacaktır. Getirilecek sistemin yaratacağı olumsuzlukları anlatmak, paylaşmak ve bunu sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kimliğine indirgememek doğru olan yaklaşımdır. Kim olursa olsun, hangi partiye mensup olursa olsun bu yetkiler salt bir başkan yetkisi değildir. Aslında söz konusu olan bir yetki devri de değildir. Bir bütün olarak devletin, kurumların ve elbette halk iradesinin tek kişiye teslimidir.

21.yüzyılda bilgi, bilim, ortak akıl ve kurumsallaşma süreçlerini devre dışı bırakarak değil bir devleti bir kurumu bile idare edemezsiniz. Dolayısıyla CHP’nin son derece pratik örneklerden yola çıkarak toplum geniş kesimlerinde bir konsensüs sağlaması gerekmektedir. Eğer bu başarılırsa ülkenin ve demokrasinin önü açılır. İşte o zaman yeni bir Türkiye’den söz edilebilir.

PolitiYol Telegram'da

GÜNÜN YAZILARI

spot_img

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,450TakipçilerTakip Et
43,797TakipçilerTakip Et
9,284AbonelerAbone

EDİTÖR ÖNERİSİ

HAFTANIN ÇEVİRİSİ

SON HABERLER