İstanbul seçim sonuçlarının iktidar partisi tarafından kabul edilmemesi ve öne sürülen gerekçelerin kamu vicdanında ve genel hukuk kamuoyunda yankı bulmamasına rağmen edilen ısrarın aslında tek bir anlamı bulunmaktadır; iktidar gücüyle seçimi kendi lehine çevirme çabası…

AK Parti tarafından seçimin “Tam Kanunsuzluk Hali” ile İstanbul seçimlerinin iptalinin isteneceği bilinmektedir. Ancak “Tam Kanunsuzluk Haline” ilişkin hala somut bir gerekçenin sunulmaması işin hem hukuk hem de demokrasi boyutuyla tarihimizin gördüğü en kabul edilemez iddia olarak tartışılacaktır. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul seçimlerinin iptaline ilişkin olası bir kararının, hukuki olmaktan çok siyasi olacağı da bu ülkede hemen hemen herkesin hem fikir olacağı bir durum olacaktır. Zira Tam Kanunsuzluk Hali “ağır ve açık bir biçimde hukuka aykırı olan ve esasen yok hükmünde olması gereken ve iptal edilmesi elzem olan hukuka aykırılıkları anlatmak için kullanılmaktadır.” Böylesi bir durumun bugüne kadar kanıtlanmadığı ortadayken iktidarın devletin bütün imkanlarını kullanarak seçimi iptal ettirmeye çalışması asıl tam kanunsuzluk halidir.

Hukuksal ve kavramsal çerçeveden ayrı olarak eğer bir tam kanunsuzluk hali aranıyorsa o zaten seçim sürecinde yeterince ortadaydı.

Devletin bütün imkanlarının bir parti için seferber edilmesi tam kanunsuzluk halidir. Devletin bütün organlarının bir parti için çalışması tam kanunsuzluk halidir. Medyanın iktidar partisi lehine yayın yapması, kamu yayıncılığı yapması gereken kurumların tümüyle iktidara çalışması tam kanunsuzluk halidir. Tarafsız olması gereken bakanların, evlerde seçmen kontrolü yaptırılan güvenlik güçlerinin varlığı düşünüldüğünde aslında sürecin başından beri bir tam kanunsuzluk haliyle süregeldiğini görüyoruz…

Nüfus sayımından, seçmen kütüklerine, YSK üyelerinin atanmasından sandık kurul başkanlarına kadar her detayın iktidarın denetiminde yürütüldüğü bir sürecin sonunda seçimlerin şaibeli olduğunu, hukuksuzluk olduğunu ve tam hukuksuzluk koşullarının meydana geldiğini dile getirmek; siyaseten ve hukuken iflastır. Bu süreçte muhalefetin tek yapabildiği oylarına sahip çıkmak olmuştur. AK Parti iktidarı iki şeyi görememiştir veya görmezlikten gelmiştir; ilki artık siyaset üretememektedir ve ülkenin kalıcı sorunlarını çözüm bulamadığı gibi bunları ağırlaştırmıştır. İkincisi toplumda kendisine yönelik oluşan tepkiyi “beka” söylemiyle başka bir alana kaydırmak istemiş ancak başaramamış ve halk büyük şehirlerde muhalefeti iktidara taşımıştır.

Demokratik duyarlılığı, kapasitesi, olgunluğu olan bir iktidarın yapması gereken seçim sonuçlarını tanımak ve kendisine muhalefet görevi verilen kentlerde bu görevini yerine getirmektir. Görülmektedir ki mevcut iktidar bir tür tam kanunsuzluk siyasetiyle seçim sonuçlarını kendi lehine değiştirinceye kadar uğraşacaktır. Bu durum demokratik sistem açısından alarm verici bir nitelik taşımaktadır. Sürecin hakkın ve hukukun egemenliğinde ve kamu vicdanını zedelemeyecek biçimde sonlandırılması kentlerin ve demokrasinin kazanımı olacaktır.