Cuma, Ağustos 12, 2022

Ali Haydar Fırat  yazdı | Sürekli iktidar için sürekli kriz

Almanya, Hollanda ve diğer Avrupa ülkeleri ile yaşanan son kriz kendiliğinden olan siyasi kriz değildir. Kuşkusuz bu ülkelerin bu krizi neden büyüttüklerine ilişkin farklı görüşler öne sürülebilir ama bizim için AKP’nin neden sürekli kriz ürettiğini detaylandırmak bu krizleri anlamak için gereklidir.

AKP kurulduğu günden bugüne, kriz üretmeyi ve o kriz sonrasında mağdur pozisyonunda konumlanmayı tercih edegelmiştir. AKP’nin siyaset pratiğine içsel olan bu durum en temelde iktidara tutunmayı, kitlesini sürekli düşman tehdidiyle bir arada tutmayı hedeflemektedir. AKP bir taraftan bu topraklardaki tarihsel korkuları canlı tutmakta diğer yandan tarihsel başarılara gönderme yaparak milliyetçiliği, muhafazakarlığı yeniden üretmektedir. İçerideki farklılıkları ayrıştırıcı bir dil ve söylemle kutuplaştıran AKP bu sürecin doğal sınırlarına geldiği için artık “düşmanı” dışarıda aramak durumunda kalmıştır.

Yıllarca içerideki farklılıklara ilişkin çoğunlukçu bir zihniyete dayanarak yarattığı baskı bugün artık bir kazanç sağlamamaktadır. Öyle ki AKP önümüzdeki referandumda kendisine oy vermeyenleri terörist kategorisine sokmakta bir sakınca görmemektedir. Ancak toplumun farklı kesimlerinden yükselen tepki AKP’nin bu söylemi daha dikkatli bir biçimde kullanmasına neden olmuşsa da henüz bundan tümüyle vazgeçmiş değildir. Çünkü AKP’nin söz konusu anayasa değişikliğine ilişkin söyleyecek sözü bulunmamaktadır. Ne cumhurbaşkanı ne başbakan ne de hiçbir AKP yetkilisi söz konusu değişikliğin hiçbir maddesine referans vermemektedir. Çünkü hiçbir maddenin toplumsal ve siyasal karşılığı bulunmamaktadır. Bir kişi için yapılan rejim değişikliğinin toplumsallaştırılmasının yolu ancak ve ancak farklı kutuplaştırma siyasetleri ile mümkün olmaktadır.

CHP’nin son derece akıllıca götürdüğü referandum stratejisi AKP’nin içeride istediği düşmanı yaratmasına engel oluşturmaktadır. Diğer yandan Kürt siyasetine dönük baskısı artık bir sonuç üretmemektedir.

Kısacası AKP siyaseti içeride doğal sınırlarına ulaşmıştır. Ancak yeni bir düşmana, kutuplaşmaya ihtiyaç bulunmaktadır ve bunun için dışarıda bir arayış zorunlu hale gelmiştir. Suriye ve Irak özelinde yaptığı planlar dünya sisteminin temel güçleri tarafından engellendiği için AKP bugün özellikle Suriye’de bir çıkış aramakta ancak aradığı çıkışı bir türlü bulamamaktadır. Ortadoğu’da tek müttefiki Barzani olan, ki Barzani’nin emperyal güçlere sırtını dönüp Türkiye’yi tercih etmesi söz konusu olamaz, AKP’nin yeni bir kriz coğrafyasına ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Şimdilik göründüğü kadarıyla bu coğrafya Avrupa ülkelerini kapsamaktadır.

AKP’nin Avrupa’da kriz çıkarmasının nedeni bir taraftan Avrupa’daki oyları yarattığı “Türk karşıtlığıyla” almak diğer yandan egemen devletlerin “AKP’yi istemediği” algısını yayarak içeride “egemen devletler AKP’yi ve güçlü Türkiye’yi istemiyorlar” duygusunu üretmeyi hedeflemektedir. Bu topraklardaki “herkes bize düşman” yerleşik korkusunu canlandırmayı hedefleyen AKP özellikle Avrupa’da yükselen aşırı sağın da bu oyunun içine girmesini amaçlamaktadır. Avrupa’daki aşırı sağ için en büyük tehdit Türk ve Müslüman toplumlar oluşturmaktadır. Seçim sürecindeki Avrupa ülkelerinde yabancı düşmanlığı çok iş görür. AKP de bunun farkında. Bu süreçte aşırı sağ, milliyetçi ve muhafazakar partiler güçlenerek çıkacaktır. Ancak AKP sadece referandumda ‘evet’ çıkması uğruna hem Avrupa’daki aşırı sağı güçlendirmektedir hem de oradaki yurttaşlarımızı hedef haline getirmektedir. Hollanda polisinin müdahalesindeki nefreti hepimiz gördük. Bundan sonra diğer ülkelerde de benzer tabloların ortaya çıkması sürpriz olmaz.

AKP kendi içinde bulunduğu krizi farklı coğrafyalara taşıyarak atlatmaya çalışmaktadır. Ancak halkımızın bu kriz siyasetine yönelik tavrı giderek netleşmektedir. Bu yüzden AKP’nin Avrupa’yı hedef alması bir tür zorunluluk halini almıştır ancak bu durumunda ne Avrupa’ya ne ülkemize bir kazanımı olmayacaktır. Bu durumun da AKP tarafından umursandığını söylemek mümkün değildir. Her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmayı temel hedef olarak benimsemiş bir partinin kendisinden başka düşüneceği hiç kimse olamaz, olmamaktadır. Bu referandum bir yönüyle de AKP’nin kriz siyasetinin oylanmasıdır.

PolitiYol Telegram'da

GÜNÜN YAZILARI

spot_img

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,450TakipçilerTakip Et
49,322TakipçilerTakip Et
9,284AboneAbone Ol

EDİTÖR ÖNERİSİ

HAFTANIN ÇEVİRİSİ

SON HABERLER