1- Bu seçim kırılma seçimidir. Devletin bütün imkanları ile, tarihimizin en büyük propaganda aygıtına karşı halk gerekli uyarıyı yapmış ve kurulmak istenen devlet düzenine karşı itirazını demokratik yoldan açık bir biçimde ortaya koymuştur.

2- Siyasi pratiğimiz şunu bir kez daha ortaya koymuştur; devletleşen, devletin gücüyle kurumları ve medyayı dönüştürenler halk karşısında hep kaybetmişlerdir. Yaşadığımız tam da budur.

3- Seçmen demokratik bir olgunlukta olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Doğru aday, doğru söylem ve doğru strateji başarıyı üretmiştir.

4- Bu seçimin kaybedenlerinden biri de sol sinizmdir… “Hiçbir şey değişmez, nasılsa vermeyecekler” anlayışı çok ağır bir yenilgi almıştır ve bu durum aslında yeni bir umudun, başlangıcın da zeminini oluşturacaktır.

5- Bu seçim siyasetin aslında farklı denklemlerin, ortaklıkların sonucu olduğunu öğretmiştir. Mesele zamanın ruhuna uygun hareket etme becerisidir ve Kemal Kılıçdaroğlu bunu başarmıştır. Seçimin matematiği iyi bir biçimde formüle edilmiştir.

6- Muhalefet nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu illeri kazanmıştır. Dolayısıyla büyük bir başarı söz konusudur. Mesele burada politik bir dönüşümün sağlanıp sağlanamayacağıdır. Bu anlamda AK Parti tarzı muhafazakarlık doğal sınırlarına ulaşmıştır ve yeni bir arayışa girmeye mecbur kalacaktır.

7- AK Parti şahsında rantla bütünleşen muhafazakar siyaset tüm öncüllerini yitirmiştir. Girdiği yolun bir tükeniş olduğu, baskı ve zorla seçimin kazanılmayacağı görülmüştür. Bu noktadan sonra rıza üretiminin ne denli mümkün olduğuna hep birlikte tanıklık edeceğiz.

8- Türkiye’de stratejik seçmen olgusu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu seçmen davranışını iktidara, onun ölçüsüz baskılarına karşı muhalefet odaklarında bir araya gelmektedir ve demokrasinin sigortası olmuş durumdadır.

9- İktidarın beka söylemi, muhalefeti terörizmle ilişkilendiren çabası karşılık bulmamıştır. Üretilmeye çalışılan siyasal gerçeklik toplumsal gerçeklik karşısında tutunamamıştır.

10- Büyükşehirlerde AK partiye giden Kürt oylarının bu partiyi terk ettiği görülmektedir. Şimdi Kürtleri kapsayacak bir söylem ve pratiğin muhalefet tarafından ortaklaştırılması gerekmektedir.