İktidardayken marjinalleşmek

AK Parti’yi iktidara taşıyan temel motivasyon; farklı ekonomik, toplumsal ve siyasal taleplere ilişkin gösterdiği duyarlılık ve bunları dile getirmede ortaya koyduğu ortalama, makul tonda bir söylem ve siyaset inşa etme yeteneğiydi. Diplomatik alanda ise AB, ABD ile iyi ilişkiler aynı zamanda toplumsal refahın nereye taşınacağına ilişkin beklentiyi karşılamaktaydı. Büyük bir toplumsal uzlaşma vaadiyle, ekonomide ciddi bir kalkınma hedefiyle toplumun o gün ihtiyaç duyduğu söylemleri kendi retoriğine yedirmişti.

DSP, MHP, ANAP koalisyonundaki sıkıntılar, yaşanan deprem ve ekonomik kriz bu üç parti ve onun dışındaki diğer partilerin de yeni bir gelecek vaat etmemesi, o umudu geniş kitlelere yaymaması neticesinde AK Parti’ye siyasal olarak ciddi bir alan açmıştı. Üç mücadele alanı belirleyen AK Parti, yoksulluk ile krizin mağdurlarına, yolsuzluk ile bozulan sisteme, yasaklar ile de Kürt Sorunu dahil siyasal talepleri baskılanan kitlelere seslenmişti. Bu sesleniş kabul görmüş ve AK Parti tek başına iktidar olmuştu. Elbette arka planda tarihsel olarak inşa edilen ‘Siyasal İslamcı’ formasyon vardı; ancak bu tek başına yeterli değildi. Bunu gördüğü için de o dar siyasal İslamcı retoriği kısmi bir biçimde sadece parti örgütü içinde kullanarak; ancak geniş kitlere duymak istedikleri tonda seslenerek bir iktidar inşası başlatmıştı. 2002’den 2021’e kadar farklı pozisyonlar, ortaklıklar, söylemler, ulusal ve uluslararası ittifaklar, politikalar içinde iktidarda kalmayı başardı. Ancak AK Parti’yi asıl iktidarda tutan temel durum, marjinal söylem ve pratiklere yönelmemesiydi. Şimdi ise her alanda tam tersi bir durumla karşı karşıyayız. Bugün iktidardayken marjinalleşmenin pratiklerine tanıklık ediyoruz. Bu marjinalleşme geniş toplum kesimlerini AK Parti’den uzaklaştırmakta, ortalama ve makul talep ve söylemleri reddettiği için de siyaseten kurduğu büyük kitleler koalisyonunu dağıtmaktadır. Bürokratik tahakküm, klieantalist ilişkiler, rantın dağıtımı çerçevesinde izlediği siyaset Weberyan anlamda “dışlayıcı kapanma” anlamını taşımaktadır. Dikte eden, buyuran, kavga eden, ötekileştiren, dinlemeden, anlamadan yaftalayan bu siyaset tarzı kendisini iktidara taşıyan bütün koşullar, süreçler, söylemler ve eylemleri tersi bir noktaya taşımaktadır.

Topluma vaat ettiği büyük dönüşümleri gerçekleştiremeyen AK Parti artık dar milliyetçi bir kompozisyon içinde kendi kitlesini tutma çabasındadır. Yerel seçim öncesi “AK Parti izlediği siyasetle Kürt muhafazakarları kaybedecektir” sözünü söylemiş biri olarak bugün de AK Parti’nin dar milliyetçi siyaseti ile Türk muhafazakarlarından da kopuşunu getirecektir öngörüsünde bulunabiliriz.

Sürekli düşman yaratma, bütün dünyanın kendisine karşı olduğu algısını inşa etme, muhalefeti işbirlikçi ve hain olarak suçlama, aslında politik bir tükenmişliğin öfkesel dışavurumudur. Böylesi siyasal daralma süreçlerinde partiler giderek daha fazla negatif söylem kullanır, daha fazla dışlayıcı olur ve daha yoğun bir beka söylemine sarılır.

Bugün AK Parti’nin toplumsal taleplere veremediği karşılık, muhalefete yönelik suçlayıcı siyaseti, uluslararası ilişkilerdeki gel gitleri ve de bütün bunların bileşkesi olarak ortaya çıkan izolasyonist tutumu, onu gün geçtikçe marjinalleştirmektedir. İktidarda olup adeta dar/küçük bir siyasal hizipmiş gibi söylem üretmek, ayakları yere basmayan meydan okumalarda bulunmak ve bütün bunların neticesinde ekonomik, toplumsal, siyasal, diplomatik bir fayda üretmemek, bunu topluma yansıtmamak marjinalleşmeyi kronikleştirecektir. Geniş toplum kesimleri günün sonunda üretilen faydaya bakarlar. Eğer ortaya çıkan fotoğraf sadece suçlama ve yakınmaysa o zaman başka siyasal alternatiflere dönük arayışlar başlar. Bugün AK Parti’de örneğine az rastlanır bir siyasal performansa tanıklık ediyoruz. Ancak iktidarda olan bir parti giderek marjinalleşirken muhalefetin istenilen çıkışı yapmaması bir diğer sorunsaldır. Buradaki mesele muhalefetin iktidar olma istencini geniş bir konsensüse kabul ettirecek makul bir söylemi, vaadi oluşturması ve kalkınmacı bir retoriği devreye sokma yeteneğidir. Ancak en temelde daha önce AK Parti’nin kurduğu toplumsal koalisyona seslenecek bir iletişim sürecini, dinamiğini, dilini, üslubunu yaratabilmesidir. Bununla birlikte umudunu kaybetmiş bir ülkeye her alanda umut verecek bir siyaseti inşa edebilmesidir.

PolitiYol Telegram'da

GÜNÜN YAZILARI

spot_img

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,450TakipçilerTakip Et
43,449TakipçilerTakip Et
9,284AbonelerAbone

EDİTÖR ÖNERİSİ

HAFTANIN ÇEVİRİSİ

SON HABERLER