Siyasal mücadele bir noktada gündem belirleme mücadelesidir. Ama aynı zamanda belirlenen gündeme karşıtlarını dahil etme marifetidir. AK Parti için bir başarı analizi yapıldığında en temel vurguyu gündem belirleme ve o gündeme diğer siyasi partileri dahil etme çabasında aramak gerekmektedir. İç ve dış politikada milliyetçi ve muhafazakar eksenden bir atmosfer yaratıp onu diğer partileri, aktörleri ve geniş toplum kesimlerini eklemleme başarısını bugüne kadar sürdüren AK Parti’nin bu belirleyici inisiyatifini kırmak başka parti ve aktörlerin iktidara yürümesinin de temel koşuludur.

Bugün itibariyle AK Parti kendi tarihinin en büyük krizini yaşamaktadır. Aynı şekilde Türkiye ekonomide, diplomaside, siyasal ve toplumsal yaşamda kendi tarihinin en büyük çıkmazı içindedir. Bütün bu krizi derinleştiren ve içinden çıkılmaz bir hale sokan AK Parti’nin izlediği politikalardır. Peki bütün bunlara rağmen, bu denli başarısız bir yönetim pratiğine rağmen hala yönetebilme, idare edebilme, sorunları öteleme başarısını nasıl göstermektedir? Bunun en temel cevabı kendi istediği gündemi yaratabilme, bunu siyasal aktörlere kabul ettirebilme ve o eksende kamuoyunu yönlendirmedir. Şunu notu eklemek gerekmektedir, kriz derinleştikçe ve toplumsal hoşnutsuzluklar arttıkça AK Parti daha yoğun bir biçimde gündem değiştirme çabası içine girmektedir. Bu yoğunlaşma elbette ki bir yerden sonra kanıksamayı getirmektedir ve geniş toplum kesimlerinde AK Parti’nin yarattığı etkiyi sıfırlamaktadır. Tam bu noktada eksiklik bütün muhalefet parti ve aktörlerinin gerçek gündemi toplumun önüne getirme başarısını gösterememesidir. Birkaç örnekle somutlaştırırsak; örneğin Barış Pınarı Harekatı salt terörle mücadele boyutuyla ele alınamaz. İktidar bloku aynı zamanda muhalefeti istediği çizgide bir söylem parantezine almayı başarmaktadır. HDP’li belediyelere birden değil parça parça el koyması hem Millet İttifakı’nda bir yarılmayı hem de gündemi kendi istediği noktaya getirmeyi hedeflemektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti gerçeklikle oluşturulmak istenen arasında çok büyük farklar olsa da “milli duruş” ve “beka” meselesi ekseninde bir hizalamayı muhalefete dayatmaktadır.

Muhalefet açısından iki sorun vardır; ilki kendisini iktidarın yarattığı gündem sarmalının dışında konumlandıramaması, ikincisi ise kendisi bir gündem yaratıp o gündemi toplumsal ve siyasal başat bir tartışma konusu yapamamasıdır. Salt iktidarın eleştirisi iktidara yürümek için yeterli değildir, olmamaktadır. Gündem belirleme dediğimiz süreç basit bir biçimde ortaya bir konu atıp onu tartıştırmak değildir. Gündem belirleme bir kavram setini, hareket tarzını, sınırlılıkları, ideolojik ve politik konumlanışı üretir. Kim belirliyorsa onun aklıyla, onun yoluyla ve onun yürüdüğü patikada yürüyorsunuz demektir. Birilerinin arkasında hizalanıp yürüdüğünüzde önünüzdeki yolu göremezsiniz. Onun attığı adımları takip eder, onun bastığı yere basarsınız. Hep geri planda kalır, arkadan söylenirsiniz. Ama önden gidenin konumu sabittir. Dolayısıyla ön almak meseledir. Gündem yarattığınız anda başkaları sizi takip eder, onlar sizin arkanızdan yürümek zorunda kalır. Başka bir örnek, Cumhur İttifakı “Milli ve Yerli” kavram setini tartışmaya açtığında istediğiniz argümanla karşı çıkın, eleştirin ya da öyle olmadıklarına dünya kadar kanıt sunun. Bunun bir faydası olmaz. O kavram setini tartışmaya başladığınızda o gündemi satın almış oluyorsunuz. Onu yeniden üretiyorsunuz. Siz her eleştiri getirdiğinde karşı taraf farklı argümanlarla o kavram setini zenginleştirir ve güçlendirir. Bu da onun uzun süre gündemde kalmasını sağlar. “Hayır efendim bunlar ne yerli, ne milli” demenin iletişimsel karşılığı “Ben bu gündemi kabul ettim” demektir. O yüzden içeride ve dışarıda atılan adımları, sunulan kavramları, gündeme sokulan tartışmaları takip eden bir muhalefetin kendisini, tezlerini anlatması mümkün değildir. Kendisini anlatmayanın da iktidara erişmesi söz konusu olamaz.

Yapılası gereken bilimsel, bilinçli, örgütlü hareket tarzını yerleştirmektir. Ülkenin bütün sorunları can alıcı, can yakıcı bir niteliğe sahipken bunu gündemleştirmemek, iktidarın başarısı, muhalefetin başarısızlığıdır. Bu sarmaldan çıkılmadıkça bir iktidar alternatifi olmak mümkün olmayacaktır. O yüzden temel mesele kendi gündemini, kavram setini, politik pozisyonu kabul ettirecek gündemler yaratmaktır. Bu profesyonelliğe ulaşıldığında aslında iktidara ulaşmışsınız demektir.