Cumhuriyet Halk Partisi iki sürece teslim olmamalı; ilki iktidarın dayattığı gündeme ikincisi ideolojisizliğe… İktidar gündemi CHP ekseninde tutarak kendisini ülke tarihinin yaşadığı en büyü krizlerden ve bunun sorumluluğundan uzak tutmaktadır. İdeolojisizlik ise CHP tarafından çok kaba bir biçimde alımlanmaktadır. Klasik sağ-sol ayrımına indirgenen bu yaklaşımın tarihsel ve toplumsal bir karşılığı yoktur. Ötesinde kurucu iktidarın ideolojisini onun güncel çıkarımlarını dikkate almayan bir siyasal hareket söz konusu değildir. Her siyasal hareket, özne ideoloji olmadan ve bunu toplumun kılcal damarlarına yaymadan farklılığını, örgütsel dinamiğini ve gelecek hedefini belli bir çerçevede ortaya koyamaz.

Bugün CHP’ye yönelik ağır saldırının nedeni yerel seçimlerde ortaya çıkan yeni tablodur. İktidar bloku CHP’nin karşı siyasetin kurucu aktörü olduğunu biliyor. O nedenle her alanda CHP’ye yönelik çok ciddi bir saldırı kampanyası başlatmış durumdadır. Bugün içeride ve dışarıda bütün siyaseti karşılığını yitirmiş ve çok ciddi tepkilere neden olan iktidarın CHP’yi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu oyun dışında bırakmaktan başka çaresi bulunmamaktadır.

Mesele şu ki iktidarın kendisine yönelik her türlü saldırının CHP içinde karşı bir saldırıya dönüştürülememesidir. Yani sürekli savunma pozisyonunda olan bir yapının iktidar olma şansı yoktur. Türkiye’nin en eski partisinin, kurucu iktidarının yani bu ülkeyi kuran kadronun, ideolojinin, politik pozisyonun kendisini sürekli savunması anlaşılmazdır. Zira dünya siyasi tarihinde her kurucu iktidar, figür, ideoloji kutsanır. Bu denli saldırı ve savunma pozisyonunda olan başka bir kurucu siyasi akıl, ideoloji ve pozisyon yoktur. Geldiğimiz noktada kendi kurucu değerlerini, siyasetini, devletini yıkmak üzere kurgulanmış FETÖ ile işbirliği parantezine sokulmak istenen bir kurucu partinin bunu ciddiye alması her halde ironinin ötesinde bir durumdur.

Baştaki duruma dönüyoruz; gündem belirlememek, ideolojik-politik hattını tahkim etmemek. Güçlü bir ideolojik pozisyonunuz yoksa, bunu yeterince detaylandıramıyorsanız, güncelleştiremiyorsanız en güçlü haliniz en zayıf halkaya dönüşür. Öyle bir pozisyona geldik ki neredeyse CHP cumhuriyetin kurucu aktörü olmanın onurunu yaşamaktan ziyade suçlusu ilan edilmektedir ve bütün günahlar ona yüklenmektedir. Çünkü CHP kendi ideolojik politik pozisyonunun farkında değildir. Bunun gücünün, tarihsel hakikatin, güncel karşılığın değerini yeterince anlamamakta ve anlatamamaktadır. “İdeolojiler öldü” diyorsanız, “sağ sol kalmadı” diyorsanız, savrulursunuz. Bütün bu ideolojik saldırının nedeni bizatihi solcu, halkçı, cumhuriyetçi ideolojiyi arkaik bir pozisyona sabitlemektir. Elbette her çağda kendinizi farklı kavram setleriyle anlatırsınız ama bir bütün olarak hareket noktanızı yok saymazsınız, vazgeçmezsiniz. Kendi kitlesini iktidara kilitlemek, bir arada tutmak ve gelen saldırıları karşılamak için ideolojik pozisyonunuzu tahkim etmek zorundasınız. Ötesinde başkalarının tanım çerçevesi içine girersiniz dahası aktör/özne olma vasfını yitirirsiniz. Dolayısıyla CHP’nin bu geç post-modern siyasetsizliğe teslim olmaması gerekmektedir.

Bir diğer durum; iletişim disiplinin bir bilim alanıdır ve bu alan güncel siyasetin en vazgeçilmez niteliklerindendir. CHP’nin bir iletişim merkezinin olmaması, gündem belirleme, oluşan gündemlere müdahale, gerçek sorunları geniş kitlelere tartıştırmama büyük bir sorundur. Dolayısıyla tarihsel arka plan ve güncel bilgi ve yöntem yaşanan sorunları aşma noktasında büyük önem taşımaktadır. Çözülmekte olan iktidarın neden çözüldüğünü halka anlatmak kendini savunmaktan daha mantıklı ve olumludur. Ama ikincisinde kalmak birincisini perdeler. Dolaysıyla gerçekleri perdeleyen tartışmalardan kaçınmanın yolu savunmak değildir, ideolojik-politik pozisyonu sağlamlaştırmak ve bunun çıkarımlarını güncele tahvil ederek gerçekliği toplumsallaştırmaktır. İktidarın oyununu bozmak da, iktidar olmak da buradan geçer…