Depremin bize öğrettiği daha doğrusu gösterdiği farklı gerçekler bir kez daha ortaya çıktı. Öncelikle hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet ve yaralılarımıza başsağlığı diliyorum.

Ortaya çıkan gerçeklere gelince;

1- Toplum olarak müthiş bir dayanışma duygusuyla hareket ettik.
2- Hiçbir kentimizin, ilçemizin, köyümüzün depreme hazırlıklı olmadığına bir kez daha tanıklık ettik.
3- Bakanların ve CHP’li belediyelerin deprem bölgesine anında müdahalesi ve koordinasyonu son derece olumlu ve önemliydi.
4- HDP’li belediyelerden gelen yardımın engellenmesi kabul edilemez bir haksızlık, hukuksuzluktur.
5- Bilim insanlarının neredeyse nokta atışı bildiği deprem bölgesinde hiçbir hazırlığın yapılmamış olması bundan sonraki süreç açısından alarm vericidir.
6- Deprem vergilerine ilişkin sorgulama elbette ki olağandır. Çünkü bu vergilerin kullanılma şekli, kullanılıp, kullanılmadığı bilinmek durumundadır. Demokratik sistemin kuruluşu yurttaşların vergilerinin nereye gittiğini sorgulama üzerine kurulmuştur.
7- “Deprem ülkesi gerçeği” bugüne kadar ciddi bir biçimde ele alınan, gereği yapılan bir olgu olmadığı ortaya çıkmıştır. Türkiye her alanda inşası zorunludur. Bunun yapılma olasılığı ise ne yazık ki çok düşüktür. Her deprem sonrasında olduğu gibi sadece “tamir” etme anlayışıyla hareket edilecektir.
8- Deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrasına ilişkin deprem master planı bilimsel gerçekler eşliğinde yapılmak durumundadır.
9- Nüfusu belli bir sayının üstünde olan bütün ilçelerde deprem arama kurtarma ekiplerinin kurulması zorunlu hale getirilmelidir.
10- Özellikle İstanbula ilişkin bir deprem seferberliğinin başlatılması zorunludur. Bunun için kaybedecek zaman bulunmamaktadır.