Temel çelişki ve salınım bu noktada düğümlenmektedir. Devrim yapmış ve kendi düzenini kurmuş her parti kurduğu düzenin esiri olmuştur. Ancak CHP, belki de bunun dışındaki tek istisnadır. Mustafa Kemal Atatürk CHP’yi kurarken onun devrimci kadroların ve programın bir bileşimi olarak gördü. O nedenle Cumhuriyet devrimini ve onu sürdürücüsü olarak konumlandırdığı CHP’yi iki büyük ve vazgeçilmez eseri olarak tanımladı.

Tarihteki bütün alt üst oluşlara, yaşanan savaşlara, çelişkilere ve çatışmalara rağmen CHP’nin temel politik değerlerinden ve önceliklerinden vazgeçtiğini söylemek doğru olmaz. CHP, ulusun bağımsızlığı ve yurttaşların eşitliği temelinde çok büyük, gerekli bir iddiayı sahiplenmiş ancak bunu uygulayacak bir tarihsel durum, koşul ve iktidar olma imkanını yakalayamamıştır. Aslında temel sorun ya da çelişki şu noktada düğümlenmektedir; CHP devrimin mi, düzenin mi partisidir? Atatürk her koşulda CHP’yi devrimci radikal bir özle dönüştürmüş ve partiyi bu eksende konumlandırmıştır. Devrimin sürekliliği için partinin de sürekli bir devrimci hatta olması kaçınılmaz bir zorunluluktur. 1950’den günümüze CHP, o tarihi devrimci rolünü gerektiği gibi oynayamamış ve düzenin parantezine girmiştir. 1950’den bugüne CHP’nin temel iddiası “eskiyi” geri getirmek olmuştur. Bu iddia da CHP’nin bir tür altın çağ romantizmine kendini hapsetmesine sebep oldu. Kuşkusuz Cumhuriyetin kurucu felsefesi, yarattığı değerler ve kurumlar sağ/milliyetçi/muhafazakar iktidarlar tarafından tarumar edilmiştir ancak ne siyaset felsefesi açısından, ne iletişim disiplini açısından ne de tarihin temel yasaları açısından bir “geri dönüş” asla mümkün olmadı, olamayacaktır. Bunun yerine devrimcileşmek, cumhuriyetin temel tezlerinde derinleşmek zorunludur.

Bugünün temel sorunlarına yaklaşım da bu çerçevede olmak zorundadır.

4 SORUNA 4 ÇÖZÜM

Şu sorun alanlarında CHP kendi devrimci iddiasını derinleştirmelidir.

  • Kürt sorunu konusunda eşit yurttaşlığı esas almalı,
  • İnanç-ibadet konusunda özgürlükçü laikliği benimsemeli,
  • Ekonomi-politik alanda eşit bölüşümü hedeflemeli,
  • Dış politikada halkların eşitlik, egemenliği temelinde birlikte yaşamayı savunmalıdır.

Dolayısıyla CHP’nin radikal devrimci bir projeyi tekrardan halkın önüne getirmesi gerekmektedir. Bu çerçevede CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 4. Büyük Devrim tezi olumludur, sahiplenilmelidir ve detaylandırılmalıdır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Cumhuriyeti özgürlük ve demokrasi ile taçlandırma” çağrısı partisinin kurulları tarafından yeterince tartışılmamış, gündem oluşturulmamış ve büyük bir politik proje olarak halkın bilgisine sunulmamıştır. Oysa bu çağrı CHP’nin eseri olmayan bu düzeni ya da mevcut siyasi durumu aşma, mevcut vasat düzeni teşhir etme noktasında çok büyük bir imkandır.

Bu çerçevede CHP, düzenin restorasyonuyla uğraşan bir parti olmamalıdır. CHP devrimci bir iradeyle yeni bir düzeni inşa eden parti olmalıdır. Siyasi tarihimiz bize göstermiştir ki CHP ne zaman düzene meydan okusa çok büyük siyasi başarılar elde etmiştir. Bugün bu noktadayız. Bugün çelişkilerle dolu bir Türkiye Düzeni ile karşı karşıyayız. Bu düzenin çekip çevrileceği bir durumu kalmamıştır. O nedenle meseleyi eski-yeni sistem tartışmasından çıkarıp düzen ve devrim ikilemine sokup, devrimci bir konum alıp ona göre bir dönüşüm projesini memleket gündemine sokmak gerekmektedir. Memleketin kaderi yeniden CHP’nin alacağı tavra göre şekillenecektir ve CHP tarihin kendisine yeniden dayattığı devrimci çözümden başka bir seçenek ile uğraşmamalıdır.