Türkiye tarihsel ve güncel tartışmaları sürekli iç içe yaşayan, buradan ciddi kamplaşmalar üreten bir ülke olagelmiştir. Son dönemde iktidar ve muhalefet cephesinde yaşanan “Ant”, “Ezan”, “camilerin ahır yapılması”, “Türkçe Ezan”, “Diyanet İşleri Başkanı’nın Kadir Mısıroğlu ziyareti” sanıldığı gibi sadece gündemi değiştirme amacıyla yapılmış tartışma ya da müdahaleler değildir. Bütün bunların elbette ki gündemi değiştirme amacı vardır ve bu da olağandır. Ama bu gündem değiştirme sanıldığı gibi salt gündelik bir amaca hizmet etmez. Yapılandırılmış bu gündem tartışmaları eğer süreklilik arz ediyorsa orada çok daha başka bir arka plan söz konusudur ve bunun üstüne gitmekten başka bir çare yoktur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti çevrelerinin bu tartışmaları gündemde tutmasının nedenleri üzerine düşünüldüğünde şu gerçekliklerle yüz yüze gelinmektedir:

Türkiye’de modernite, çağdaşlaşma, sekülerleşme, demokratikleşme ekseninde Osmanlı’nın son döneminden başlayarak süregelen tartışmalar ve bu alanda inşa edilen kurumlar ve söylemler bütün kitlelerce kabul edilmemiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kitlesi, tarihsel olarak karşı çıktıkları ve yeniden inşa etmek istedikleri bu süreçleri sürekli gündemde tutarak kendi toplumsal ve siyasal fikirlerini aşılama, kendi toplumsal kodlarını yeniden oluşturma ve söylemsel bir yeniden tanımlama çabası içine girmektedir.

Erdoğan aslında yeni bir rejim kurma çabası, yeni bir düzen oluşturma iddiasındadır ve bu nedenle yeni bir tür tarih yazımına girmektedir. Yani mesele salt gündem değiştirme değildir; mesele bir bütün olarak rejimi değiştirme çabasıdır. Bunun gündelik amacı ise; Cumhuriyet Halk Partisi’ni inanç ve milliyetçilik karşıtı bir konumlandırma içine alarak onu inşa ettiği toplumsallıktan uzak bir yerde sabitlemek, geniş kitlelerle bağ kurmasını engellemek ve tarihte yaşanan bütün olumsuzlukları CHP’ye yüklemeye çalışmaktır. O nedenle CHP’nin bu tartışmaları salt gündem değiştirme olarak görüp, bundan şikayet ederek kurtulma imkanı yoktur. Tam tersine CHP bu tartışmaların üstüne üstüne gitmelidir.

Tarihte yaşanan her şeyin doğru, haklı ve meşru olduğunu savunmak elbette ki olası değildir. Ama Cumhuriyet devrimi özelinde bir bütün olarak ülkenin çağdaşlaşma mücadelesini tümden yok etmeye, yanlışlamaya; ya da başka bir tarih inşa etmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini de bilmek gerekmektedir. O nedenle CHP tarihsel hakikatin ve haklılığın kendisine tanıdığı imkan ve güçle bu tartışmaların üstüne gitmek zorundadır. Yapılan tarihsel hatalar her devrimde, rejimde, kuruluş sürecinde olmuştur, olacaktır. O nedenle dönemi bir bütün olarak mükemmelleştirmeye çalışmak yerine “geçmişin eksikliklerini ve olumsuzluklarını şimdi yaşamayalım” çağrısını yapmak, geniş bir demokrasi vurgusu üzerinden kitleleri yeni bir tartışma zeminine çekmek çok daha sağlıklı olacaktır. Çünkü Cumhuriyetin kurucu tek parti dönemini eleştirerek 21. yüzyılda yeni bir tek parti dönemi kurmak olası, mümkün ve sürdürülebilir değildir. Yani CHP açısından sorun kendini savunmak olmamalıdır. Gerçeği anlatmak ve daha da önemlisi bugün yapılmak isteneni en geniş kitlelere ulaştırmak olmalıdır.

Ülkede yeni bir sistem ve rejim inşa edilirken doğaldır ki önceki rejimin olumsuzluklarından söz edilir, yeni olumsuzluklar üretilir ve tarih yeniden yazılır. Şimdi AK Parti’nin yaptığı tarihi yeniden yazma işidir. Yani mesele yaşanan ekonomik, siyasal, diplomatik krizlerin gölgelenmesinden öte; bütün bu krizleri yeni tek parti zeminine çekerek ve olabildiğince otoriterleşerek yeni bir düzenin kurulması çabasıdır. O nedenle bütün bu tartışmalarla ikinci tek parti döneminin inşa edildiğini görmek, bilmek, farkında olmak gerekmektedir. Birinci tek partiye bu kadar yüklenilmesinin nedeni de budur. O nedenle bu tartışmaları salt gündem değiştirme tartışmaları diyerek hafife almak doğru değildir. Tam tersine; hem ilk dönem tek parti sürecinin olumsuzlukları olabildiğince paylaşılmalı hem de ikinci tek parti döneminin nasıl bir siyasal, toplumsal dağılma yaratacağına dikkat çekilmelidir. Yaşadığımız, yeni bir düzenin inşa sürecidir. Bu gerçeklik ekseninde yaşananlar dikkate alınmalı, çözümlenmeli ve güçlü bir karşı eleştiri yapılandırılmalıdır…