Ulrich Beck, “Bir dünya düzeni çökerken, o düzen üstüne tefekkür başlar” diyor. Şimdi AKP’nin kurduğu düzeni tartışıyoruz. Artık hiçbir şey vaat etmeyen AKP düzenini…

AKP artık kaderi kendi elinde olan bir parti değil. Cumhurbaşkanı bunu gördüğü için müdahale ediyor. Zira siyasete girdiği dönemde ülkenin tarihsel sorunlarını çözeceğini söylemişti. AB, Kürt Sorunu, Alevi meselesi, ekonomik ve toplumsal sorunlar… Bunların hiçbiri çözülmedi. 15 yıl önce iktidar olduğunda; demokrasi, değişim, reform vadeden parti geçen süre zarfında aynı sloganlarla çıkıyorsa bu bizatihi büyük bir itiraftır, siyasi başarısızlıktır. Memleket sorunlarını çözmedikçe “Tek Devlet, Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisindeki huzursuzluklar arttığı için duruma el koydu ve ‘tek adam’ı fiili durumdan yasal bir statüye kavuşturdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ülkede de partide de eleştiriye, muhalefete izin vermeyeceğini anlatıyor. Ama bütün bunlar hangi derde derman olacak onu cumhurbaşkanı dahil kimse bilmiyor.

Kongre öncesinde estirilen “büyük değişim” rüzgarı esmedi, estirilemedi. Yıllardır AKP’yi sadece söylem düzeyinde bile uçurmaya çalışan partili gazetecilere en ufak bir malzeme verilmedi. Belli parti kadrolarının tasfiyesi ve cumhurbaşkanının partiyi gençleştirme söylemi, üzerinde durulan iki husus oldu. Dolayısıyla bir kongreden ziyade bir tür devir teslim törenine tanıklık ettik.

Bundan Sonra Ne Olacak?

AKP kongresinin olduğu gün MHP de il kongrelerini yaptı. Her iki kongrenin sonuçları milliyetçi ve muhafazakar sağdaki yeni bir kırılmanın günü olacak. Erdoğan hem partisinde hem de Devlet Bahçeli aracılığıyla MHP’de kendisine uygun, muhaliflerin yaşayamayacağı bir alan yarattı. Ama siyaset dinamiği böyle işlemiyor, işlemeyecek. Hem AKP’nin kurucu kadroları hem de MHP’nin popüler muhalif aktörleri artık muhafazakarlık sarmalında bir milliyetçilikle yol alınamayacağını aynı zamanda ne AKP’de ne MHP’de bir yaşam alanı bulamayacaklarını dün itibariyle bir kez daha gördüler. Dolayısıyla siyasetin dinamiği AKP ve MHP’nin dışına doğru bir yöneliş içine girecektir. Daha önceki merkez sağ partiler söylem ve kadroda statükoculaştıkları için tasfiye oldular. Aynı süreç şimdi AKP ve MHP için işliyor. Çok uzun bir zamandır AKP’nin siyasetsizlik ekseninde sadece devlet gücüne dayanarak yürüttüğü düzen artık dikiş tutmuyor. Osmanlının son döneminde devlet aygıtı tamamen konjonktüre göre hareket ediyor ve dönemin emperyal devletlerine dayanarak, tavizler vererek ayakta kalmaya çalışıyordu. Şimdi AKP aynı girdabın içindedir. Bir taraftan Arap sermayesi, diğer taraftan Rusya, öte yandan ABD ve müttefiklerine göre sürekli konum değiştiren AKP konjonktürün esiri olarak yol almaya çalışıyor. Ama sürekli patinaj yaptığının o da farkında. Bundan sonraki süreçte konjonktür aleyhine işledikçe daha yoğun bir muhalefetle karşılaşacaktır. Cumhurbaşkanı bu olumsuz süreçlerin üstesinden gelmek için 2019 seçimlerini hedef gösterecektir. Ancak o güne kadar var olan sorunları çözmedikçe elde ettiği bütün güç onun aleyhine işleyecektir. Evet, Türkiye yeni bir dönemin içindedir ama bu dönem yeni aktörler ve siyasetler üretecektir. Tarihin zorunlu rolü bunu söylemektedir.